FRIHOST • FORUMS • SEARCH • FAQ • TOS • BLOGS • COMPETITIONS
You are invited to Log in or Register a free Frihost Account!


cengiz aytmatov





palavra

iyi bir yazardi,Allah rahmet etsin.

Quote:
Türk dünyasının 'Çıngız Ata'sı, dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov, dün vefat etti. Yaklaşık bir aydır Almanya'nın Nürnberg kentindeki Klinikum Nord'da tedavi gören 80 yaşındaki ünlü yazar, komada bulunuyordu.





Hastanenin basın sözcüsü Ernd Siegler, Aytmatov'un dün saat 15.30'da hayatını kaybettiğini söyleyerek, "Suni komada iken ciğer yetmezliği nedeniyle hayata göz yumdu. Almanya'ya getirildiğinde suni komaya sokulmuş haldeydi ve hiç uyanmadı." dedi.

Aytmatov'un vefatı, Kırgızistan televizyonlarında Kırgızistan Devlet Başkanlığı Basın Dairesi'nin açıklamasıyla son dakika haberi olarak verildi. Haber, Aymatov'un yardımcısı Abdıldacan Akmataliev ise şu açıklamayı yaptı: "Yaklaşık bir aydır Almanya'da tedavi gören Türk dünyasının medar-ı iftiharı ünlü yazar Çıngız Aytmatov'u kaybettik. Başta Kırgızistan olmak üzere bütün Türk dünyasının başı sağ olsun." Cumhurbaşkanlığı Basın Daire Başkanı Dosalı Esenaliev, Zaman'a yaptığı açıklamada Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev'in Aytmatov'un cenaze töreni hazırlıkları için acil talimat verdiğini söyledi.

Cengiz Aytmatov, 'Gün Olur Asra Bedel' romanının film çekimleri için gittiği Tataristan Cumhuriyeti'nin başkenti Kazan'da 16 Mayıs'ta rahatsızlanmış, böbrek yetmezliği teşhisiyle tedavi için Almanya'ya getirilmişti. 1928 yılında Kuzeybatı Kırgızistan'daki Şeker köyünde dünya gelen Cengiz Aytmatov, Cambul Veterinerlik Teknik Okulu'nda, Bişkek Tarım Enstitüsü'nde ve Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'nde okudu. Zooteknisyen olarak bütün Kazakistan'ı dolaştı. Gazetecilik yaptı. Edebi çalışmalarına ek olarak, 15 yıl Avrupa'da SSCB'nin, ardından da Kırgızistan'ın büyükelçiliğini yapmıştı. Bütün dünyada bu yıl 80. doğum yıldönümü kutlanan Aytmatov, Nobel Ödülü'ne de aday gösterilmişti. Aytmatov'un cenazesi cumartesi günü Kırgızistan'da toprağa verilecek.

Eserleri 157 dile çevrildi

Eserleri 157 dile çevrilen ve 60 milyon adet basılan Cengiz Aytmatov, 20. asrın en büyük romancılarından biri olarak kabul ediliyor. Kendisi hayatta iken kitapları dünya klasikleri içine giren Kırgız yazarın romanlarından bir kısmı filme de aktarıldı. 'Cemile' adlı kitabı 'Bütün insanlık tarihindeki en güzel aşk romanı' diye tanımlanan Aytmatov'un kitaplarından bazıları şunlar: Zorlu Geçit, Yüzyüze, Cemile, İlk Öğretmenim, Elveda Gülsarı, Beyaz Gemi, Selvi Boylum Al Yazmalım, Gün Olur Asra Bedel, Dişi Kurdun Rüyaları, Toprak Ana, Cengiz Han'a Küsen Bulut, Dağlar Devrildiğinde-Ebedi Nişanlı. Azamat Damir, Nürnberg; Marat Ömürov, Bişkek

tufansaba
Allah rahmet eylesin iyi bir yazardı gerçekten.
mr.emre
Al Yazmalım unutulmaz. Başımız saolsun.
palavra
Quote:
Türk halkının Cengiz Aytmatov ile tanışıklığı Yeşilçam klasiği 'Selvi Boylum Al Yazmalım' filmiyle başladı. Önceki gün kaybettiğimiz Aytmatov, dünyanın kabul ettiği romancılığının yanında Türk dünyasına yönelik vizyonu ile de unutulmayacak bir isim.



İki ay önce Ömer Erdem'e verdiği röportaj, Aytmatov'un fikir dünyasına dönük önemli ipuçları içeriyor. Türkçenin çağdaşlaştırılması yolunda Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nın örnek bir organizasyon olduğuna dikkat çeken ünlü yazar "Kendi dilini ve diğer dilleri iyi bilen bireyler 21. asırda kendilerini ispatlayabilir." diyor. Azeri Türkçesi ile Türkiye Türkçesinin aynı ve Kazak dili ile Kırgız dilinin ikiz dil olduğunu ifade eden Aytmatov, Türk dünyasının anlaşması için yeni bir yapılanmanın gerekliliğine işaret etti.

Kırgızistan'da yas var

Cengiz Aytmatov için Kırgızistan'da cenaze töreninin yapılacağı 14 Haziran'da bir günlük yas ilan edildi. Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev'in imzaladığı kararname uyarınca cumartesi günü ülkede bayraklar yarıya indirilecek ve eğlence programları ve önemli etkinlikler iptal edilecek. Önceki akşam Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev başkanlığında yapılan acil toplantıda, yazarın cenaze ve defin işlerini takip edecek komite kuruldu. Komiteye, Kırgızistan Devlet Genel Sekreteri Dosbol Nuroğlu başkanlık edecek.

Anıtmezara, babasının yanına defnedilecek

Cengiz Aytmatov, vasiyeti üzerine, babasının kabrinin bulunduğu Ata-Beyit Anıt Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Cenaze 13 Haziran'da Kırgızistan'a getirilecek. Aytmatov'un cenazesini getirmek için Almanya'ya giden heyete Dışişleri Bakanı Ednan Karabayev ve Bişkek Belediye Başkanı Daniyar Üsönov başkanlık edecek. Cenaze törenine çok sayıda ülkeden devlet başkanı, başbakan ve bakan düzeyinde katılım bekleniyor. Aytmatov'un cenazesi, 14 Haziran Cumartesi günü resmi törenle Bişkek yakınlarındaki Ata-Beyit Anıt Mezarlığı'nda defnedilecek. Ata-Beyit Anıt Mezarlığı, 1938 yılında Stalin döneminde ülkenin önde gelen aydınlarının kurşuna dizildiği yer. 1990'da ortaya çıkarılan toplu mezarlıktaki aydınlar arasında, Aytmatov'un babası Törökul Aytmatov da bulunuyor. Kırgızistan hükümeti bağımsızlıktan sonra Ata-Beyit'teki katliam kurbanları için anıt yaptırdı. Aytmatov, Ata-Beyit'te defnedilecek ilk kişi olacak.

Ülkesinde en son Türk Lisesi'ni ziyaret etmişti

Aytmatov, ülkesinde en son Bişkek'teki Uluslararası Sebat Eğitim Kurumları'na bağlı Cengiz Aytmatov Kırgız Türk Erkek Lisesi'ni ziyaret etmişti. 7 Mayıs'ta, doğumunun 80. yılı münasebetiyle düzenlenen programa katılan yazar, gençlerin, ellerindeki imkânları en iyi şekilde değerlendirmeleri ve en az iki yabancı dili iyi derecede konuşmaları gerektiğini söylemişti
.


[AYTMATOV'UN ARDINDAN... ]
Abdullah Gül (Cumhurbaşkanı)

"Cengiz Aytmatov'un vefatı sadece Türk dünyası için değil, tüm dünya için büyük bir kayıp olmuştur. Türk kültürünün tanıtılmasına ve gelişmesine önemli hizmetlerde bulunan Aytmatov, Türk dünyasını oluşturan ülke ve topluluklar arasında adeta bir köprü görevi üstlenmiştir.''

Vladimir Putin (Rusya Başbakanı)

"Cengiz Aytmatov hepimiz için yeri doldurulamaz bir kayıp. Hepimizin hatırasında büyük bir yazar, düşünür, entelektüel olarak kalacak."

Kurmanbek Bakiyev (Kırgızistan Devlet Başkanı)

"Aytmatov, tüm dünyada büyük ilgiyle takip edilen eserlerinde okuyucularını akıl ve iyiliğin zaferine inandırdı, milli değerleri en iyi şekilde yansıttı. Bıraktığı eserler en iyi şekilde korunacak."

Asker Akayev (Kırgızistan Eski Cumhurbaşkanı)

"Kaybımız ölçüsüz, üzüntümüz sınırsız. 'Cengiz Ata' Kırgızların günümüzdeki Manas'ıdır. Gün geçtikçe daha iyi anlaşılacak ve yıldızı daha da parlayacaktır."

Türk Dil Kurumu (TDK)

"Cengiz Aytmatov, Türk soylu halkların efsanelerinde, destanlarında, türkülerinde dile getirilmiş birikimleri, Türk dilinin en güzel kullanımıyla bugünün okuyucularına ulaştırmış, eserleriyle hem Türk soylu halkların kültürel miraslarının zenginliğine katkıda bulunmuş hem de eserlerinin çevrildiği 150 dilin okuyucularının bu mirasa tanıklık etmelerini sağlamıştır."

Ertuğrul Günay (Kültür ve Turizm Bakanı)

"Cengiz Aytmatov, Türk kültür dünyası için özel bir isim, gerçek bir kültür elçisiydi. Türk dilinin ve kültürünün gelişimi ve tanıtılması yönünde büyük başarılar gösteren bu önemli kültür adamını tanımak ve eserlerini okumak hepimiz için büyük bir mutluluktu. Bu yıl bu büyük yazarı Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday göstermeyi kararlaştırmıştık."

Elçin Efendiyev (Azeri yazar)

"Aytmatov benim gençliğimin yazarıydı. Kırgızistan'da büyümüştü ama sadece kendi ülkesinin yazarı değildi. Türk dünyasının da değil, tüm dünyanın en büyük yazarlarındandı. Ölümü tüm Türk edebiyatını ve Türk dünyasını üzmüştür."

Anar (Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı)

"Cengiz Aytmatov'un vefatı edebiyat, Türk dünyası ve dostları için büyük bir kayıptır. Çok büyük bir yazar ve çok büyük bir insandı. Onu son kez Bakü'de gördük. Cumhurbaşkanımız ona yüksek madalya verdi. Onun için etkinlikler hazırlanırken üzücü haberini aldık."

Ali Akbaş (Şair)

"Türk dünyasının yaşayan en büyük yazarı vefat etti. Haberi alınca o hüzünle bir dörtlük yazdım: 'İki Cengiz'im var, biri gurbette / Biri Tanrı Dağlarında nöbette / O da gitti şimdi / Başımız dertte.' Gönlümüzde izleri devam edecek. Üzüntümüz çok büyük. Allah yerini boş bırakmasın. Türkçeyle güzel yazan insanlar doğsun, onun eserleri ona ışık olsun."

Doç. Dr. Ali İhsan Kolcu

"Cengiz Aytmatov, Türk dünyasının 20. yüzyılda yetiştirdiği en büyük yazardı. Onun Nobel ödülü alamamış olması dünyanın ayıbıdır. Türk dünyasının Dede Korkut'uydu. Türk dünyasını bir çatıda birleştirebilecek bir bilgindi. Kıymetini son zamanlarda ancak anlayabildik. Eserleri yazarlarımız için örnek teşkil etmeli. Yerel hayattan evrensele nasıl ulaşılabileceğini, o zengin mirasın nasıl aktarılabileceğini yeniden gösterdi."

Doç. Dr. Orhan Söylemez

"Sadece Türk dünyası için değil, edebiyat dünyası için büyük bir kayıp. Kalemi çok güçlü bir yazardı. İnsanın acılarını, hasretlerini, özlemlerini, duygularını anlattı. Merkeze insanı koyduğu için evrensele ulaşmayı başarmıştı."

palavra
Quote:
Dağların kucağında bulunan benim ülkemin adı Kırgızistan. Eskiden beri halkımız yazıp çizse de bunların hiçbiri genel eğitim niteliği taşımamıştır. Çocuklarının eğitiminde daha çok büyüklerin güzel sözleri, tabiatın özü ve folklor eserleri kullanılagelmiştir. Bunda dinin de az çok rolü vardır.



Sovyet döneminde eğitim Kırgızlar arasında toplu bir nitelik kazanmıştır. Bilim ve teknolojinin gelişmesine rağmen o dönemin sonlarına doğru bütün toplum kucaklayıp gelişememiştir. Bunun esas sebebini, Sovyet halkını, dünyadaki gelişmelerden uzak tutarak Batı ve Doğu medeniyetini SSCB adındaki büyük oluşuma getirmemek için gösterdikleri büyük çabada görüyorum. Dünya başka yolla ilerlerken biz kendi yolumuzu bulamadan takılıp kaldık. Bu durum, totaliter-merkezî ve dünyaya kapılarını kapamış ülkelerin büyük bahar buzları gibi eriyerek ayrı ayrı kendi başlarına buzdağına dönüşmelerine sebep olmuştur.

Bizim buzdağına en önce Türkiye Cumhuriyeti'nin, özellikle de eğitim alanında faaliyet gösteren, geleceği düşünen, gelişmeye açık insanlarının el uzattıklarını nasıl unutabiliriz? O zamanki cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın dehası önünde tekrar tekrar eğilerek teşekkür etmemiz gerek. Çünkü bu adam, Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyetlerini yerine getirerek, kendi vatandaşlarının ata yurtlarına temiz kalp ve iyi niyet ile gelmelerine imkân sağlamıştır. Ben son yıllarda büyükelçi sıfatıyla Avrupa'da uzun süredir bulunuyorum, ihtiyar Avrupa'dan biraz boş vakit bulduğumda hemen ata yurduma, Kırgızistan'a gidiyorum. Vatanıma gelir gelmez ne tür gelişmeler ve yenilikler var diye soruyorum. Güzellikleri ve yenilikleri görünce kıvanç duyuyorum. Onların biri de Kırgız-Türk liseleridir. Her gittiğimde öğrencilerin ne kadar kaliteli eğitim aldıklarını görüp seviniyorum, okulları dolaşıyorum ve öğretmenlerle sohbet ediyorum. Benim en çok hoşuma giden şey, bu okullarda okuyan öğrenciler dört dilde; İngiliz, Türk, Rus ve Kırgız dillerinde akıcı konuşabiliyorlar, çağın dili olan bilgisayarda ise istedikleri işlemleri yapabiliyorlar. Bu okullar demokrasiye yöneldiğimiz, Batı ile Doğu'nun yarışarak ilerledikleri bu dönemde çağın ve günün anlamını, şeklini arayıp bularak gelecek nesillerimize tüm gücüyle sunan eğitim kurumlarıdır. Çağdaş dünyada insanlığa nasıl bir eğitim lazım ise, hangi bilim dalının geleceği var ise, insanlığın terbiyesinde hangi sıfatlar gerek ise, onların hepsini bu Sebat Kırgız-Türk liselerinin öğretmenlerinin, terbiyecilerinin vermeye muktedir olduklarını görebiliyorum. Gençlerimiz kesinlikle çok şeyler biliyor ve öğreniyorlar. Ben okul müfredatını incelediğimde bugün ve gelecek için aktüel olan ilim ve bilimi vermeye yönelik olduğunu gördüm. Bu okullarda her yönden çağdaş gelişmeye yönelik terbiye veren, eğiten öğretmenlere ve terbiyecilere bir büyük olarak her zaman başımı eğerek şükranlarımı sunuyorum. Bu okullar, Kırgız-Türk-Sovyet eğitim bilimi ile beraber tarihî ve çağdaş pedagojileri kaynaştırıp tüm dünyanın gelişmeye açık eğitim standartlarını Aladağlar (Tanrı Dağları) bölgesine getiriyorlar. Kırgızistan'ın, eğitim alanında dünyanın globalleşme sürecine 'Sebat' eğitim kurumlarının liseleri aracılığıyla girdiğini görüyoruz. Bu liselerin öğrencileri her sene uluslararası dünya bilim olimpiyatlarına katılarak 1.lik, 2.lik ve 3.lük gibi başarılara ulaşıyorlar. Geçmişte bunun gibi olaylara az rastlanırdı. Bu da Kırgız-Türk liseleri ile gelen başarının bir parçası, Aladağlar bölgesindeki erkek-kız bütün öğrencilerin dünya standartlarında eğitim aldıklarına dair delillerden biri, globalleşme denilen sürece katılmanın hızlandırılmış yoludur. 'Sebat' liselerinde şimdi üç binden fazla öğrenci eğitim görmekte ve buraları kazanabilmek için büyük rağbet var, bir kontenjana elli öğrencinin müracaatı, onların değerinin yıl geçtikte arttığının işaretidir.

Sebat liselerinde okuyan öğrenciler, dünyanın en son gelişmelerinden olan internet ile beraber, teoride gördüklerini pratikte de uygulama imkânına sahiptirler. Bu okulların mezunları, seçmiş oldukları branşlarında yurtdışında eğitimlerine devam etmektedirler. Örneğin, bugüne kadar 'Sebat'tan mezun öğrencilerin % 30'u Avrupa'da, % 8'i Amerika'da, % 4'ü Güney Asya ülkelerinde, % 15'i BDT'de, % 43'ü Kırgızistan'da yükseköğretim kurumlarında okumaktadırlar. Mezunların hemen hemen hepsi yüksek eğitim alıyorlar ve öğrencilerinin de terbiyeli ve edepli oluşu övünebilecek bir durumdur. Üniversitelerini tamamlayan öğrencilerimizin, vatanları olan Kırgızistan'da, ya kendi liselerinde ya da diğer alanlarda çalıştıklarına şahidim. Öğretmenler sınav ile işe alınır, Türk öğretmenler Kırgız öğretmenlerle, Kırgız öğretmenler de Türk öğretmenlerle ders verme teknik ve tecrübelerini paylaşarak, öğreterek, öğrenerek bu yönden büyük kazanç elde ediyorlar.

Kırgız-Türk liselerindeki öğretmenlerin idealleri uğruna yapmış oldukları fedakârlıklar, her türlü zor şartlara rağmen yılmayışları, bana roman kahramanım Öğretmen Duşen'i hatırlatıyor. Kırgız-Türk liseleri gibi eğitim müesseseleri, Orta Asya'daki Türkî cumhuriyetlerde, Sibirya bölgesindeki Türkçe konuşan halklarda, bir başka deyişle Anadolu Türklerinin ata yurtlarında, aktif bir şekilde açılıyorlar. Bunu da bizim yakınlığımızın, kardeşliğimizin derin köklerini ispatlayan bir olay olarak görüyorum. Bu fedakâr öğretmenler, Ak Gemi romanımda kaybolan çocuğu değil, Ak Asya'da kaybolmuş bir nesli arıyorlar. Ak Gemi'de kaybolan çocuğun nerede olduğunu kimse bilemez. Ama Ak Asya'da kaybolmuş bir neslin nerede olduğunu söylemem mümkün. İşte bu okullarda.
Not: Hafta içinde kaybettiğimiz büyük yazar Cengiz Aytmatov'un, kurucu üyesi ve onursal başkanı olduğu Diyalog Avrasya Platformu için kaleme aldığı yazı.

sefilim
Türk dünyasının başı sağolsun , Allah rahmet eylesin.
palavra
Quote:
Gurbette…

Nürnberg 'te…

Bir hastane odası…

Dünyadaki son durağı burası…

Kırgızların en karanlık gecelerine doğan dolunay, o odada battı.

Doğudan doğan ışık, batıda bu odada söndü.

Bir asra yakın göklerde süzülen güzel kuğu, son şarkısını o odada söyledi.

Bir ömür boyu coşkun akan ırmak, nihayet kendi yatağına o odada çekildi.

Edebiyat okyanusunun sınır tanımayan dev dalgaları, o odada durdu.

Issız bozkırları ayağa kaldıran ses, o odada dindi.

Edebiyat ufuklarının Zühre Yıldızı o oda da söndü.

Elveda… Elveda Gülsarılar, Gün Olur Asra Bedeller, Toprak Analar, Beyaz Gemiler, Cengiz Han'a Küsen Bulutlar, Öğretmen Duyşenler, Cemileler…

Gökkubbede hoş bir sada olarak kaldılar…

Sarıözek Bozkırları'nda trenler yine doğudan batıya, batıdan doğuya gidip gelecek ama içinde Cengiz Aytmatov olmayacak.

Issız bucaksız bozkırlarda atlar yine başı boş koşacaklar, üzerlerine Aytmatov atlamayacak…

Issık Göl, yeryüzünün bir gözü gibi gökyüzüne hep bakacak ama Aytmatov'u göremeyecek…

Bozkırdaki rüzgârlar, saçlarını dalgalandırmayacak. Dağlardaki ozanlar, hüzünlü türkülerini duyuramayacak…

Şeker Köyü'nden kanatlanan hüzünlü kuğu göklerde görünmeyecek…

En karanlık gecelerde Kırgızlara yol gösteren yıldız, bir daha doğmayacak…

Al yazmalı, Selvi Boylu Asya'sını bir daha asla göremeyecek…

Halbu ki ne emekler vermişti… “Asyaaa…” diye nasıl haykırmış, bozkırları nasıl da ayağa kaldırmıştı.

“Sevgi emek ister.” demişti. O çok sevdiği Asya'sının üzerine bir kâbus gibi çöken gecelerde, karanlıkların dalga dalga kabardığı günlerde; Ruslar'ın efsanevi kahramanı Danko gibi yüreğini eline almış “yüreğimin ışığına gelin” diyerek, peşine düşen insanlarla, yüreğinin götürdüğü yere doğru yürümüştü.

Edebiyat güneşinin sarı kızıl ışınları, gurbetteki alaca bulutların üzerinden kayıp kayboldu ve birden dünyamız karardı.

Edebiyat dünyası, şimdi hüzünlü yağmurlar altında ıslanıyor.

Fundalıkların arasındaki dar patikada Cemile artık tek başına yürüyor.

Başı açık, saçları ağarmış, kederin heybetiyle erişilmez, ulaşılmaz bir yüceliğe kavuşmuş kadın Seyde, kucağında çocuğu ile yalnız başına bir abide gibi duruyor.

Nayman Ana, kendi öz kültüründen, dininden, inançlarından uzaklaştırılan, mankurtlaştırılan oğluna tek başına ağlıyor…


*********

Seksen yaşındaydı ama hâlâ çocuk bir kalbi vardı.

O saf, o temiz çocuk, kalbinin kabul etmediği her şeyi reddetti. Acıları, zulümleri, savaşları, haksızlıkları hiç kabullenmedi.

Hep isyan etti. Ezilmeye, köleliğe baş kaldırdı.

“Başka ilde sultan olmaktansa, kendi ilinde ultan (tutsak)” olmayı tercih etti.

Çocukluk yılları acılarla doluydu.

Daha pek küçükken zayıf omuzlarına dağlar kadar yük binmişti.

Babası ve amcaları sürgüne gönderildiğinde yedi -sekiz yaşlarındaydı.

Annesi ve kardeşleri ile yıllarca, ha bu gün ha yarın gelir, diye babalarını beklediler.

Yaşananları acılarla dokunmuş siyah bir gömlek gibi bir ömür boyu hep sırtında taşıyan Aytmatov'un kendisinden dinleyelim o günleri,

“Sürgündeki amcam mektuplarında bazen bulgur isterdi. Verilen işi akşama kadar yetiştiremediği zamanlarda akşam yemeği vermediklerini, işi bitirmek içinse hastalıkların izin vermediğini yazardı. Babamdan hiç mektup gelmedi.

Uzun kış gecelerinde annemle, Karakız Halam el değirmeninde buğday öğütürlerdi.

“Anam bir ömür boyu hep ümitle babamı bekledi. Anama ümit veren biraz da fala bakan bir kadının 'bir gün kavuşacaksınız” demesi olmuştu.

“Çocukluk yıllarımda köyün bir ucundan postacı görününce; köyün diğer çocukları gibi ben de kardeşlerimle postacının etrafını sarardık. Postacı benimle ve kardeşlerimle göz göze gelmemeye çalışırdı. Çünkü postacı bize hiç iyi bir haber getirmemişti.

“Eskiden ata babalarımız, gurbete giderken bir avuç vatan toprağını beline bağlarlarmış, toprak çeksin diye. Taze gelinler, kocalarına ekmeğin ucundan ısırtırlarmış, kalan ekmeği saklarlarmış, ekmek çeksin diye. Ne toprak ne de ekmek, ne babamı ne de amcalarımı çekmedi.”

Aytmatov'un babasından yola çıkan bir selam, kırk yıl sonra kendilerine ulaştığında artık annesi hayatta değildir.

Dört yıl önce vefat etmiştir.

Bu selamın hikâyesi de bir başkadır.

Bişkek'teki devlet hastanesinde iki yataklı bir odada, babasının hapishane arkadaşı son günlerini yaşamaktadır.

Yandaki yatakta yatan bir delikanlı, okuduğu kitabı yastığın üzerine bırakarak bir ara dışarı çıkar.

Yaşlı adam kitaba uzanır ve alır;

“Toprak Ana…Cengiz Aytmatov…”

Kapağını açar.

“Baba, ben sana bir anıt dikemem, çünkü nerede yattığını bile bilmiyorum.

Babam Törekul Aytmatov'a

Oğlun Cengiz.”

Yaşlı adamın beyninde şimşekler çakar. Evlatlarından Cengiz Aytmatov'u bulmalarını ister.

O günlerde Aytmatov Amerika'dadır. Kız kardeşlerinden birini bulurlar. Son günlerini yaşayan adam başlar anlatmaya.

“Baban Törekul çok iyi bir adamdı. Beni dipcikle dövmüşler, ağzımı burnumu paramparça etmişler ve babanın bulunduğu koğuşa baygın bir halde bırakıp gitmişlerdi. Gözlerimi açtığımda kendimi babanın yatağında buldum. Baban vücudumdaki kanları silmekle meşguldü. Bir gün babanı ertesi gün götüreceklerini söylediler ve gittiler. Sonraki günde alıp götürdüler. Bir daha da haber alamadım.

“Giderken, size ulaştırmam için bana bir torba bıraktı. Torbanın üzerinde Cengiz, İlgiz, Tala, yazıyordu. Belli ki Talas yazmak için 's' ye iplik yetmemişti. Ayrılırken yüzüme bakan gam yükü gözlerini, söylediği son sözleri hiç unutamıyorum; 'Beni, sen halk düşmanısın, diye öldürmeye götürüyorlar. Bu torbayı evlatlarıma verirsin.' dedi. İçine siyah saçlarını taradığı tarağı da koydu.

'Bu günden sonra bu tarak bana lazım olmayacak…'

“Fakat sonrasında beni de Sibirya'ya sürdüler. Korkumdan torbayı bir nehre attım. Yirmi beş yıl sonra evime dönebildim. Emaneti size ulaştıramamanın acısını hep içimde yaşadım durdum. Babanız hep sizden söz ederdi.”

Nice pınarları insanlar hiç anlamadan kurutmuşlar.

Bu acılı günler her aklına geldiğinde, “Allah'ım! Bu acılı günleri değil insana, hayvanlara bile verme.” diye dua eden acıların insanı Cengiz Aytmatov artık aramızda yok.

Buz kesen bozkırlarda özgürlük kıvılcımlarını tutuşturan adam, yüreğimizi yangınlara bıraktı gitti.

Onlar steplerde bu acıları yaşarken, Asya'ya asırlık hüzün yağmurları yağarken, Anadolu'dan yavaş yavaş yükselen sesler, bir seher vakti Demir Perde'yi sarsan çığlıklarla sancılı şafaklarda buluştu.

Güçlü bir sesin sahibi; “Bir gurup vakti, babanı Sibirya buzullarına sürgüne yolladılar, ananı da vahşi suratlı insanlar bilinmeyen meçhullere alıp götürdüler. O gün bu gün sen, sana uzanacak bir el bekliyorsun.” diyerek, acılarla inledi.

Çaresiz bir çocuk fotoğrafının altına yazılan buz yazılar, Anadolu insanını ateşlemeye yetmişti bile.

Bir bahar günü İstanbul'da edebiyat dünyasının bu devi ile bir araya geldiğimizde;

“Anadolu'dan Asya'ya “Beyaz Gemi” de kaybolan milyonlarca “adsız oğlanları” aramaya on binlerce öğretmen koştu ve oralarda okullar kurdular. ” dediğimde; o çocuk kalbiyle gülümsedi ve “biliyorum, o okullardan biri de benim adımı taşıyor” dedi.

Babasına bir anıt dikemeyen Aytmatov'un adına bir gün belki bir anıt dikilir ama ben, içinde “adsız oğlanlar”ın okuduğu, onun adına dikilen okulu daha çok önemsiyorum.

Çünkü o okullar, güzelliğin ve sevginin simgesi…

O okullar, Adsız Oğlanlar'ın Beyaz Gemisi.

http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=15.06.2008&y=HarunTokakPazar
selim06
Allah rahmet eylesin.
Gerçekten de Türk dünyasının kendi kimliğini koruyup;ilkeli tutumuyla akıllarımıza yerleşmiş önemli bir ismiydi...
nfsforever
Allah rahmet eylesin.
Gercektende cok buyuk bir kayıp.Edebiyat dunyası onun yoklugunu hissedecektir...
Related topics
your favorite song
HANGI KOSE YAZARLARINI OKURSUNUZ?
Hrant dink öldürüldü
kalp doktorlarimiz amerika da kapak oldu.
Emin Çölaşan'ın işine son verildi
I came to you, dad
'Mini etekli olduğu için kezzap atıldı' haberi yalan çıktı
darbeye zemin hazirlamak
6. Turkce Olimpiyatlari
yassiada
Cengiz Han tarihin en çevreci hükümdarı mıydı?
Reply to topic    Frihost Forum Index -> Language Forums -> Turkish

FRIHOST HOME | FAQ | TOS | ABOUT US | CONTACT US | SITE MAP
© 2005-2011 Frihost, forums powered by phpBB.