FRIHOST • FORUMS • SEARCH • FAQ • TOS • BLOGS • COMPETITIONS
You are invited to Log in or Register a free Frihost Account!


Edebiyatcilar Cankayada





palavra


Quote:
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, edebiyatçılar Doğan Hızlan, Selim İleri, Adalet Ağaoğlu, Elif Şafak, Rasim Özdenören ve Hilmi Yavuz'u, “Çankaya Sofrası” toplantıları kapsamında öğle yemeğinde ağırladı.


Cumhurbaskaninin cok guzel bir icaraati.
takdir ediyorum.

ben de cumhurbaskani olursam boyle toplantilar yapacagim.
belki aranizdan birileride yazar olursa davetli listeme alabilirim Wink
BURAK_X
Bizim edebiyat hocası Nurettin'de ordadır şimdi Very Happy Razz
sefilim
Uzun yıllardır böyle bir şeye ilk defa şahit oluyorum , gerçekten de takdire değer.
insolent1
Gerçekten hoş bir şey. Başka yazarlar belki alınmışlardır. Smile
badboyyad
Bence Çankaya gibi bi yerde böyle şeylerin yaniden başlaması çok güzel ve inşallah Allah ın izniylede devam edecek.Ne kadar da bazım kesimlerin hoşuna gitmesede bunlar devam edecektir.
palavra
Quote:
Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ile, onun çağrılısı olarak, 4 Şubat 2008 Pazartesi günü, Ankara'da, Çankaya Köşkü'nde, beş edebiyatçı arkadaşımla birlikte, bir öğle yemeğinde birlikte olduk.
Bir ülkenin Cumhurbaşkanı tarafından davet edilmenin ve bu davete icabet etmenin, Türk entelijansiyasının bir kesiminden bu kertede ağır hakaretlere maruz bırakılacağımızı, doğrusu ya, aklımın ucundan bile geçirmiyordum. Eleştirel görünümün arkasındaki bu aşağılayıcı tavrın ahlaki, terbiyevi, mantıki, kısaca insani hiçbir dayanağı olmadığı için, burada onları tekrarlamak istemem. Ancak, Hilmi Yavuz olarak, bu ülkenin edebiyat ve düşünce hayatına kırk küsur yıldan beri mütevazı katkıları olan bir yazar sıfatıyla, Sayın Cumhurbaşkanı'nın davetini hangi gerekçelerle kabul ettiğimi, siz değerli okurlarıma anlatmak ihtiyacını duyuyorum;- hem gerekçeleri hem de orada, Çankaya'da, sayın Cumhurbaşkanı'na arz ettiklerimi de!

Önce şunu söylemeliyim: Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'le başlayan ve ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün de devam ettirdiği bir 'sofra geleneği' var. Atatürk'ünkiler kadar bilinmese de İnönü'nün, zaman zaman, Çankaya'da bu tür davetler verdiğini hatırlamak gerekir. Sabahattin Eyuboğlu, Nurullah Ataç üzerine yazdığı bir denemede ('Ataç'), İsmet İnönü'nün, 1942 ya da 1943 yılında, Freud üzerine Çankaya'da bir toplantı düzenlediğini belirtir, 'çok değişik çevrelerden elli kadar dinleyici İnönü'nün tanıttığı genç bir hekimin Freud üzerine hazırladığı kısa bir açıklamayı dinledik. Sonra konuşmalar, tartışmalar oldu. Söz bir aralık, buluşlarıyla yeni zamanların fikir hayatında gürültü koparmış Freud, Karl Marx, Darwin gibi bilginlere döküldü.' dedikten sonra 'bu bilginlerin dünyayı hep kendi buluşları açısından görmeleri üstüne ileri geri düşünceler ortaya atıldı[ğını]' bildirir. Düşünün, İkinci Dünya Savaşı yıllarıdır ve İnönü, Çankaya'da, Freud'u, Marx'ı, Darwin'i tartışmaktadır!

Atatürk ve İnönü'den sonra, Çankaya'da bu tür entelektüel sofraların kurulduğuna ilişkin herhangi bir tanıklık yok. Elbette, Çankaya resepsiyonlarını bunun dışında tutuyorum... Kalabalık gruplar halinde sanatçıların ve başkalarının katıldığı resepsiyonlar dışında, ilk defa bir Cumhurbaşkanı edebiyatçı ve entelektüellerle bir sofrada bir araya geliyor. Türkiye için gerçekleştirdiği büyük dönüşümlere rağmen, Turgut Özal, entelektüel donanımının sınırlılığı ile ancak İbrahim Tatlıses, Seda Sayan, Hülya Avşar vb. gibi popüler kültürün öne çıkardığı kimliklere 'sanatçı' statüsü verebilen bir Cumhurbaşkanı oldu.

Özal ile birlikte Türkiye'de popüler kültürün, elbette yazılı ama özellikle de işitsel ve görsel medyanın katkılarıyla yükselişi, Özal tipi 'sanatçı'ların statülerinin de yükselmesine sebep olurken, gerçek anlamda entelektüellerin ve gerçek anlamda sanatçıların statüleri, buna paralel olarak bir değer düşüklüğüne uğratıldı. 'Entel' sözünün, yeteneksiz, dolayısıyla da başarısız raté'ler ile gerçek entelektüeller için, herhangi bir ayırım gözetilmeden, toptancı ve kaba bir hoyratlıkla kullanıldığı sığ bir popülerlik, hayatımıza hakim oldu.

Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün önce büyük tarihçi Halil İnalcık ve değerli kültür adamı Talat Halman'ı, hemen sonra da bizleri Çankaya Köşkü'nde ağırlama konusundaki davetini, gerçek sanatçı ve entelektüel kimliklerin uzun bir süredir değersizleştirilmiş ve horlanmış olan itibarlarının iadesine ilişkin sembolik bir anlam taşıdığını düşünerek kabul ettim. Yukarıda da belirttiğim gibi, bu daveti kabul etmenin, sanatçının ve yazarın itibarının iadesi adına yapılmış olmasının, dar bir idrakin bağnazlaştırdığı bir kısım ham ervah okuryazar tarafından budalaca eleştirileceğini de hesaba katmadan! Üstelik benim, Çankaya Köşkü'nde oturan kim olursa olsun, o makama saygım vardır ve zaten, protokol gereği, Cumhurbaşkanı'nın davetlerini reddetmek âdetten değildir. Bu, ayrıca bir nezaket meselesidir ve hiç kimsenin bir yemekle, sanki abdesti bozulur gibi, eğer muhalifse, muhalefeti 'bozulmaz'!

Çankaya'da, Adalet Ağaoğlu'nun uzun, maalesef çok uzun, evet çok çok uzun konuşmalarından fırsat bulduğumda, Sayın Cumhurbaşkanı'na Türkiye'de bütün meselelerin siyasete endekslendiğini ve o sebeple sathileşip sığlaştığını; siyasetin dışında ülkenin çok ciddi entelektüel meselelerinin olduğunu; hatta siyasete indirgenen 'simge' gibi, 'kamusal alan' gibi (soyut) kavramların, eski deyişle, 'efradını cami, ağyarını mani' tarifleriyle değil, (somut) imgelerle tasvir edildiklerini; aslında 'kavram kargaşası'nın değil, tartışmaların imgeler üzerinden yürütülmesinin ortaya çıkardığı bir iletişimsizliğin hakim olduğunu söyledim. 'Türban'ın, siyasal bir simge olabilmesi için, önce, göstergebilim açısından bir 'simge' olup olmadığının tespiti gerektiğini dilegetirdim. Sayın Gül ilgilendi ve bana bazı sorular yöneltti. Şunu da belirteyim: Bu, katılanların soru sordukları bir 'basın toplantısı' değil, görüşlerin dile getirildiği bir 'sohbet toplantısı'ydı... Anlayana, sivrisinek saz...



palavra
Quote:
Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül'ün Çankaya'daki yemeğine çağrıldığımı öğrenince, yakın arkadaşlarım tanıklık edecektir, büyük bir huzursuzluk duydum.
Huzursuzluğumun sebepleri vardı:

1) Bu türden yemekler, çağrılar, ödül/unvan verişler anılarımda hep sıkıcı zaman dilimleridir. Çankaya'ya ilk kez Sayın Korutürk'ün çağrısı üzerine gitmiştim. Çok kalabalık bir çağrıydı bu. Korutürk'ün elini sıkabilmek için upuzun bir kuyruğa girmiştik. Gerçi Korutürk ve eşi Sayın Emel Korutürk göz kamaştırıcı incelikte kişilerdi. (Emel Hanım'a hayranlığım her zaman sonsuzdur.) Fakat o günün kalabalığını, protokol görevlileri tarafından ikide birde uyarılışlarımızı bunalarak hatırlarım.

Özal zamanında Çankaya'ya gitmedim. Sayın Semra ve Turgut Özal'ı İstanbul Harbiye Orduevi'nin üst katında tanıdım. Herkes Semra Hanım'dan bir şey istiyordu. Daha çok popüler kişilerin katıldığı bir akşamüzeriydi bu. Semra Hanım kimseyi kırmamaya dikkat ediyor, uçsuz bucaksız isteklere yan çizmenin bir yolunu buluyordu. Yalnızca, çok yoksul bir kız çocuğunun okuma sorunuyla içtenlikle ilgilenmişti.

Sayın Demirel'in zamanında, sonradan mahkeme kararıyla kaldırılan Devlet Sanatçılığı unvanını edinmek üzere Çankaya'ya gidişimi, Anılar; ıssız ve yağmurlu'da anlattım. Trajikomik bir sabah ve öğleydi. Demirel sanatın anlamı üzerine harikulâde bir konuşma yapmıştı ama, bu, çok gecikmiş bir konuşmaydı bence.

2) Böylesi çağrılar tuhaf bir gündem oluşturuyor. Çağrılmamış olanlar niye çağrılmadılar diye sormak zorunda kalıyorsunuz. Bulanık bir baskı beliriyor, çağrıya katılmamanız gerektiğini söyleyenler oluyor. Duygusal yaklaşımlar ağır basıyor. Bu kez, Suadiye'de Migros'ta bir bey, "Her şeyi açıkça konuşabileceğinize inanıyor musunuz?" diye sordu.

Konuşulması gerekenler nelerdi? Çokça düşündüm. Sonunda, giderek tırmanan siyasî bölünmenin toplumumuz üzerindeki korkunç yıkımlara yol açabilecek etkisi, en çok konuşulması gereken konu gibi geldi bana. 5.2.2008 tarihli gazeteler bu konuda konuştuğumu yazdı. Radikal, "Selim İleri, türban yasağı konusunda ülkede siyasî kamplaşma yaşanmasından duyduğu üzüntüyü dile getirince..." diye belirtmiş. Hayır, sadece, türban çevresinde olup bitenler değil. Dile getirmeye çalıştığım; içerden, yurdun ortasında, birbirimizi öfkelere, kışkırtmalara sürükleyişimiz. Dile getirmeye çalıştığım; en sağduyulu olması gereken siyasî kişilerin ürperti verici sözleri, boyuna fevrî sözler. Yurdun bir kargaşaya sürüklenmekte olduğunu dile getirmeye çalıştım; farklı kesimlerden gelen uzlaşma önerilerini yok saymayı siyasî erk sanmak yanılgısını.

Yazık ki, sadece dile getirmeye çalıştım, burada yazdıklarımın ancak yarısını kem küm ifade ederek.

Sayın Gül, toplumsal mutabakata verdiği önemi ısrarla vurguladı. Yemeğin başında, sanatın iyileştirici gücünden söz açmıştı. Öyle sanıyorum ki, kaygılarımı paylaştı. Edebiyatımız, iyileştirici ve birleştirici tavrı, farklı düşünüşlerin, farklı duyuş ve yaşayışların bir aradalığını, hiç değilse on beş yirmi yıldan beri yansıtıyor. Buna karşılık, siyaset bugünkü tutumuyla, edebiyatın var etmeye ve korumaya çalıştıklarını gölgelemekte. Hem de, adamakıllı gölgelemekte.

3) Bu soydan çağrılar, âdet yerini bulsun diye düzenlenir. Bu kez öyle olmadı. Gerek Sayın Gül, gerekse Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Sayın Mustafa İsen, söylediklerimizi lâf olsun diye dinlemediler.

Bu soydan çağrılara nezaket gereği katılınır. Dönüşte, nezaketin ötesinde bazı sorunların gündeme geldiğini düşünerek umutlandım. Umudumu korumak istiyorum.

Çankaya'daki yemeği kendi bakış açımdan anlatmaya çalıştım. Sayın Gül, yükselen siyasî tansiyonun geniş kalabalıklarda yaşanmadığını söyledi. Benim gözlemlerim de öyle. Geniş kalabalıklar, hele ekonomik darlık içindeki, geçim derdindeki kalabalıklar dayanışmayı sürdürebiliyor. Küçücük mutluluklar yetip artıyor onlara. Bu küçücük mutluluk arayışlar, bazan, inanılmaz acılara yol açsa bile. Yaz başındaki olayı ben hiç unutmadım: Çöplükten marul yaprağı toplarken taşıt altında can veren çocukları!

O, 'asıl' onmaz acılar sona erinceye kadar...



Related topics
Reply to topic    Frihost Forum Index -> Language Forums -> Turkish

FRIHOST HOME | FAQ | TOS | ABOUT US | CONTACT US | SITE MAP
© 2005-2011 Frihost, forums powered by phpBB.