FRIHOST • FORUMS • SEARCH • FAQ • TOS • BLOGS • COMPETITIONS
You are invited to Log in or Register a free Frihost Account!


fransadaki banka yolsuzlugu





palavra
bu olayda yolsuzlugu yapan kisinin bunu nasil yaptigini ve bu isten ne cikari oldugunu anlayabilen varmi?


Quote:
Fransa'nın en büyük bankalarından Societe Generale'in Avrupa borsalarındaki işlemlerini yöneten bir elemanının, bankayı '4,9 milyar Euro zarara sokmasıyla' ortaya çıkan finans skandalının yankıları sürüyor.



Societe Generale'in Genel Müdürü Daniel Bouton, gözaltındaki işlemcinin, 'Bir Rus bankasının çıkarı için bankaya kasıtlı karar soktuğu' yolundaki iddiaları yalanladı. Bouton, söz konusu iddiaları 'komplo teorisi' olarak nitelendirdi. Bouton, Societe Generale'in Rusya'nın ikinci büyük bankası olan ve içinde hisseleri de bulunan Rosbank'ı satın almak üzere olduğunu, bu satışın 11 Şubat tarihinde gerçekleşeceğini söyledi. Genel Müdür, gözaltındaki işlemcinin avukatının, 'bankanın kendi zararını gizlemek ve kamuoyunun ilgisini başka yere çekebilmek için müvekkilinin günah keçisi olarak ilan edildiği' yolundaki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını ifade etti.

Öte yandan Paris savcısı, bankacılık tarihinin en büyük yolsuzluğunu gerçekleştiren Jerome Kerviel'in, gizli işlemler yaptığını itiraf ettiğini, ancak amacının bankayı zarara sokmak değil, diğer işlemciler arasında sivrilmek olduğunu söylediğini açıkladı. Kerviel'in olayda tek başına hareket ettiğini sandığını belirten Paris savcısı, sanığın yaptığı işlemleri destekleyen sahte belgeler üretmiş olduğunu da ekledi. Dünyadaki finans kriziyle birlikte, son aylarda 2 milyar Euro zarar eden bankanın, bu yolsuzlukla birlikte kaybının 7 milyar Euro'yu bulduğu tahmin ediliyor. Mali skandala imza atan işlemci Jerome Kerviel, bankanın pazardaki dalgalanmalara göre, Avrupa borsalarındaki işlemlerini yönetiyordu. Paris, aa

mr.emre
palavra wrote:
bu olayda yolsuzlugu yapan kisinin bunu nasil yaptigini ve bu isten ne cikari oldugunu anlayabilen varmi?


rus bankasından almıştır komisyonunu
sefilim
Avrupa da yavaş yavaş karışmaya başlıyor.İtalyadaki çöp dağlarından sonra şimdi de Fransa'da yolsuzluk Wink bakalım daha neler olacak
palavra
bir hayli uzun bir yazi ama olayin perde arkasinin anlasilmasi icin gerekli.


Quote:
Maverick, Mel Gibson'un usta bir kumarbazı, Judie Foster'ın da cazibeli bir hırsızı oynadığı Oscar'a aday olmuş 1994 yapımlı bir Amerikan filminin adı. Maverick, kendi başına buyruk, isyankâr ve bireysel anlamlarına gelmektedir.



Son yıllarda finans piyasalarında maalesef bir çok maverik türemiş ve bunlar, bireylerin ve kurumların fon ihtiyaçlarını temin ettiği bu olağan pazarları, yüksek bahislerin oynandığı kumarhaneler haline dönüştürmüşlerdir. Bu tarzda en son olay, MF Global adlı Amerikan şirketine çalışan buğday işlemcisi Evan Dooley'e aittir. Evan, Şubat 2008 sonunda, işlem limitlerini ihlal ederek firmasını bir günde 142 milyon dolar zarara uğratmıştı. Bu, zirai piyasalarda bugüne kadar görülen en büyük yetki ihlali ve mali zararıdır. Bu olay, ne kadar tarihiyse de, ocak ayında Fransa'nın iki numaralı bankasını dizleri üzerine çöktüren skandalın yanında sadece küçük bir ardıl şoktur.

Fransız maverickin adı Jerome Kerviel. Kerviel, Breton adlı küçük bir kasabada doğmuş, annesi kuaför, babası meslek okulu öğretmeni orta direk bir ailenin oğlu. Çevresinde efendi, mütevazı ve yalnız olarak bilinen 31 yaşında genç birisidir. Ancak, tevazusunun aksine, Fransa'nın banliyösünden gelen bu sade gencin çalıştığı "sosyete" bankasına, Societe Generale (SocGen), uğrattığı maddi zarar ise Kafdağı nispetindedir. Bankasını 50 milyar Euro (75 milyar dolar) bahse sokmuş, 4,9 milyar Euro (7,2 milyar dolar) zarar etmesine sebep olmuştur. Bu da şimdiye kadar tek bir bankacının kaybettiği en büyük tarihi rakamdır. Bu fiyasko, bir haftada halk çocuğu Kerviel'i "zararların efendisi" yaparak dünyaca meşhur etmiş, burnu havada sosyete bankası SocGen'i de "mağdurların efendisi" yaparak el âleme rezil etmiştir.

Halkın parasıyla kumar başlıyor

İnternette ismine hayran kulüpleri kurulan Kerviel, kapitalizme ve serbest piyasaya zaten alerjik olan Fransız toplumunda şişman kedilere darbe indiren büyük bir halk kahramanı haline gelmiştir. Artık Kerviel, bütün ciddi ve ciddi olmayan medyanın amansızca peşinde koştuğu, Google'da hakkında 2,5 milyon kayıtla bugünlerde en çok aranan ve en çok merak edilen Fransız monşeridir. Olayın çapı ve gizemi Kerviel'i birdenbire "kult figure" haline getirmiştir. Kapitalistlerin ve siyasilerin "haydut bankacı" diye nitelediği Kerviel, bugün birçok kişi için "Robin Hood" mesabesindedir. Öte yandan, sermaye sevmezlerce, o "finans dünyasının Che Guevara"sı veya "SocGen'in James Bond"u olarak da anılmaktadır. Dahası, birçok genç bayan bugün, üstünde "Ben Kerviel'in kız arkadaşıyım" diye yazan tişörtleri gururla taşımaktadır. Çağımız insanının dedikoduya, sansasyona, hikâyelere düşkünlüğü, eminiz pek yakında Kerviel hakkında kitapları, filmleri ve belgeselleri de doğuracaktır.

Kerviel 2000 yılında, Fransa'nın BNP'den sonra en meşhur ve en büyük bankası SocGen'in yatırım bankacılığı birimine girmeyi başarır. SocGen yüzyılı aşkın tecrübesiyle, 77 ülkede 120 bin çalışanı ve 23 milyon müşterisiyle Fransa'nın en büyük gururlarından birisidir. Kerviel, piyasa işlemlerinin kayıtlarının tutulduğu ve takip edildiği arka bir bölümde "kâtip" olarak işe başlar. Başlangıç maaşı düşük ve görevleri sınırlıdır. Kerviel'in eğitimi mütevazıdır; ortalama denecek üniversitelerden finans derecesi ve masterı almıştır. Paris'in elit üniversitelerinden mezun olanların yönettiği ve çok havalı bankacıların olduğu bu sosyete bankasında tepeye doğru pek bir şansı yoktur. Ancak, tüm güçsüz ve torpilsiz geçmişine rağmen, Kerviel çok hırslıdır. Üst kattaki şanslı ve donanımlı bankacılardan farkı olmadığına ve şans verildiğinde onları sürklase edeceğine emindir. 2002 yılında bankanın aksiyon bölgesine, piyasa işlemcisi asistanı olarak girmeyi başarınca umutlanır. 2005'te de rüyaları gerçek olur; artık o bankanın en dinamik ve en para yapan biriminde bir alım-satım uzmanıdır. Kerviel çok önemli bir iş başarmıştır; çünkü o SocGen'de arka ofisten ön ofise geçen birkaç kişiden birisidir.

Kerviel'in başlangıçta yetkili olduğu piyasa işlemleri göreceli olarak düşük riskli işlemlerdir. Genelde, piyasalar arası fiyat farklılıklarını değerlendirecektir. Ayrıca, piyasaların gidişatını tahmin ederek ya önceden hisse satın alacak ya da satacaktır. Yalnız, bu işlemler çok riskli olduğundan hemen arkasından karşı bir işlem yaparak pozisyonunu dengeleyecektir. 2005'te hırsıyla mütenasip, yetkilerini aşan ama başarılı işlemler yapmaya başlar. Mesela, teröristlerin Londra Metrosu'nu bombalamasından hemen önce Alman sigorta firması Allianz'ın hisselerini şansla önceden satarak 750 bin dolar vurgun elde eder. Amerika'nın ev piyasalarındaki sıkıntısı üzerine, borsaların değer kaybedeceğini tahmin ederek, yetkisini aşan büyük miktarda önceden satma işlemleri ile 500 milyon dolar kazanınca Kerviel'in artık başı dönmeye başlamıştır. 2007 yılı sonuna gelindiğinde, kendine güveni zirve yapar. Bankası adına 2,1 milyar dolar yaptığı kâr, SocGen'in yatırım bankasının tüm kârının yarısından fazladır. O artık üst kattakileri kârlarıyla dövmektedir.

Kerviel ne ilk ne de son

Kerviel, bir "para makinesi" icat ettiği zannına kapıldığından, aldığı pozisyonlar için sigorta anlamına gelen karşı işlemleri yapmaz. Çünkü bu işlemler riski azaltırken kârı da törpülemektedir. Aldığı bu aşırı riskli pozisyonları üstlerinden saklamak için uydurma karşı işlemler gösterir. Daha önce bu işlemleri takip eden arka ofiste çalıştığı için bütün hileleri bilmektedir. SocGen'de müfettişler alınan pozisyonlara kişisel bazda değil de toplam olarak baktığından büyük havuz içerisinde bu işlemlerin farkına varmazlar. Ara sıra ipuçları belirse de, Kerviel ya uydurma evrak ya da e-postalarla paçayı kurtarır. Ayrıca, tüm bankanın kârlarının yarısını elde eden yatırım birimi kurum içerisinde adeta dokunulmazdır. Bu birim tarafından, dahili polislere yukarıdan bakılmakta, hatta umursanmamaktadır. Ayrıca, bu birimde işler de tıkırında gittiğinden bankaca aşırı ihtiyata gerek görülmemektedir.

Yalnız, müfettişler Ocak 18'de radarda çok küçük bir Alman yatırım bankasıyla girilen 45 milyar dolarlık işlemi görünce kuşkuya kapılırlar. Müdürler hemen teyakkuza geçer ve Kerviel'i sorgularlar. Kerviel bir hata olduğunu ve gerçek işlemin daha büyük Deutsche Bank'la yapıldığını iddia eder ve uydurma bir e-maille savunmaya geçer. Buna ikna olmayan üstleri, bankayı aradıklarında acı gerçekle yüz yüze gelirler. Kerviel saklı hesaplarda korunmasız toplam 75 milyar dolar pozisyona sahiptir. Bu, bankanın piyasa değerinin hemen hemen iki katıdır. SocGen Genel Müdürü Daniel Bouton, devletin de onayıyla, bu açık pozisyonları kapatmaya girişir. Yalnız zamanlama korkunçtur. İşlemlerin başladığı Ocak 21, borsa tarihine "Kara Pazartesi" diye geçen gündür. Amerika'nın sorunlarından dolayı tedirgin olan piyasalar o gün serbest düşüşe geçmiş ve 11 Eylül'den sonra en kötü gününü yasamıştır. Düşen piyasaya panikle varlıklarını satan banka, Kerviel'in 4 milyar dolar olan zararını 9,3 milyara tırmandırmıştır. Kerviel'in önceki kârlarını düşünce, net zarar tarihi 7,2 milyar dolardır. Birçok kişi, SocGen'in panik satışlarının o hafta borsalarda yaşanan fırtınayı başlattığına, birçok kişi de derinleştirdiğine inanmaktadır. Hatta, borsaların tepetaklak olmasıyla, çoktandır beklenen "kıyametin" geldiğini sanan FED'in, 22 Ocak Salı günü bankalar arası faizleri .75 puan birden indirmesini bugün sorgulayan çoktur.

Kerviel tarihe geçmiştir ama zaman tünelinde gezinildiğinde yalnız olmadığı görülür. 1995'te Nick Leeson adında bir bankacı, İngilizlerin birkaç asırlık çınarı Barings Bank'ı devirmiştir. Leeson, Kraliçe'nin bankası olarak bilinen Barings'i 1,3 milyar dolar zarara uğratmıştır. Hikâye Kerviel'inkine çok benzemektedir. Leeson da çok hırslı ve başarılı bir piyasa işlemcisidir. Japon Nikkei endeksi üzerinden banka adına aşırı riskler almış, sonra da işler ters gitmeye başlamıştır. Leeson, Singapur masasında çalışmaktadır. Yaptığı spekülasyonları, uzun zamandan beri üstlerinden saklayabilmesi çok kolay olmuştur; çünkü kayıtları da kendi tutmaktadır. İşler çıkmaza girince, Leeson çareyi kaçmakta arasa da, üç gün sonra kendisini Frankfurt'ta teslim etmiştir. Dört seneye yakın hapis yatan Leeson sonra yaptıklarından dolayı özür dilemiştir. Hatta, "Düzenbaz Bankacı" diye bir filme konu olmuştur. Bugün hikâyesini anlatarak para kazanmaktadır. Leeson'un 1 milyar dolarla başlattığı zarar zinciri hemen yinelenmiştir. Toshihide Iguchi, New York'ta faaliyet gösteren bir Japon bankasını 1995'te 1,1 milyar dolar zarara uğratmıştır. Bu zararları hasıraltı eden banka, daha sonra FED tarafından fark edilince sınır dışı edilmiştir. 1999'da, dünya yeni bir tarihi zarar rekoruna şahit olmuştur. Yasuo Hamanaka adında bir Japon bakır işlemcisi, çalıştığı firma Sumitomo'yu tam 2,6 milyar dolar zarara uğratmıştır. 2006 yılında, Brian Hunter adlı bir doğal gaz işlemcisi, çalıştığı yatırım fonu Amaranth Advisors'u 6,5 milyar dolar zarara uğratarak iflasına sebep olmuştur. Kerviel ise, 2008 yılında bu rekoru kırarak yeni bir platoya taşımıştır.

Türkiye'de yaşananlar henüz yazılmadı

Kanaatimizce, bu modern çağın maneviyattan uzak toplumu yeni Kerviel'ler çıkaracaktır. Bu trajedide aslında birçok suçlu vardır. "Ahlaki riziko/moral hazard" kuramına göre bu suçluları tek tek tevkif edebiliriz. Meşru bir proje için kredi alan bir işletme sahibinin, daha büyük kârlar etmek amacıyla gidip kumar oynaması veya esrar işine girmesi bu tür rizikoya basit bir örnektir. Ahlaki riziko kuramına diğer bir örnek de "asil ve vekil sorunu"dur. Halka açık şirketlerde hissedarlar sahibi oldukları şirketi profesyonel yöneticiler vasıtasıyla yönetirler. Asiller (hissedarlar) vekilleri (şirket yöneticilerini) çıkarlarını maksimize etsinler diye tutarlar. Yalnız, yöneticiler çoğu zaman bu vekâlet ilişkisini ihlal ederler. SocGen ile Kerviel arasındaki ilişki de bir "asil-vekil" ilişkisidir. SocGen Kerviel'i azami 183 milyon dolarlık işlem yapmakla yetkilendirmiştir. Ancak Kerviel 75 milyar dolar spekülasyona girerek bankasının güvenine ihanet etmiştir. Bu bağlamda, "asil-vekil sorunu"na bir "emanete ihanet sorunu" olarak bakabiliriz. Ayrıca, Kerviel yaptığı işlemleri saklayarak, çarpıtarak ya da yalanlayarak patronun güvenini ihlal etmiştir. Ayrıca, başkalarının parasıyla adeta kumar oynamıştır. Riskli işlemlere girerek kâr potansiyelini artırmış ve bonuslarını şişirmiştir. Sonra da gözünü hırs bürümüş ve bahislerini artırmaya başlamıştır. İşler ters yüz olmaya başlayınca da, kendisini kurtarmak için tüm bankayı bahse yatırmıştır. Bu son hamleyle, eğer kazanırsa kahraman olacaktır, kaybederse de sorun yoktur; zaten işinden olmuştur. Başkasının parasıyla rızasız kumar oynamak ihanettir. Yalnız burada, SocGen de masum değildir. Hissedarlar ile SocGen yöneticileri arasında da bir "asil-vekil" ilişkisi vardır. Hissedarlar, yöneticileri "hesaplı kâr" yapmakla görevlendirmişlerdir. Sermaye yöneticilere emanettir. Bunu korumak için, en gelişmiş güvenlik önlemlerini almak yöneticilerin görevidir. SocGen güvenlik konusunda aşırı ihmallerle hissedarlarına ihanet etmiştir. Kerviel evvelden de birçok kez işlem yetkilerini ihlal ettiğini; ama kâr yaptıkça kimsenin ses çıkarmadığını söylemektedir. Eurex borsası SocGen'i Kerviel'in bazı işlemleri hakkında uyarsa da, SocGen bir önlem almamıştır. Aynı şekilde, Fransa Merkez Bankası, SocGen'i dahili kontrollerde zayıflık konusunda ikaz etmiştir. Kerviel'in 2005'ten beri işlem yetkilerini ihlal etmesine rağmen, bu kadar uzun süre radarlara yakalanmamasını kimse mantıkla açıklayamamaktadır. SocGen emanete sahip çıkamayan bir bedbaht rolündedir; ya da topluca kumar oynayan bir kurum. Zayıf kontrol sistemini tespit etmesine rağmen, SocGen'e müeyyideler uygulamayan merkez bankası da, onlardan sorumlu politikacılar da halkın onlara verdiği emanete iyi sahip çıkmamıştır. SocGen'in sorunları tüm bankaların iç kontrol sistemleri hakkında kuşku doğurmuştur. Kredi zararlarıyla boğuşan bankaları bir de böyle bir şaibe tehdit etmektedir.

SocGen kültüründe vaki olduğuna inanılan aşırı kibir ve gurur, anlaşılan tepeden tırnağa bütün bankanın başını döndürmüştür. Ne var ki, gulyabanileşen bu sosyete bankası bugün kırsaldan gelen bir halk çocuğu tarafından dizleri üzerine çöktürülmüştür. Suç hiçbir zaman cezasız kalmıyor. Bankalara konan paralar halkın parasıdır. Hem banka sahiplerine hem de yöneticilerine emanettir. Bu paraları kumar nispetinde aşırı riskli yatırımlara yönlendirmek, bunlara tevessül edecek kişileri istihdam etmek ve bu tür tehlikelere karşı yeterli önlem almamak ihmal değil ihanettir. 2001-02 yılında tüm Türkiye'yi uçurumun eşiğine getiren banka skandallarına ise henüz bir sıfat icat edilmemiştir. Kendilerine emanet edilen halkın parasını şirketlerine "hibe eden" patronlar ve bunlara göz yuman bürokrasi ve politikacılar asil ve vekil ilişkisini ihlal etmişlerdir. Halkın verdiği yetkiyi iyi kullanmamışlardır. Bu bankacılar da, düzenlemeciler de, politikacılar da, bu halkın içinden çıktığına göre, acaba halk, aynada kendini mi görüyor?

PROF. DR. İHSAN IŞIK - ROWAN ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ
sevret
çok teşekkür ederim hocam sana Very Happy
palavra
bu bankayi gelen giden carpiyor galiba.
bende bir sansimi deneyeyim Laughing

Quote:
Bir süre önce 4.9 milyar euroluk tarihin en büyük banka dolandırıcılığı skandalıyla sarsılan ve zor bir dönem yaşayan Fransa'nın ikinci büyük bankası Societe Generale Bank, 500 milyon dolar tutarındaki 15 ton altınını konsinye sözleşmesiyle satılmak üzere Goldaş'a verdiklerini, ancak ne altınları ne de altınların parasını geri alabildiklerini iddia etti. Sözleşme gereği Goldaş'ın altınları satıp komisyonunu aldıktan sonra bankaya ödeme yapması gerekiyordu. Belirlenen süre içinde bankaya herhangi bir ödeme yapılmadığı ve 15 ton altının da verilmediği ileri sürüldü. Avukatları aracılığıyla Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı'na müracaat eden Societe Generale Bank, 'nitelikli dolandırıcılık' suçlamasıyla Goldaş firmasının 15 ton altınlarını geri vermesini talep ederek suç duyurusunda bulundu.

'İDDİALAR ASILSIZ'

Fransız bankasının şikâyeti üzerine Goldaş'ın ortakları Hasan Yalınkaya, Sedat Yalınkaya, Mustafa Aykut Akbar, Kemal Ulutepe ve Çetin Binatlı savcılığa çağırıldı. Bakırköy Cumhuriyet Savcısı Raif Bıkmaz'a ifade verdikten sonra, adliye çıkışında basın mensuplarının soruları üzerine, firmanın ortaklarından Sedat Yalınkaya, Goldaş'ın Türkiye'nin en büyük 100 şirketinden birisi olduğunu vurgulayarak, “Böyle bir şey olamaz. Goldaş Türkiye'nin en saygın şirketi, halka açık, bilançosu ortada. Bunlar karalamaya yönelik girişimler. 15 ton altın kaç para ediyor? Kim 15 ton altın dolandırabilir? Bu suçlama bir iftiradır" dedi.

Related topics
[FIKRA] Aldattın mı???
Bedava Domain
ücretsiz web tasarim
reklam - sponsorlar
BiteFight
Google AdSense
bir hacker in daha sonu hapis oldu
mail guvenligi uzerine bir roportaj
bosna-soykirim
Türkiyede En çok tutan keywordler neler?
Vodafone 30 Mart itibariyle Telsim Adını Bırakıyor
Türkiye internette sondan ikinci
Google İşletim Sistemi: Goobuntu
Bu virüs banka hesabınızı boşaltıyor !
Reply to topic    Frihost Forum Index -> Language Forums -> Turkish

FRIHOST HOME | FAQ | TOS | ABOUT US | CONTACT US | SITE MAP
© 2005-2011 Frihost, forums powered by phpBB.