FRIHOST • FORUMS • SEARCH • FAQ • TOS • BLOGS • COMPETITIONS
You are invited to Log in or Register a free Frihost Account!


Yargıtay'dan türban serbestliğine sert tepki





mr.emre
Quote:
Yargıtay başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya: Türban serbestliği laik üniter yapıya aykırı bir faaliyet alanı yaratır. Yazılı bir açıklama yapan Başsavcı, Böyle bir serbestliğin dini ve bölücü örgütler tarafından rahatlıkla kullanılacağını, eğitim kurumlarını gruplara ve kamplara ayıracağını vurguladı.

Başsavcı Yalçınkaya, siyasi partilerin kutsal sayılan şeyleri istismar etmemesi gerektiğine dikkat çekerek siyasi partiler yönünden bir siyasi partinin nasıl davranıp davranmayacağı konusunda kırmızı çizgiler çizdi. Yalçınkaya, "Demokrasinin bir veya birçok kuralına uymayan veya cumhuriyetin temel ilkelerinden olan laik ve üniter yapıyı, demokrasiyi yok etmeyi amaçlayan ve de demokrasinin tanıdığı hak ve özgürlükleri yasa dışı yorumlarla tarif ederek oluşturulan siyasi projeleri öne süremeyecekleri, bu nitelikteki beyan ve eylemlerin gerek iç hukuk gerekse de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi korumasından yararlanamayacağı gözetilmelidir.” dedi
insolent1
mr.emre wrote:
Quote:
Yargıtay başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya: Türban serbestliği laik üniter yapıya aykırı bir faaliyet alanı yaratır. Yazılı bir açıklama yapan Başsavcı, Böyle bir serbestliğin dini ve bölücü örgütler tarafından rahatlıkla kullanılacağını, eğitim kurumlarını gruplara ve kamplara ayıracağını vurguladı.

Başsavcı Yalçınkaya, siyasi partilerin kutsal sayılan şeyleri istismar etmemesi gerektiğine dikkat çekerek siyasi partiler yönünden bir siyasi partinin nasıl davranıp davranmayacağı konusunda kırmızı çizgiler çizdi. Yalçınkaya, "Demokrasinin bir veya birçok kuralına uymayan veya cumhuriyetin temel ilkelerinden olan laik ve üniter yapıyı, demokrasiyi yok etmeyi amaçlayan ve de demokrasinin tanıdığı hak ve özgürlükleri yasa dışı yorumlarla tarif ederek oluşturulan siyasi projeleri öne süremeyecekleri, bu nitelikteki beyan ve eylemlerin gerek iç hukuk gerekse de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi korumasından yararlanamayacağı gözetilmelidir.” dedi


Yargıtaya da el atarlar. Oralara da birgün birilerini getirirler.
palavra
insolent1 wrote:
mr.emre wrote:
Quote:
Yargıtay başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya: Türban serbestliği laik üniter yapıya aykırı bir faaliyet alanı yaratır. Yazılı bir açıklama yapan Başsavcı, Böyle bir serbestliğin dini ve bölücü örgütler tarafından rahatlıkla kullanılacağını, eğitim kurumlarını gruplara ve kamplara ayıracağını vurguladı.

Başsavcı Yalçınkaya, siyasi partilerin kutsal sayılan şeyleri istismar etmemesi gerektiğine dikkat çekerek siyasi partiler yönünden bir siyasi partinin nasıl davranıp davranmayacağı konusunda kırmızı çizgiler çizdi. Yalçınkaya, "Demokrasinin bir veya birçok kuralına uymayan veya cumhuriyetin temel ilkelerinden olan laik ve üniter yapıyı, demokrasiyi yok etmeyi amaçlayan ve de demokrasinin tanıdığı hak ve özgürlükleri yasa dışı yorumlarla tarif ederek oluşturulan siyasi projeleri öne süremeyecekleri, bu nitelikteki beyan ve eylemlerin gerek iç hukuk gerekse de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi korumasından yararlanamayacağı gözetilmelidir.” dedi


Yargıtaya da el atarlar. Oralara da birgün birilerini getirirler.


O yerlestirme isini uzun bir zaman once chp li adalet bakanlari mogultay ve oktay yapmislari bunu da parti kongresinde itiraf etmislerdi

--5000 partiliyi adalet bakanligina yerlestirdik diye.

o zamanda hicbir Allahin kulu cikip onlara hesap sormamisti.
Liceneus
Zaten siyasi rant dedikleri bu. Adamlar, "adam gibi" siyaset yapmıyor ki, "dayı" olmak için meclise girmeye çalışıyor. CHP, AKP veya başka bir parti farketmez, artık Türkiye'deki siyaset bu şekle dönüşmüş. Çok acı, her seçimde kime oy vereceğimi düşünmekten yoruldum.
insolent1
palavra wrote:
insolent1 wrote:
mr.emre wrote:
Quote:
Yargıtay başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya: Türban serbestliği laik üniter yapıya aykırı bir faaliyet alanı yaratır. Yazılı bir açıklama yapan Başsavcı, Böyle bir serbestliğin dini ve bölücü örgütler tarafından rahatlıkla kullanılacağını, eğitim kurumlarını gruplara ve kamplara ayıracağını vurguladı.

Başsavcı Yalçınkaya, siyasi partilerin kutsal sayılan şeyleri istismar etmemesi gerektiğine dikkat çekerek siyasi partiler yönünden bir siyasi partinin nasıl davranıp davranmayacağı konusunda kırmızı çizgiler çizdi. Yalçınkaya, "Demokrasinin bir veya birçok kuralına uymayan veya cumhuriyetin temel ilkelerinden olan laik ve üniter yapıyı, demokrasiyi yok etmeyi amaçlayan ve de demokrasinin tanıdığı hak ve özgürlükleri yasa dışı yorumlarla tarif ederek oluşturulan siyasi projeleri öne süremeyecekleri, bu nitelikteki beyan ve eylemlerin gerek iç hukuk gerekse de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi korumasından yararlanamayacağı gözetilmelidir.� dedi


Yargıtaya da el atarlar. Oralara da birgün birilerini getirirler.


O yerlestirme isini uzun bir zaman once chp li adalet bakanlari mogultay ve oktay yapmislari bunu da parti kongresinde itiraf etmislerdi

--5000 partiliyi adalet bakanligina yerlestirdik diye.

o zamanda hicbir Allahin kulu cikip onlara hesap sormamisti.


Başka parti gelince şimdiki kadrolar yine temizlenecektir o zamanki gibi.

Adam öldürenin, hırsızlık yapanın, zina edenin elinin, kolunun kesilmesinden bahsedilen evlerden çıkanların, dine dini istismar ederek, sembollere indirgeyerek sonuz bağlılıklarını ifade edenlerin kalacağı makamlar değil oralar. Bu makamlara yerleşecek kişiler için dini ayrımcılık yapma noktasına gidenlerin de kalacağı makamlar değil.

İyi bir temizlik bekliyor yine.
hekimusta
yargıda chp dönemi iktidarında cok daha uzun sürdü ve sürecek gibi. sadece yargıda degil üniversitelerde be daha baska birçok devlet kadrosunda oyle olmaya devam ediyor. her nekadar akp icin kadrolasma soylentileri olsa da bunlar soylenenlerin cok altında. ancak akpde de bir kadrolasma soz konusu. fakat mihenk tası diye tabir edilebilecek yerlere adamlarını getiremiyorlar. getirmeye calissalar o zaman ortalık karısacak. ancak zamnla onlar da çozulecek ve yargı da artık kendi görevini yapmaya baslayacak
badboyyad
Bence yargıtay başkanının yaptığı çok saygısızca birşeydi.Eğer insanlar hür yaşayacak hür dolaşacaksa istediği gibi dolaşacaksa her türlü kıyafetin serbestolması gerekir.Kimse kimseye sen böyle giyinemezsin diyemez.Yargıtay başkanının bu çıkışı bana göre müslümanalara karşı olan sinirinden dolayıdır.Benim atalarım müslümandı ve ben bunu dine saygı duyarım onu benimserim ama bunun yanı sıra diğer dinleride severim kimseyi dininden ötürü aşağlamam veya hut önüne bi engel koymam.Lütfen bu devlet hepimizin hepimiz bu devletin milletiyiz yani hepimiz kardeşiz kardeşliğimizi bozmaylım herkez birbirine saygı duysun kimse kimseye rahatsızlık vermesin.
hekimusta

yorumsuz
loserk
badboyyad wrote:
... herkez birbirine saygı duysun kimse kimseye rahatsızlık vermesin.


Bizim de isteğimiz bu yönde zaten. Sizin bugün özgürce yaşamanızı sağlayan Atatürk'e saygı duymayı öğrenin artık, yaptıklarını birer birer yıkmak yönünde çalışmalar yerine, onun eserlerinin üstüne bir taş da siz koyun. Toplumda ikilik yaratmayın, kimseye rahatsızlık vermeyin. Öğrenin ki artık, cumhuriyet ve cumhuriyetçiler var olmazsa, siz de yok olur gidersiniz.
palavra
Ataturk ortuyede dini inanclarada saygiliydi.






[/img]
loserk
O halde Atatürk'ün başörtüsüne (türbana demiyorum) bakış açını geliştirebilmen için tanımları açıklamak lazım:

Başörtüsü anadolu kadınının taktığı ve önden bağlama şekli olan örtüdür. Başörtüsünü takan çevremdeki büyüklerde de hiç saçımın teli görünüyor diye kaygı duyduklrını da görmedim. Uzun yerleri süpüren mantolarda giymezler!


Türban=Sıkmabaşı inatla takanlar saçlarını tepeden uzaylı gibi toplar türban denen arap örtüsünü arkadan boyunları sıkılmış bir şekil de bağlarlar. Hatta bu da yetmez sıkma başın içini de saç telleri görünmesin diye bir tane daha örtü ile kapatırlar.


Türban; başörtüsü olarak gösterilmeye çalışılamaz. Exclamation
palavra
Latife hanimin resimleride basortusunden cok turbana benziyor.

basortusu universitede serbest denilsin ortada hic bir problem kalmaz.

ama degil basortusu peruk ve sapka bile problem olarak goruluyor.
hekimusta
türban lafını agzınıza dolamıs oyle gidiyorsunuz. yahu türbanın basortusunden ne farkı var. ikisi de bayanlarının saclarını kapatmak için gidyikleri ya da kullandıkları birer araç. bunun siyasetle devrimle gericilikle ya da ülkeyi bölmekle ne alakası var Allah askına.
badboyyad kardesim emin ol ki ataturkü senden cok seviyorum. ve kürt olmama ragmen senden cok seviyorum. onun adını kullanarak ülkeyi tartısma ortamına sokmuyorum. onun ismini kullanarak bir çıkar sağlamıyorum. onun ismini kullanarak baskalarına hakaret etmiyorum. ona saygı duyuyorum. onu seviyorum. yaptıklarının hepsini onaylıyorum ve Türk olmaktan gurur duyuyorum ve bunu kürt olarak soyluyorum. bi kürt olarak ülkemin bölünmesini istemiyorum. anlamsız tartısmalarla çalkalansın ve senelerce geriye gitsin istemiyorum. ne amerika yalakacası ne de baska bir ülkenin yalakası olsun istemiyorum. herkes dininin gereklerini rahatca yerine getirsin istiyorum. eminim ki bunları ataturk de hayatta olsaydı isteyecekti ama sozde ataturkcü geçinen bazıları hayır o oyle degil boyle olsun. basortusu yasak kalsın. kimse namaz kılmasın .... diyecektir.
Her nekadar kürt olsamda bu topraklarda yasadigimi için çok mutluyum ve Ne mutlu Türküm diyene sozunu gururla soyluyorum
loserk
hekimusta wrote:
türban lafını agzınıza dolamıs oyle gidiyorsunuz. yahu türbanın basortusunden ne farkı var. ikisi de bayanlarının saclarını kapatmak için gidyikleri ya da kullandıkları birer araç. bunun siyasetle devrimle gericilikle ya da ülkeyi bölmekle ne alakası var Allah askına.


Türbanı ağzına dolayan biz değil, laiklik karşıtı olanlardır. Bu meselenin bu kadar büyümesine sebep olanlar da onlardır. Zannediyor musun ki, bugün anayasayı çiğneyerek verilmesi planlanan serbestlik türbanla sınırlı kalacak? Bunun burkaya kadar yolu var Confused Burka nasıl bir şeydir, bilmeyenler için:



Kadınların bu şekilde giyinmesi yalnızca dini milletlerde mümkün olmalıdır.

Ayrıca sadece başörtüsü "yalnızca saç kapatmak" için giyilen bir araçtır. Türban ise siyasi bir simgedir. Ama sanırım bunun açıklamasını zaten herkes iyi biliyordur.
insolent1
Türkiye'de gerçekten türban sorunu var mıdır acaba? Bu soruya yoktur demek istiyorum.

Türkiye'de türban, namaz, çalışma saatleri, yemin ederek meclise girememe, ülkenin devletinin dininin "islamdır" olmaması sorunları vardır.

Diyelimki türban üniversitelerde serbest olsa hangi parti neyin siyasetini yapacak? Medya ne yazıp ne çizecek? Ellerinde tartışacak türban sorunu kalmayınca hayat duracak mı? Türkiye tartışmasız mı kalacak? Türkiye'yi güzel günler mi bekleyecek?

Bu sefer başka bir sorunu olacak Türkiye'nin yine sadece o sorunmuş gibi her dakika yayın yapılacak. Medya ve partiler yine oley diyecek.
mr.emre
üniversite ye çıplak giremezsek nasıl özgür olacak ki üniversiteler
palavra
mr.emre wrote:
üniversite ye çıplak giremezsek nasıl özgür olacak ki üniversiteler


yasak oldugunu nereden biliyorsun
bir dene bakalim!
hekimusta
loserk wrote:
hekimusta wrote:
türban lafını agzınıza dolamıs oyle gidiyorsunuz. yahu türbanın basortusunden ne farkı var. ikisi de bayanlarının saclarını kapatmak için gidyikleri ya da kullandıkları birer araç. bunun siyasetle devrimle gericilikle ya da ülkeyi bölmekle ne alakası var Allah askına.


Türbanı ağzına dolayan biz değil, laiklik karşıtı olanlardır. Bu meselenin bu kadar büyümesine sebep olanlar da onlardır. Zannediyor musun ki, bugün anayasayı çiğneyerek verilmesi planlanan serbestlik türbanla sınırlı kalacak? Bunun burkaya kadar yolu var Confused Burka nasıl bir şeydir, bilmeyenler için:



Kadınların bu şekilde giyinmesi yalnızca dini milletlerde mümkün olmalıdır.

Ayrıca sadece başörtüsü "yalnızca saç kapatmak" için giyilen bir araçtır. Türban ise siyasi bir simgedir. Ama sanırım bunun açıklamasını zaten herkes iyi biliyordur.

1-o fotograftakilerin islam nedeniyle böyle örtündüklerini düşünmüyorum. nitekim islamda böyle bir örtünme şekli yoktur.
2- hiç kimsenin anayasayı çignemeye hakkı yoktur. bu hiç bir şekilde tasvip edilemez. anayasayı çignemek sözünden eğer TBMM'nin anayasayı degiştirmesini kastediyorsanız bu meclisin en yasal ve yapması gereken uygulamadır. Çünkü Meclis halkın ihtiyaclarını karsılayacak bir yasama organıdır. Ve bu baglamda gereken yasayı çıkartabilir.
3- Türbanın siyasi simge olmasının açıklamasını yaparsan sevinirim. Çünkü ben şimdiye kadar "hadi türbanlarımızı takıp akp'nin mitingine gidelim" diyeni hiç görmedim duymadım
mr.emre
palavra wrote:
mr.emre wrote:
üniversite ye çıplak giremezsek nasıl özgür olacak ki üniversiteler


yasak oldugunu nereden biliyorsun
bir dene bakalim!



Quote:
AKP’liler Bilim Kurulu Başkanı Prof. Özbudun’dan da bir uyarı aldılar. Özbudun, "Sadece kılık-kıyafet derseniz, bir kayıt koymazsanız, Nazi üniformasıyla da, burkayla da, bikiniyle de girecek" dedi.
loserk
hekimusta wrote:
loserk wrote:
hekimusta wrote:
türban lafını agzınıza dolamıs oyle gidiyorsunuz. yahu türbanın basortusunden ne farkı var. ikisi de bayanlarının saclarını kapatmak için gidyikleri ya da kullandıkları birer araç. bunun siyasetle devrimle gericilikle ya da ülkeyi bölmekle ne alakası var Allah askına.


Türbanı ağzına dolayan biz değil, laiklik karşıtı olanlardır. Bu meselenin bu kadar büyümesine sebep olanlar da onlardır. Zannediyor musun ki, bugün anayasayı çiğneyerek verilmesi planlanan serbestlik türbanla sınırlı kalacak? Bunun burkaya kadar yolu var Confused Burka nasıl bir şeydir, bilmeyenler için:



Kadınların bu şekilde giyinmesi yalnızca dini milletlerde mümkün olmalıdır.

Ayrıca sadece başörtüsü "yalnızca saç kapatmak" için giyilen bir araçtır. Türban ise siyasi bir simgedir. Ama sanırım bunun açıklamasını zaten herkes iyi biliyordur.


2- hiç kimsenin anayasayı çignemeye hakkı yoktur. bu hiç bir şekilde tasvip edilemez. anayasayı çignemek sözünden eğer TBMM'nin anayasayı degiştirmesini kastediyorsanız bu meclisin en yasal ve yapması gereken uygulamadır. Çünkü Meclis halkın ihtiyaclarını karsılayacak bir yasama organıdır. Ve bu baglamda gereken yasayı çıkartabilir.
3- Türbanın siyasi simge olmasının açıklamasını yaparsan sevinirim. Çünkü ben şimdiye kadar "hadi türbanlarımızı takıp akp'nin mitingine gidelim" diyeni hiç görmedim duymadım


Anayasanın hükümleri hiçbir şekilde cumhuriyete ve laikliğe aykırı düşecek şekilde değiştirilemez. Ki nitekim anayasanın değiştirilemez hükümlerinden olan 2. maddesi de bunu açıkça belirtmektedir. Ayrıca halkın ihtiyacından kastın türbansa, benim böyle bir ihtiyacım yok, böyle bir tasarıyı onaylayacak meclise de saygım yok.

Diğer yorumuna gelince, ben gördüm duydum ve gerek akepenin mitinglerinde gerekse sokakta Türk kadınını kara çarşaf içinde görmekten de laik ve cumhuriyetçi bir Türk olarak utanç duyuyorum. Embarassed Bu benim kendi yorumum.
palavra
diyanet isleri baskani yani devletin vatandasin dini islerine ait sorunlari cozmesi icin gorevlendirdigi en ust duzey yetkili aciklama yapmis.

Quote:
Toplumun türban yasağını baskı olarak gördüğü ile ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine Bardakoğlu, ''Bu çetrefil bir konu, ama ben Diyanet İşleri Başkanı olarak sürekli Müslüman kadınların başörtüsünün dini hükmü nedir konusunda çok açık ve net ifadelerde bulundum. Hep dedim ki, 14 asırdır Müslümanlar kadınların başını örtmesini dini bir gereklilik olarak görmüşlerdir ve genel çizgi, genel manzara budur. Yani bu kişisel takdirlerden, bakış yönlerinden bağımsız çok net bir resimdir'' diye konuştu.

loserk
palavra wrote:
diyanet isleri baskani yani devletin vatandasin dini islerine ait sorunlari cozmesi icin gorevlendirdigi en ust duzey yetkili aciklama yapmis.

Quote:
Toplumun türban yasağını baskı olarak gördüğü ile ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine Bardakoğlu, ''Bu çetrefil bir konu, ama ben Diyanet İşleri Başkanı olarak sürekli Müslüman kadınların başörtüsünün dini hükmü nedir konusunda çok açık ve net ifadelerde bulundum. Hep dedim ki, 14 asırdır Müslümanlar kadınların başını örtmesini dini bir gereklilik olarak görmüşlerdir ve genel çizgi, genel manzara budur. Yani bu kişisel takdirlerden, bakış yönlerinden bağımsız çok net bir resimdir'' diye konuştu.



Cımbızla cümle çekmekle olmaz bu işler, devamını da ben yazayım madem:

Quote:
Akyol'un ''Toplumun yüzde 93'ü başörtülü kadınlardan rahatsız olmuyor ama çarşaf, şalvar gibi şeyler dendiği zaman toplumun önemli bir kesimi bundan rahatsızlık duyuyor ve genellik tarikatların bunları telkin ettiği yönünde bir kanaat var bunu nasıl değerlendiriyorsunuz'' sorusuna
da Bardakoğlu, ''Şalvar ve çarşaf dini bir gereklilik değildir. Dinin istediği bir kıyafet tarzı değildir. Çünkü din sadece kadınların yüzleri hariç elleri hariç örtünmesi ile ilgili genel prensip koymuştur. Artık bundan sonrası insanların estetik duygularıyla, şehirleşebilmeleriyle, kültürleriyle alakalı'' diye cevap verdi.


Forumda bir başka konuda tartıştığımız konu hakkında ise:

Quote:
İnsanların zihinlerini karıştırmamak lazım. Sözlüğe bakarak Kur'an ayetlerini açıklamak, Arapça sözlük alıp ayetleri tefsir etmek baltayla saat tamir etmeye benzer.''
hekimusta
loserk wrote:
palavra wrote:
diyanet isleri baskani yani devletin vatandasin dini islerine ait sorunlari cozmesi icin gorevlendirdigi en ust duzey yetkili aciklama yapmis.

Quote:
Toplumun türban yasağını baskı olarak gördüğü ile ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine Bardakoğlu, ''Bu çetrefil bir konu, ama ben Diyanet İşleri Başkanı olarak sürekli Müslüman kadınların başörtüsünün dini hükmü nedir konusunda çok açık ve net ifadelerde bulundum. Hep dedim ki, 14 asırdır Müslümanlar kadınların başını örtmesini dini bir gereklilik olarak görmüşlerdir ve genel çizgi, genel manzara budur. Yani bu kişisel takdirlerden, bakış yönlerinden bağımsız çok net bir resimdir'' diye konuştu.



Cımbızla cümle çekmekle olmaz bu işler, devamını da ben yazayım madem:

Quote:
Akyol'un ''Toplumun yüzde 93'ü başörtülü kadınlardan rahatsız olmuyor ama çarşaf, şalvar gibi şeyler dendiği zaman toplumun önemli bir kesimi bundan rahatsızlık duyuyor ve genellik tarikatların bunları telkin ettiği yönünde bir kanaat var bunu nasıl değerlendiriyorsunuz'' sorusuna
da Bardakoğlu, ''Şalvar ve çarşaf dini bir gereklilik değildir. Dinin istediği bir kıyafet tarzı değildir. Çünkü din sadece kadınların yüzleri hariç elleri hariç örtünmesi ile ilgili genel prensip koymuştur. Artık bundan sonrası insanların estetik duygularıyla, şehirleşebilmeleriyle, kültürleriyle alakalı'' diye cevap verdi.


Forumda bir başka konuda tartıştığımız konu hakkında ise:

Quote:
İnsanların zihinlerini karıştırmamak lazım. Sözlüğe bakarak Kur'an ayetlerini açıklamak, Arapça sözlük alıp ayetleri tefsir etmek baltayla saat tamir etmeye benzer.''

bardakoğluna kesinlikle katılıyorum. resimdeki gibi çarşafın dinde yeri yoktur. bu aşrılığa girer ve dinde ifrata da tefrite de yer yoktur. ancak örtünmesi gereken yerler dinde bellidir ve bayanlar için buna saçlar da dahildir. yani bayanların saçlarını örtmeleri dini bir vecibedir. bunu isterlerse yazmayla yapsınlar isterse türbanla.
Quote:
İnsanların zihinlerini karıştırmamak lazım. Sözlüğe bakarak Kur'an ayetlerini açıklamak, Arapça sözlük alıp ayetleri tefsir etmek baltayla saat tamir etmeye benzer.''
buna gelice söylenin agzına yazanların ellerine sağlık. dogru söz söylemişler valla
palavra
cimbizla yazidan isimize gelen yerleri cekme gibi bir adetim yok

tartistigimiz mevzu basortusu/turban artik ne derseniz deyin.

hukumet bu mevzudaki yasaklari kaldirmaya calisiyor.Yargidaki uc-bes kendini bilmez.Kendilerini hic alakadar etmeyen bir mevzuda fikir ihsas ediyorlar.yapmalari gereken bir uzmana yani diyanet isleri baskanina sorup mevzunun dindeki yerini anlamaya calismak.

baskan da net bir sekilde basortusu dinin emridir. 14 asirdir musluman kadinlar arasinda yaygin bir adettir diyor.


sadece o degil
binlerce ogretim gorevliside bu anlamsiz yasagin kalkmasini istiyor.

http://universitedeozgurluk.blogspot.com/
su ana kadar 1303 ogretim gorevlisi imzalamis sayi her gun artiyor.

toplumdaki bir cok kesim yasagin kalkmasini istiyor.


Quote:

Sanatçı Lale Mansur: Bir an önce türbanın üniversiteye girişi kabul edilmeli ki Türkiye gerçek meseleleriyle ilgilenme fırsatı bulsun. Üniversitedeki başı kapalı öğrencilerin açık olan arkadaşlarını etkileyerek kapatacağını düşünmüyorum. Bu konuda çığırtkanlık yapılmasına karşıyım. Bana göre bu mesele çoktan halledilebilirdi ve de halledilmeliydi. Türkiye bugün türban meselesiyle oturup kalkıyor. Oysa ortada Ergenekon gibi çok önemli bir konu var. Gazetelerin manşetini bu meseleyle meşgul edip gündem saptırılıyor. Türban sorunu bir an önce çözülüp gerçek meselelerle uğraşılmalı.

Modacı Barbaros Şansal: Başörtülü bir öğrencinin üniversite kapısında inancından dolayı bekletilmesi beni kahrediyor. Bu yasağın kaldırılıp kaldırılmamasını tartışmak bile çok saçma. Böyle bir yasak zaten olmamalıydı. Bu öğrenciler yıllarca mağdur oldular. Yurtdışına giden gidebildi, kalanların hayatları karardı. Anayasa'nın temel niteliklerinin değişeceği korkusu yanlış. İnsanlar kılık kıyafetlerine göre yargılamaz. Ülkemizde başörtülü de açık da birbiriyle gayet iyi yaşıyor. Üniversitede neden sorun olsun. Mesela benim atölyemde Ermeni terzilerim de var, başörtülü yeni mezun genç çalışanların da. Biz en ufak bir sorun yaşamıyoruz.

Oyuncu Hülya Koçyiğit: Bu sorun maalesef günün meselesi değil. Yıllardır bu konularla uğraşıyoruz. Başörtülü öğrencilerin eğitim hakkı engellenmemeli. Türbanlı öğrencilerin eğitim isteği çok masum. 20 yaşına gelmiş ve üniversitede okuma hakkı kazanmış biri kıyafetlerinden dolayı engellenmemeli.

Sanatçı Müjde Ar: Her kadının başını bağlayarak da olsa yükseköğretim görme hakkı var. Çünkü aynı düşüncedeki erkekler eğitim görüyor. Kadına diyorsun ki üniversitenin kapısında, giremezsin. Benim yanımda çalışan başörtülü arkadaşlarım var. Onlarda bir sorun görmedim. Türban meselesi siyasetçilerin tamamen oy avcılığı yaptığı bir mesele. Nasıl bağlasın diye oturup tartışıyorlar. Bir tane kadına soralım demiyorlar. O kadar kadın milletvekili var, onlar vitrin midir? O kadar sıkıldık ki kadınlar olarak bu meseleden. Burada da bir aşağılama var kadına, sözüm ona bir özgürlük tanınıyor. Ama o özgürlükte de tuhaf tuhaf tabirler. Bırak ya artık nasıl bağlıyorsa bağlasın. Kadın örgütlerinin Anıtkabir'e giderek başörtüsü aleyhinde eylem yapması da garip. O da artık şey haline geldi. Dakika başına gidelim Ata'm sana şikayet edelim.

Manken ve oyuncu Aysun Kayacı: Başörtüsü bir ideolojinin uzantısı değil. Ben de Müslüman'ım ve keskin inançlarım var. Gerçekten de Nur Suresi'nde geçen ayet var, biliyorum. Bu türbanı takan, benim sınıf arkadaşlarım da var. Kimsenin türbanı beni rahatsız etmiyor. İdeolojik de taksa beni rahatsız etmiyor. Ben sorunun bir an evvel çözülmesinden yanayım.
palavra

Quote:
BAŞÖRTÜLÜ GENÇLER YURT DIŞINDA OKUMAMALI

İnsan kendi isterse kapanır. Benim kız kardeşim kalpten istedi ve bunu yaptı. Ve ben ona başörtüsünü çok yakıştırıyorum. Tam bir ev hanımıdır. Ben kapanmayı hiçbir zaman düşünmem. Sanatçı olmamla da alakası yok. İnsanın kalbi önemli. Namazı kılarken başınızı kapatıyorsunuz, ondan sonra hayat devam ediyor. Çocuklarınız var, bir yaşantınız var, girdiğiniz ortamlar var. Büyük sorumluluk kapanmak; zor iş. Çok zor.

Başörtüsü olayı üniversitelerde çözülmeli. Neden bizim çocuklarımız başı kapalı diye ülkemizde değil de yurt dışında okusun. Herkes burada okusun. Başörtülü gençler yurt dışında okumamalı.

Muhabirin "Kız kardeşiniz başörtülü olduğu için günlük hayatta güçlüklerle karşılaştı mı?" sorusuna Sibel Can şöyle cevap verdi:

O da çok şey yaşadı. En basiti benim bir konserim oldu. Bütün ailem, çocuklarım, eşim herkes birinci sıradan beni izledi. Kardeşim öne çıkmak istemediği için herkes gibi gişelerden bilet alıp beni arkadan izledi. Bana da söylemedi, üzülmeyeyim diye
loserk
hekimusta wrote:

bardakoğluna kesinlikle katılıyorum. resimdeki gibi çarşafın dinde yeri yoktur. bu aşrılığa girer ve dinde ifrata da tefrite de yer yoktur. ancak örtünmesi gereken yerler dinde bellidir ve bayanlar için buna saçlar da dahildir. yani bayanların saçlarını örtmeleri dini bir vecibedir. bunu isterlerse yazmayla yapsınlar isterse türbanla.


bana Kuran'da kadınların örtünmesini emreden, örtünmezlerse bunun günah olacağını bildiren tek bir ayet,ifade,vs.. göster.

Kutsal kitapta böyle bir şey yoktur, örtünmek tamamen inanç özgürlüğüdür. Baş örtmek eskiden gelen bir adettir, bir emir değildir. Eskiden cariyeleri ve evli kadınları ayırt etmekte kullanılırdı. Cariyeler başı açık gezerken, evli kadınlar başlarını örterlerdi.

Dinin size emretmediği bir şeyi, "din uğruna yerine getiriyoruz demek" gaflet ve cehaletten başka bir şey değildir.
palavra
sayin diyanet isleri baskaninin baltayla saat tamir etmeye benzer diye niteledigi olayi kendim yapmak istemem ama nur suresinde ki 31 i ayet herkes basortusu olmalidir diye anliyor.

diyanet isleri baskanida bu ayet ortunmeyi farz kiliyor diyor.

Nur suresi ayet 31- Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Ziynetlerini açmasınlar. Bunlardan görünen kısım müstesna Başörtülerini, yakalarının üstünü (kapayacak surette) koysunlar.
mr.emre
Nazizm benim dinim, Hitler peygamberim, nazi üniforması kutsal örtüm desem üniversiteye bu şekilde neden giremeyim?


Quote:
AKP’liler Bilim Kurulu Başkanı Prof. Özbudun’dan da bir uyarı aldılar. Özbudun, "Sadece kılık-kıyafet derseniz, bir kayıt koymazsanız, Nazi üniformasıyla da, burkayla da, bikiniyle de girecek" dedi.
palavra
taraf gazetesinden iki gazeteci ahmet altan ve yasemin congar kandil dagina gidip roportaj yapmis.

apo peygamberim kurt milliyetciligi dinim diyenlerde basortusune karsiymis
demekki basortusune karsi olan sadece naziler degil.

Quote:
* AKP'lilerin "Diyarbakır'ı DTP'den alacağız" demeçlerine ne diyorlar?


En çok bundan korkuyorlar. AKP'yi çok suçluyorlar ve AKP'ye karşılar. Bu nedenle türbana da çok karşılar. Türban meselesinin çözülmesine şiddetle karşı çıkıyorlar.


http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=153996
hekimusta
loserk wrote:
hekimusta wrote:

bardakoğluna kesinlikle katılıyorum. resimdeki gibi çarşafın dinde yeri yoktur. bu aşrılığa girer ve dinde ifrata da tefrite de yer yoktur. ancak örtünmesi gereken yerler dinde bellidir ve bayanlar için buna saçlar da dahildir. yani bayanların saçlarını örtmeleri dini bir vecibedir. bunu isterlerse yazmayla yapsınlar isterse türbanla.


bana Kuran'da kadınların örtünmesini emreden, örtünmezlerse bunun günah olacağını bildiren tek bir ayet,ifade,vs.. göster.

Kutsal kitapta böyle bir şey yoktur, örtünmek tamamen inanç özgürlüğüdür. Baş örtmek eskiden gelen bir adettir, bir emir değildir. Eskiden cariyeleri ve evli kadınları ayırt etmekte kullanılırdı. Cariyeler başı açık gezerken, evli kadınlar başlarını örterlerdi.

Dinin size emretmediği bir şeyi, "din uğruna yerine getiriyoruz demek" gaflet ve cehaletten başka bir şey değildir.

İslam dini Kuran-ı kerimden ibaret değildir. öyle olsaydı adamın biri birgün giderken onunde Kuran-ı kerimi bulur inanır veya inanmaz, inanursa da orada yazılanları kafasına göre yapardı. (örnek olarak Kuran-ı kerimde namaz kılın oruc tutun yazıyor. Ancak nasıl yapılması gerektiği yazmıyor. insanlar belki müzik dinler ve bunu namaz olarak sayarlardı)
Peygamberler neden gönderildi peki?
Dostum senin yaptıgın düpedüz provakasyondur. Ortalıgı karıstırmaktan baska bir gayen yok. Davulun ses çıkarması gibi konusup duruyosun. Knoustugun şeyler mantıklı olsa amenna. Eğer birşeyler öğrenmek istiyosan din adına öğretiriz. Yok eğer öğrenmek istemiyorsan bilemeden ortalığı karıstırmak icin bişeyler yazma.
İslamda en önemli şey kurandır. öncelikle kuranda yazılan kurallara uyulmalıdır. daha sonra hadis-i şerifler. yani peygamberimizin yaptıgı, dediği ve baskalarının yaptıklarını tasdik ettiği şeylerdir. daha sonra icma kıyas olarak devam eder gider. eğer öğrenmek istiyosan pm gönder öğretirim sana.
gelelim hipotezlerine...........

Quote:
“Mümin erkeklere söyle, gözlerini önlerine indirsinler ve avret yerlerini korusunlar....” (Nur 24/30)

“Mümin kadınlara da söyle, gözlerini önlerine indirsinler ve avret yerlerini korusunlar....” (Nur 24/31)

Quote:
“... kadınlar zinet yerlerini kocaları, kendi babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları, el­leri altında bulundurdukları cariyeler, kadına arzusu kalmamış ele bakar hale gelmiş erkekler ve kadınların mahrem yerlerinin farkına varmayan erkek çocuklardan başkasına açmasınlar...” (Nur 24/31)

Quote:
“Başörtülerinin bir kısmını yakalarının üstüne vursunlar....” (Nur 24/31)



daha ayrıntılı bilgi için http://www.suleymaniyevakfi.org/modules/nsections/index.php?op=viewarticle&artid=45
palavra

Quote:
Üniversitelerde başörtüsü yasağını protesto eden öğretim üyelerine destek veren ve bildiriye imza atan Aziz Nesin'in oğlu Ali Nesin, Türkiye'nin yasaklar yüzünden tam anlamıyla laik olamayacağını dile getirdi.



Nesin, "Bu yasak, toplumun bir kesimine 'siz üniversiteye yakışmıyorsunuz' diyerek hakaret ettiğinden dolayı güzel bir şey değildir." ifadelerini kullandı. Bildiriye imza attığı için kendisine gelen tepkiler üzerine yazılı bir açıklama yapan Ali Nesin, 18 yaşını bitirip rüştünü ispatlamış birinin kılık kıyafetinden dolayı üniversiteye alınmamasının her şeyden önce etik bakımından yanlış olduğunu vurguladı. Nesin, "Kimsenin kimseyi düşüncesinden, inancından, giysisinden ve yaşam biçiminden dolayı üniversiteden men etmeye hakkı yoktur. Eğer yasaklarla Türkiye'nin daha laik olacağı düşünülüyorsa bu düşünce baştan aşağı yanlıştır." dedi. Yasağın toplumu gereksiz yere kamplara böldüğünü ifade eden Nesin, şöyle konuştu: "Bu yasak toplumun bir kesimine 'siz üniversiteye yakışmıyorsunuz' diyerek hakaret ettiğinden dolayı güzel bir şey değildir. Bu yasak ne doğrudur, ne iyidir ne de güzeldir. Demokrasi, engebeli bir yoldur. Bu yolu yasaklarla düzleştirmeye çalışmak beyhude bir davranıştır." Nesin, oyuna gelenin kendisi olmadığını da belirterek, "Asıl oyuna gelenler gerçekte var olmayan ve artık trajikomediye dönüşen bu saçmasapan türban sorununu siyasetin ve hayatlarının merkezine oturtanlardır." ifadelerini kullandı.

loserk
"hekimusta ve palavra" ikinize de konuşuyorum:

Bahsettiğiniz ziynet yeri ve avret yeri hakkında;

Quote:
Eşanlamlı demek avret kelimesinin de ‚takı’ manasına geldiğini ifade etmek demektir. Halbuki siz oradaki avret kelimesini ‚tehlikeye açık şey’ olarak tercüme ediyorsunuz. Ziynet ise ‚takılar’dır.

Eşanlamlı "anlam bakımından bir birine eşit" demek. Yani örneğin isimlerin eşanlamlı olduğu, onların "aynı şey"i temsil etmesinden anlaşılır.

24:31'deki "ziynetler" ve "avretler" işte bu yüzden eşanlamlıdır. Aynı şeyi temsil ediyorlar:

avretler. = tehklikeye açık şeyler (33:13)
ziynetler = tehlikeye açık şeyler. (24:31)

Şu anlatıdan kolayca anlaşılıyor bu:

"Ziynetler"ini kimseye açmasınlar - la yübdîne ziynetehünne.

Ama şunlar hariç; yani şunlara açabilirler- illa:
kadınların avretlerinden habersiz çocuklara -tıfl illezîne lem yazherû alâ avrât ün nisâ....

İnanan bir kadın, çocuklara vücudunu açabilir mi? Asla!
Çok şükür, buna siz de "Asla!" diyorsunuz.

Peki, ne kaldı geriye açabileceği? Kolye, zincir, halhal gibi takıları.
Yani TEHLİKEYE AÇIK OLAN ŞEYLERİ. Yani AVRETLERİ.


Ziynetler = TEHLİKEYE AÇIK OLAN ŞEYLER (24:31)
Avretler. = TEHLİKEYE AÇIK OLAN ŞEYLER (33:13)

24:31'deki kadınların AVRETLERİNDEN anlamayan çocuklar ifadesi sizin zannettiğinizin aksine, "kadınların cinsel cazibesinden etkilenmeyen çocuklar" anlamına gelmez. Çünkü o nitelik ziynetlerin onlara açılabilmesinin şartı değildir.

Bu, zaten ayetin içinde örneklenmiş durumda. "Oğullarına - ebnâ ihinne" deniyor. Oğulların cinsel cazibeden habersiz olmaları söz konusu edilmemiş ki "kadınların avretlerinden habersiz çocuklar"ın cinsel cazibeden masuniyetleri söz konusu ediliyor olsun.

O çocukların kolye ve zincir gibi ziynetlere bakmasının sakıncasız olabilmesi için cinsel cazibeden değil pahalı ziynetlerin cazibesinden etkilenmiyor olması gerekir.

Görünen o ki aklınızı yanlış vitese takmışsınız. Yani kadının vücuduna.

Ve o en değerli varlığınız o yanlış viteste öyle kala kalmış. Hani katili kan çekermiş öldürdüğü kimseninin yanına. Dönüp dönüp onun yanına gidermiş. Siz de dönüp dönüp kadın vücuduna gidiyorsunuz.

Kurtarın aklınızı.

Bakın, "piyrsing" denen takılar moda oldu bir ara. Yıldız ya da yaprak biçiminde küçücük şeyler. Kadınlar onları burun kapaklarına, alınçatlarına, hatta göbeklerine yapıştırdı.

Bu durumda ziynetleri kadının vücudundan ayrı düşünmek zorundasınız. Yoksa inanan bir kadına piyrsing denen ziynetlerini açma izni verirken göbeğini açma izni vermiş olursunuz.

Özetle 24:31'in konusu kolye, zincir, halhal gibi ziynetlerdir. Kadın vücudu değildir. Saç baş değildir. Lütfen bu gerçeği kabul edin ve Allah'ın dinini bu beşerî çarpıtmadan arındırın.

http://www.hanifdostlar.net/forum_posts.asp?TID=2490&PN=1&TPN=6



"hekimusta" sana konuşuyorum:

Ortalığı da karıştıran, gereksiz yere laf kalabalığı da yapan sizin bu iflah olmaz "dini yanlış anlayışınız"dır. İkidir kendi ağzınla yakalanıyorsun, bir keresinde "kim daha müslüman" gibi bir tartışma içindeydik, bu iki etti. Öncelikle -tekrar söylüyorum- ne yazdığımı okuyup anla, bir nevi empati yapmanı istiyorum. Dinin tam olarak ne söylemek istediğini yanlış anlamak, yapılabilecek en büyük hatalardan. Ve lütfen bu hataya düşme...
insolent1
Ünlü kişilerin başörtüsünün/türbanının serbest bırakılmasını istemesi hatta başı açık olsalar bile bunun öyle olmasını gerektirmez. Ek olarak Tüsiad'ın da şirketlerin karlılığını düşünerek başörtüsünü dilimizden düşürelim bir kenara koyalım (yani çözmeyelim de kurtulalım) yaklaşımı yanlıştır.

Başörtünme konusunda acaba neden Azeriler farklı örtünüyor, Osmanlı neden farklı örtünmeyi seçmiştir,
ya da şimdi neden böyle örtünülüyor? Bir moda mı yakalanıyor yoksa din mi değişiyor? Noluyor?

Osmanlı'da şehirli hanımlar dinleri gereği başlarını örtüyor, peçe takıyor;
İran'da dinleri gereği çarşaflara boğuluyor kadınlar;
Azerbaycan'da kadınlar başlarını kapatıyor ama saçlarının ön kısmı görünüyor;
bugün Türkiye'de de dinimiz gereği örtünüyorum başka sebepten değil deniliyor.

Ya acaba gerçekten çevredeki insanların aynısı olmak mıdır dini gereklilik? Yani, çarşaflı kadınlar içinde büyüyen bir bayanın dini gerekleri Kur'andan mıdır yoksa çevresindekilerden midir.

Türbanlı kardeşimiz normali budur diyor, ki ona göre saçın biraz görülmesi günah. O zaman günah işlemek için mi saçlarının önleri açık ama başörtüleri takılı kadınlar var. Acaba türbanlı da çarşaflıya göre mi günah işliyor.
loserk
insolent1 wrote:


Ya acaba gerçekten çevredeki insanların aynısı olmak mıdır dini gereklilik? Yani, çarşaflı kadınlar içinde büyüyen bir bayanın dini gerekleri Kur'andan mıdır yoksa çevresindekilerden midir.

Acaba türbanlı da çarşaflıya göre mi günah işliyor.


Seni tebrik ediyorum, forumda anlatmaya çalıştığım şey buydu tam olarak.
"Gösteriş için dinin alet edilmemesi..."
palavra
Quote:
Bazen haksızlık, sınırları o kadar zorlar ki sükût etmek zorunda kalırsınız. Çünkü karşı tarafın sizi dinlemeye tahammülü yoktur. Üstelik aklıselimin yerini öfke almıştır.
Bu nedenle insanlar, derin bir sessizliğe gömülür; hatta meseleyi "Allah'a havale ederek" bir çeşit protestoda bulunur. Çünkü insaf hudutları yıkılmıştır artık. "En güzel cevap susmaktır" der, kendi işinize bakarsınız. Bu milletin sessiz çığlığını anlamayan, aslında bu halet-i ruhiyeyi anlayamıyor. Vatandaş, susarak konuşuyor. Bu beliğ hitabı duymayan, halkın davranış biçimleri karşısında şaşırıp kalıyor.

Öteden beri hep böyle oldu. Halk, kendisine zorla telkin edilen düşüncelere boyun eğmedi. Onun bu sessiz direnişi kimi zaman korkaklığına hamledildi. Yanlış. Buna feraset derdi, basiret derdi eskiler. Öyle dönemler oldu ki insanımız gözyaşlarını yavrularından gizledi; tâ ki tertemiz yüreklerinde intikam zakkumu filizlenmesin. "Bu da geçer ya hu!" deyip sabretti. Fitne çıkarmayı, cinayetlerin en büyüğü sayan Anadolu insanının kendine özgü direniş metotlarından biriydi bu. Evlatlarını bir kıyamet yangını içinde gördü bu insanlar, o yüzden kâh imam hatiplere koştu, kâh Kur'an kurslarına. Şimdi adam çıkmış televizyonlara diyor ki; "Kardeşim kız çocuğu bu okulda okuyup da imam mı olacak?" Bu soruyu ancak halktan kopuk yaşayan biri sorabilir. Vatandaşın umurunda değil kızının imam olması, müezzin olması. O, çocuğunu "cehennem ateşinden sakındırmak" için çırpındı, çırpınıyor, çırpınacak. Bulduğu çözümler doğrudur ya da yanlıştır; bunun tartışması başka bir konu. Aslolan, bu hissiyatı anlamak; en azından anlamaya gayret etmek. İnsanlar çocuklarına sahip çıkmak, onları "vatana millete faydalı yetiştirmek" istiyor. Bu saffet ve iffet duygusunu anlamadan yapılan her tahlil yanlıştır, tepeden bakıştır, yaralayıcıdır. Sen kâh Kur'an kursunu diline dolayacaksın kâh gencecik çocukların namaz kılmasını. Bir yandan kimlik erozyonları yaşanacak ve sen dut yemiş bülbül gibi lâl kesileceksin; diğer yandan vatandaşın "iyi insan yetiştirme" gayretini yerden yere vuracaksın. Bir taraftan "Kızlarınızı okula gönderin" diye teşvik edeceksin, öbür yandan "Üniversiteye başınız kapalı giremezsiniz" diye kükreyip demir perde öreceksin. Vatandaşın gönlü razı değil bunlara. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir halkın gönlü de razı olmaz bu tip yasaklara. Fildişi kulelerde "Canım bu yaşta çocuk Kur'an mı öğrenirmiş?" deyip atıp tutarsın; ancak ma'şeri vicdanın nasıl yaralandığını anlayamazsın. Belki de bu yüzden iyi niyetli talepleri bile irtica sanır; sonra buna gösterdiğin anlamsız tepki yüzünden sakil durumlara düşersin.

Başörtüsü meselesine bir kerecik olsun "içerden bakış" yapamadan yazarlık hayatını sona erdirecek insanlar var. Bir kerecik! N'olurdu bir defaya mahsus da olsa bu insanların samimi bir duyguyla (siyaset dışı bir mülahazayla) örtünmek istediklerini düşünebilselerdi. Onlarca yıldır süren mağduriyeti bir an-ı seyyale içinde yüreklerinde hissetselerdi, problem bu kadar devasa bir inatlaşmaya dönüşmeyecekti. "Başı açık öğrencilerin duygularını anlayın" deniyor. El hak doğrudur. O çocukları anlamak, milletçe anlaşmak demektir. Burada dikkat çeken, empati kültüründen bir kırıntı bile devşirmemiş insanların varlığı. Onlar bir de kalkıp ötekini anlama edebiyatı yapınca vicdanlar sızlıyor. Samimi olmak, karşıdakini anlamak için çırpınmaktır. Samimi aydın, samimi demokrat, samimi dindar, samimi vatansever... "Öteki"ni düşman gören insandan ne aydın olur, ne demokrat, ne dindar, ne vatansever...

Cehlin maskesi, kalabalığın arasına karışıp ezberlenmiş sloganlara sığınmaktır. Toplumun sezgisi bilgisinden ötedir. Şimdi o sezgi, "Yeter kavga istemiyorum" diye haykırıyor. Bu sessiz çığlık bütün kampüslerde, lojmanlarda, camilerde, kışlalarda, medya plazalarda duyulmak zorundadır. Toplumun her katmanından yükselen iyi niyetli temennilere kulak vermeden "milli birlik ve beraberlik" şarkılarını gürül gürül söylemek mümkün değil!..


insolent1
palavra wrote:
Quote:
Bazen haksızlık, sınırları o kadar zorlar ki sükût etmek zorunda kalırsınız. Çünkü karşı tarafın sizi dinlemeye tahammülü yoktur. Üstelik aklıselimin yerini öfke almıştır.
Bu nedenle insanlar, derin bir sessizliğe gömülür; hatta meseleyi "Allah'a havale ederek" bir çeşit protestoda bulunur. Çünkü insaf hudutları yıkılmıştır artık. "En güzel cevap susmaktır" der, kendi işinize bakarsınız. Bu milletin sessiz çığlığını anlamayan, aslında bu halet-i ruhiyeyi anlayamıyor. Vatandaş, susarak konuşuyor. Bu beliğ hitabı duymayan, halkın davranış biçimleri karşısında şaşırıp kalıyor.

Öteden beri hep böyle oldu. Halk, kendisine zorla telkin edilen düşüncelere boyun eğmedi. Onun bu sessiz direnişi kimi zaman korkaklığına hamledildi. Yanlış. Buna feraset derdi, basiret derdi eskiler. Öyle dönemler oldu ki insanımız gözyaşlarını yavrularından gizledi; tâ ki tertemiz yüreklerinde intikam zakkumu filizlenmesin. "Bu da geçer ya hu!" deyip sabretti. Fitne çıkarmayı, cinayetlerin en büyüğü sayan Anadolu insanının kendine özgü direniş metotlarından biriydi bu. Evlatlarını bir kıyamet yangını içinde gördü bu insanlar, o yüzden kâh imam hatiplere koştu, kâh Kur'an kurslarına. Şimdi adam çıkmış televizyonlara diyor ki; "Kardeşim kız çocuğu bu okulda okuyup da imam mı olacak?" Bu soruyu ancak halktan kopuk yaşayan biri sorabilir. Vatandaşın umurunda değil kızının imam olması, müezzin olması. O, çocuğunu "cehennem ateşinden sakındırmak" için çırpındı, çırpınıyor, çırpınacak. Bulduğu çözümler doğrudur ya da yanlıştır; bunun tartışması başka bir konu. Aslolan, bu hissiyatı anlamak; en azından anlamaya gayret etmek. İnsanlar çocuklarına sahip çıkmak, onları "vatana millete faydalı yetiştirmek" istiyor. Bu saffet ve iffet duygusunu anlamadan yapılan her tahlil yanlıştır, tepeden bakıştır, yaralayıcıdır. Sen kâh Kur'an kursunu diline dolayacaksın kâh gencecik çocukların namaz kılmasını. Bir yandan kimlik erozyonları yaşanacak ve sen dut yemiş bülbül gibi lâl kesileceksin; diğer yandan vatandaşın "iyi insan yetiştirme" gayretini yerden yere vuracaksın. Bir taraftan "Kızlarınızı okula gönderin" diye teşvik edeceksin, öbür yandan "Üniversiteye başınız kapalı giremezsiniz" diye kükreyip demir perde öreceksin. Vatandaşın gönlü razı değil bunlara. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir halkın gönlü de razı olmaz bu tip yasaklara. Fildişi kulelerde "Canım bu yaşta çocuk Kur'an mı öğrenirmiş?" deyip atıp tutarsın; ancak ma'şeri vicdanın nasıl yaralandığını anlayamazsın. Belki de bu yüzden iyi niyetli talepleri bile irtica sanır; sonra buna gösterdiğin anlamsız tepki yüzünden sakil durumlara düşersin.

Başörtüsü meselesine bir kerecik olsun "içerden bakış" yapamadan yazarlık hayatını sona erdirecek insanlar var. Bir kerecik! N'olurdu bir defaya mahsus da olsa bu insanların samimi bir duyguyla (siyaset dışı bir mülahazayla) örtünmek istediklerini düşünebilselerdi. Onlarca yıldır süren mağduriyeti bir an-ı seyyale içinde yüreklerinde hissetselerdi, problem bu kadar devasa bir inatlaşmaya dönüşmeyecekti. "Başı açık öğrencilerin duygularını anlayın" deniyor. El hak doğrudur. O çocukları anlamak, milletçe anlaşmak demektir. Burada dikkat çeken, empati kültüründen bir kırıntı bile devşirmemiş insanların varlığı. Onlar bir de kalkıp ötekini anlama edebiyatı yapınca vicdanlar sızlıyor. Samimi olmak, karşıdakini anlamak için çırpınmaktır. Samimi aydın, samimi demokrat, samimi dindar, samimi vatansever... "Öteki"ni düşman gören insandan ne aydın olur, ne demokrat, ne dindar, ne vatansever...

Cehlin maskesi, kalabalığın arasına karışıp ezberlenmiş sloganlara sığınmaktır. Toplumun sezgisi bilgisinden ötedir. Şimdi o sezgi, "Yeter kavga istemiyorum" diye haykırıyor. Bu sessiz çığlık bütün kampüslerde, lojmanlarda, camilerde, kışlalarda, medya plazalarda duyulmak zorundadır. Toplumun her katmanından yükselen iyi niyetli temennilere kulak vermeden "milli birlik ve beraberlik" şarkılarını gürül gürül söylemek mümkün değil!..




Türban takanın okula girerken çektiği sıkıntıyı sanki insan değilmiş gibi diğer insanlardan farklı olarak başörtüsünü çıkarmak için girdiği kabini biliyorum. Bunu onun zorla değil de isteyerek yaptığını da biliyorum. Bu cümleleri de şahsım adına kuruyorum.

Dahası kızını korumak isteyen babayı da anlıyorum. Ama bu baba kızını eğitmek yerine ona doğruyu anlatmak yerine başını kapattırarak, okula göndermeyerek ya da imam hatipe göndererek kolaya kaçıyor. Kızını gerçekten çok seviyor. Kız da bunları istiyor. Ama bir toplum içindeyiz. Birbirimizle yaşamayı öğrenmeliyiz. Kaçmamalıyız. İnsanın başına her iş gelir. Okulda da gelebilir. Ama insan kendini korumasını bilmelidir. Bunun bilincinde olmalı ve topluma karışmalıdır.

Karısını seven bir adam karısını eve kapatabilir. Alışverişe bile yollamayabilir. Gerçekten onu sevdiğinden bunu yapıyordur. Kadın da mutludur belki. Bunu da anlıyorum. Ama bu böyle olmamalıdır.

Şimdi eğer benim birilerinin adına onlardan daha iyi biliyormuşum gibi bir şey düşündüğümü düşünebilirsiniz. Ne hakla kadınlar saçlarını açmalıdır diyebilirsiniz. Türbanlılara bakacak olursanız da onlar da türban normaldir, doğrudur, güzel görünüyor ayrıca diyeceklerdir. Tabii çarşaflıyı, farklı mezhepleri, farklı tarikatları, farklı dinleri hiçe sayarak, ve onlar adına.

Ben başörtüsünü çıkarmak zorunda kalan kıza üzülüyorum. Özgürlük yerine tutsaklık isteyen kızlara üzülüyorum. Kızlara değer veren ve bu yüzden eve kapatan babaya, kocaya da üzülüyorum. Otobüslere dahi ayrı binilmesini isteyen kadınlara değer veren adamlara üzülüyorum.
Namusun sadece kadın olarak anlaşılmasına, erkekler yüzünden bazı şeyleri kadınların çekmesine, onların kendilerini sırf bu yüzlerden kendilerini kısıtlamalarına ve bunu da kendi düşünceleriyle desteklemelerine üzülüyorum.

@loserk ben de seni tebrik ediyorum, sırf bir parti için değil gerçekten Atatürk için yazıyorsun.
palavra
Hollandada laiklik ciddi bir tehlikeye girmemistir insallah.


Quote:
Türkiye'de başörtüsü tartışmaları sürerken Time Dergisi, Avrupa'daki başarılı Müslümanlara örnek olarak Hollanda'nın ilk başörtülü avukatını kapak yaptı.

Amerika'nın ünlü dergisi, son sayısında mercek altına aldığı Avrupalı genç Müslümanlarla ilgili kapak dosyasında Hollanda'nın ilk başörtülü avukatı Famile Arslan'a da geniş yer verdi. Avrupa ülkelerinde ikamet eden Müslümanların birçok alanda yükselişe geçtiği gibi bu kesime ait eğitimli genç sayısının da arttığına dikkat çekilen dosyada, bu duruma örnek olarak ise Hollanda'da avukatlık yapan Famile Arslan veriliyor.


Başörtülü ve yabancı kökenli biri olarak eğitim hayatı boyunca geçirdiği zorlukları ve aşamaları anlatan Famile Arslan'a göre, aslında Müslümanlar için Avrupa'da olumsuz bir ortam olmasına rağmen bunun avantaja çevrilme ihtimali de mevcut. Avrupa'da gündemden düşmeyen yabancı ve Müslümanlarla ilgili dile getirilen eleştiriler konusunda gazetemize değerlendirmede bulunan Arslan, "Ben de hem eğitim hayatımda hem de şimdi başörtülü, Müslüman ve yabancı kökenli olmamdan dolayı kimi zorluk ve önyargılara maruz kalmıyor değilim; ama sürekli bu olumsuzlukları olumluya çevirme gayreti gösteriyorum. Herkese tavsiyem de bu. Bunu yapmak belki zor; ama imkansız değil." dedi.

Avrupa'da veya Hollanda'da başörtülü, yabancı ve Müslüman bir kişinin kariyer yapmasının diğerlerine oranla daha zor olduğuna da değinen Arslan; bu durumun kimi zaman da kendisine yol açıcılık yaptığını dile getirdi. Bundan beş altı yıl önce Hollanda'nın ilk türbanlı avukatı olarak çalışmaya başlamasının birçok insanı motive ettiğini de kaydeden Arslan şöyle konuştu: "Oysa benim yaptığım büyük bir başarı değildi. Çünkü sonuçta Hollanda'da bir avukatsın. Bir özelliğin yok. Kaldı ki kendini bu konuma koyduğun zaman zorlukları dahi olur. Ama başkalarına yol açmak gerektiğine inandığım için bunu yaptım. Zaten olumsuzu olumluya çevirelim derken kastettiğim de bu."

Başörtüsüyle mesleğini icra etmenin kendisine huzur verdiğini dile getiren Arslan, "Başörtümü çıkarsaydım belki de daha fazla başarılı olurdum; ama o zaman da huzurum olmazdı. Yani başörtüm olmasaydı veya çıkarsaydım tüm kapılar bana açılabilirdi; ama sorunlar çözülmezdi. Oysa örtümle işimi yapıyor olmam birçok gence örnek oluyor. Çok şükür benden sonra mesleğini icra edenlerin sayısı arttı." dedi.

Avrupa'da fikir özgürlüğünün yanı sıra çifte standardın da hakim olduğunu belirten Famile Arslan, bu yüzden çoğu ülkede yabancıların hak isteme taleplerinin görmezden gelindiğini söyledi. Arslan, özellikle Hollanda'da Geert Wilders'ın çektiği ve Kur'an-ı Kerim'i karalayan filmle bağlantılı olarak tartışma konusu yapılan Müslümanlar ve İslam dini ile ilgili gelişmeler konusunda ise şunları söyledi: "Fikir özgürlüğü herkes için geçerli olmalı. Wilders söylediği zaman saygı gösterelim tamam; ama yabancı veya Müslümanlarınkine de saygı gösterilmeli. Oysa bu yapılmıyor. Bu konuda çifte standart var. Ama bu olumsuzluğa rağmen birçok başarıya da imza atmıyor değiliz. Bu olumsuzluk bizi ve dolayısıyla dinimizi tanıtmaya vesile olur."

Anayasal çerçevede çözülmek istenen Türkiye'deki başörtüsü yasağına ilişkin değerlendirmede bulunan Famile Arslan, kadınların öğrenim haklarının her ne şekilde olursa olsun engellenmek istenmesinin korkunç bir şey olduğunu dile getirdi. Hollanda'nın da Türkiye gibi laik bir ülke olduğunu; ama buradaki laiklik anlayışının yasaklar üzerine inşa edilmediğini de belirtti. Yasin Yağcı, Lahey




Quote:
When Famile Arslan showed up for her first day of work, the receptionist pointed her toward the broom closet. "'The cleaning supplies are over there,'" Arslan recalls being told. "I had to say, 'No, I'm not the cleaner. I'm the lawyer.'" In fairness to the receptionist, Arslan was making history that morning, as the first attorney to wear a hijab in the Netherlands. Ten years on, she has her own practice in the Hague. Her name's on the door, her cat Hussein pads around and a veiled assistant fields phone calls. "People keep telling me how successful I am," says Arslan. "But I'm not all that successful. Had I not been a migrant woman in a hijab, I could have gone much further." Still, when younger Muslims ask Arslan how to climb the professional ladder, she's optimistic. "If you think strategically, this is a great time to be a European Muslim," she argues. "Everyone's focused on us, so it's an opportunity — if you take it."


http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,1708113,00.html
hekimusta
loserk sana ve senin gibi düşünenlere sesleniyorum
Quote:

Avret:
Açılması, gösterilmesi ve bakılması yabancılara veya herkese haram olan yerlere (organlara) avret denir.
a) Erkeğin erkeğe ve karısından başka kadınlara karşı avret yerleri göbeği ile diz kapağı arasında kalan bölgelerdir. Hanefîlere göre göbek avrete dahil olmayıp diz kapakları dahildir. Şafiîler ise aksi görüştedir.8
Dizkapakların yukarısı (fahiz) cumhûra göre avrettir.
Taberî, Dâvûd, İbn Hazm, bazı mâlikî ve hanbelîlere göre avret değildir. Evzâî'ye göre de yalnız hamamda avret değildir. Her iki grup da hadislere dayanmıştır; Buhârî avret değildir diyen hadislerin daha sahih; avrettir diyen hadislerin ise daha ihtiyata uygun olduğunu ifâde etmiştir.9
b) Kadının müslüman kadınlar ile mahrem10 akrabasına karşı avret yeri hanefîlere ve şafiîlere göre -erkeğin erkeğe karşı olan- avret yeri ölçüsündedir.
Malikî ve hanbelîlere göre yüz, baş boyun, eller ve ayaklar (hanbelîlere göre dizden aşağısı) müstesnâ olmak üzere bütün vücudu avrettir.11
c) Kadının yabancı erkekler ile müslüman olmayan kadınlar karşısında avret yeri, yüzü, elleri (cumhûra göre içi) ve hanefîlerde bir rivâyete göre ayakları müstesnâ olmak üzere bütün bedenidir. Bir hadise göre etek boyu topuklardan bir karışa yakın yukarıda olabilir. Bu sebeple ayaklara kadar uzanan ve yerleri süpürerek kirlenen eteklere gerek yoktur. (Ebû-Dâvûd, Libas, 39; Avnu'l-Ma'bûd, C. XI, s. 175)
d) Câriyenin yabancı erkekler karşısında avret yeri cumhûra göre göbeği ile dizkapağı arasıdır. (Erkeğin erkeğe karşı avreti gibidir.) Bu görüşün Peygamberimiz (s.a.v.)'e dayanan (merfu hadis şeklinde) bir delili yoktur. Hz. Ömer'in kavli ile ihtiyâca dayandırılmıştır.12
Zâhirîlere göre bu bakımdan cariye ile hür kadın arasında fark yoktur, cariyenin de (el, yüz, ayak müstesnâ) bütün vücudu avrettir. Çünkü bu ikisini ayırmak için naklî ve sağlam delil gerekir; bu ise yoktur.13
İmam Şafiî'nin bir kavline göre câriyenin -dirseklerine kadar- elleri ile başı avret değildir.14
İmam Mâlik'ten bir rivayete göre yalnızca başı (saçı) avret değildir.15
e) Karı-kocanın birbirine karşı avreti yoktur.16
Avrete bakmayı meneden hadise göre yukarıda açıklanan yerlere şehvetli veya şehvetsiz bakmak ve bunları açmak haramdır. Avret yerleri ancak kimsenin görmediği yerde (tuvalet ve banyo) ve cimâ esnasında açılabilir. Bazı durumlarda zarûret miktarını aşmamak üzere doktor, ebe, sünnetçi, şahid ve hâkim karşısında da açılabilir.
Evlenecek kimse kızın yüzüne-şehvetle de olsa- bakabilir. Bazı müctehidler bu durumda sınırı biraz daha genişletmişlerdir.17
8. El-Mavsılî, el-İhtiyâr, Cüz: I, s. 45, 154.
9. el-Aynî, Umdetu'l-Kâri, C. II, s. 243, 406; eş-Şevkânî, Neylu'l-Evtâr, C. II, s. 64; S. Sâbık, Fıkhu's-Sünne, C.I, s. 125.
10. Kendileriyle evlenmesi devamlı yasak (haram) olan akraba ve yakınları.
11. el-Fıkhu ale'l-mezâhib, C. I, s. 141.
12. İbnu'l-Humâm, Fethu'l-Kadir, C. I, s. 183.
13. İbn Hazm, el-Muhallâ, C. II, s. 218 vd.
14. eş-Şîrâzî, el-Mühezzeb, C. I, s. 71.
15. eş-Şevkânî, Neyl, C. II, s. 70.
16. Bütün bu görüş ve sınırlandırmaların dayandığı hadîsler ve deliller için bk. Şevkânî, ag, esr., C. II, s. 64-72.
17. Aynı eser, C. VI, s. 118-122; Avnu'l-Ma'bûd (Hind tab'ı), C. II, s. 190; İbn Kudâme, el-Muğni, C. VIII, s. 96.





İslam’da avretin örtünmesi, tartışılmaz bir farzdır. Şimdiye kadar hiçbir âlimin tesettürün farziyetinde ve dini oluşunda farklı bir görüş beyan ettiği tarihen sabit değildir.

Tartışma, sadece kadının el ve yüzün örtmesinde söz konusu olmuştur. O da normal hallerde. Fitne ve tahrik unsuru söz konusu olursa ittifaken el ve yüzün de örtünmesi gereklidir. (Ahzap/ 59 ve Nur/30-31 ayetlerine bakılabilir).

Kimin ne kadar müslüman oldugu konusuna tekrar gelecek olursak
-kimin ne kadar müslüman oldugu yanlış bir tabirdir. bir insan müslümandır veya değildir. Eğer müslümansa dinin gereklerini yerine getirmesine baglı olarak Allah katında mertebesi farklı olacaktır. Benim soylemek istedigim şey bir kişi eğer islamın farzlarını inkar ederse müslüman olarak sayılabilir mi? yoksa "MÜNAFIK" mıdır? Ben "bayanların saçlarını örtmeleri gerekli değildir diyen biri münafıktır" demek istemiyorum ama sen münafık kelimesinin ne demek oldugunu ve kimlerin münafık oldugunu bi arastırıver istersen. ok Cool Cool Cool Cool Cool Cool Cool
loserk
hekimusta wrote:
loserk sana ve senin gibi düşünenlere sesleniyorum


6 şubat 2008 çarşamba günü Kanaltürk'te yayınlanan Prof. Dr. Yalçın Küçük'ün katıldığı "5.Boyut" isimli programı izlemiş olsaydın, belki şu an "Aman Tanrım, ben ne kadar densiz şeyler yazmışım" diye pişmanlık duyabilirdin. Bulabilirsen bir yerlerden izle o programı, ondan sonra tartışalım. Yoksa ben şu an sana ne söylesem boş...
insolent1
Hollanda'nın laiklik anlayışı bu şekilde olabilir. Başka ülkelerin de farklı farklı uygulamaları olabilir.

http://www.jeanmonnetprogram.org/papers/07/071401.rtf

Burada Hollanda'nın laiklik anlayışıyla Fransa'nınki karşılaştırılmış.

Quote:


in France the principle of laïcité or state secularity resulted in a legal prohibition of Islamic headscarves in public schools and other public institutions. In contrast the Dutch legal culture is based on strong notions of tolerance and equality.


Yani Hollanda'da özgürlükler fazla.

Quote:

French authorities are in the habit of sneering at Dutch tolerance that they view as excessive in such domains as euthanasia and drugs policy.

Ötenazi ve uyuşturucu özgürlükleri de var.

Quote:


In Holland, however, the laical state has been transformed into the typically Dutch ‘pillar system’ that rests on sections of the community self-organizing on the basis of religion and class.



Burada da Hollandanın laiklikten "pillar system"e dönüştüğünü anlatıyor. Yani bazı durumlara göre nötrlüğün bırakılması ve tolerans sağlanması.


Bir gün Fransa'da da serbestlik olsa bu serbestliğin doğru olduğunu göstermez. Belki tehdit olarak görülmüyordur ya da siyasi bir karar almak gerekiyordur.

***

hekimusta,

"Tartışma, sadece kadının el ve yüzün örtmesinde söz konusu olmuştur. O da normal hallerde. Fitne ve tahrik unsuru söz konusu olursa ittifaken el ve yüzün de örtünmesi gereklidir. (Ahzap/ 59 ve Nur/30-31 ayetlerine bakılabilir)."

Günümüzde kameralar, fotoğraf makineleri, cep telefonları var. Her an kadın bir yerde kayıt altında olabilir dışarıda. Sokaklarda da kimin ne düşündüğünü ona karşı ne hisle baktığını kestiremeyeceğimiz için kadının elini ve yüzünü kapatması sonucuna varırız buradan.
palavra
tamam fransanin laiklik anlayisi hollandadan bir hayli kati.

ama fransadada universitelerde basortusu yasak degilki sadece ilkokullarda ve liselerde yasak.
benim bildigim kadariyla bizden baska hicbir ulkede universitelerde basortusu yasagi yok.


http://www.charlotte.com/static/images/graphics/counts_graphic/counts/counts.html

dun mecliste konu gorusulurken milletvekillerinden biri bosortusu olayini ,1957 deki amerikada ilk defa beyaz ve siyah ogrencilerin ayni okulda okumaya baslamalari sirasinda cikan olaylara benzetmis.

ilk defa olarak sadece beyazalarin egitim gordugu bir okula baslayan zenci bir kiz,cevresindeki arkadaslarinin araliksiz takilmalarina ,dalga gecmelerine dayanamayip okulu terk etmek zorunda kalmis.

aradan 50 yil gectikten sonra bir cok yayin organi zenci ogrencilerle dalga gecen o zamanin gencleriyle roportajlar yapmis,hemen hemen hepsi yaptiklarindan son derece pisman.

simdilerde amerika baskanlik secimlerinn en kuvvetli adaylarindan biri bir zenci.
50 yilda amerika bir hayli yol almis.

bizim gecmisimizde Allah a sukur boyle yuz kizartici olaylar yok.
Kimsenin gorunusunden ,inancindan dolayi kucuk gorullmedigi guzel bir kultur mirasimiz var.
insallah bu mirasa layik fertler olabiliriz.
Nocturne
tepkiymiş bilmemneymiş, türbanına da politikasına da yine o 80 li yıllardaki gibi kan dökülcek bizim zayıf beyinli geçlik sağolsun. Ve para da var tabi, nereye kaçsam onun derdindeyim artık.
insolent1
palavra wrote:

http://www.charlotte.com/static/images/graphics/counts_graphic/counts/counts.html


Etkileyici bir olay. Amerika'nın büyük ayıbı.

Başörtme konusu ise ayrımcılık için değil birlikte yaşayabilmek için yasaklanıyor yasaklandığı ülkelerde kamu yerlerinde. Belki bu doğru anlaşılamıyor, din karşıtlığı olarak ya da din ve vicdan özgürlüğüne karşı hatta insan haklarına karşı bir tutum olarak algılanıyor.

Her neyse ülkemizde bazı yasalar çıkarılıyor. Türkiye laik bir ülke olarak geçse de her anayasada zaten tam laik bir ülke değil. Üniversiteye de mahkemeye de her yere toplumun çoğunluğunun istediği din özgürlüğü ortamı gelir yeni anayasayla.

Quote:
Madde- 1 : Türkiye Devleti bir cumhuriyettir .

Madde-2: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde-3: Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağın şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.
Milli marşı "İstiklal Marşı" dır.
Başkenti Ankara’ dır.

Madde-4: Anayasanın 1 nci maddesindeki devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki cumhuriyetin nitelikleri ve 3 ncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

……….

Yeterli çoğunluk bulunduğu takdirde , bu 4 madde dışındakiler değiştirilebilir. ANCAK, değişikliklerin mutlak ve kesinlikle 1. 2. ve 3. maddeye uygun olmaları zorunludur.


Laiklik de anayasa da hala kalır.
hekimusta
loserk wrote:
hekimusta wrote:
loserk sana ve senin gibi düşünenlere sesleniyorum


6 şubat 2008 çarşamba günü Kanaltürk'te yayınlanan Prof. Dr. Yalçın Küçük'ün katıldığı "5.Boyut" isimli programı izlemiş olsaydın, belki şu an "Aman Tanrım, ben ne kadar densiz şeyler yazmışım" diye pişmanlık duyabilirdin. Bulabilirsen bir yerlerden izle o programı, ondan sonra tartışalım. Yoksa ben şu an sana ne söylesem boş...

kanaltürk ne kadar provakatör bir kanal olsa da linkini gönderirsen seyredecegimden emin olabilirsin ancak senin seyretmen ve üzerinde düşündükten sonra bu yazdıklarından pişman olabilecegin binlerce kaynak verebilirim.

insolent1 wrote:
hekimusta,

"Tartışma, sadece kadının el ve yüzün örtmesinde söz konusu olmuştur. O da normal hallerde. Fitne ve tahrik unsuru söz konusu olursa ittifaken el ve yüzün de örtünmesi gereklidir. (Ahzap/ 59 ve Nur/30-31 ayetlerine bakılabilir)."

Günümüzde kameralar, fotoğraf makineleri, cep telefonları var. Her an kadın bir yerde kayıt altında olabilir dışarıda. Sokaklarda da kimin ne düşündüğünü ona karşı ne hisle baktığını kestiremeyeceğimiz için kadının elini ve yüzünü kapatması sonucuna varırız buradan.


evet günümüzde kameralar fotoğraf makineleri var ve hatta daha ileriye giderek senin yazmadıgın internet ve televizyon var. bu konuda kesinlikle katılıyorum. ancak bir konuya egilmek istiyorum. insanların fotoğraflarda, cep telefonunda, televizyonda, internettekapalı bayanların fotograflarından ziyade sahilde mayolu veya daha farklı örtmesi gereken yerlerini örtmeyenlerin görüntülerinden şehvetle baktıgı düşüncesindeyim. onun için öncelikle onların uygun bir şekilde örtünmeleri gerekmekte (tabi eğer müslümanlarsa Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation ) yoksa dışarda yarı çıplak kimse varken kimsenin kapalı bir bayana bakarak ya da görüntülerini kaydederek tahrik olacagini düşünmüyorum. olsa olsa insanları tahrik etmek için kaydedebilir o da şehvetten degil insanları provake etmek için
geyikkutuphanesi
Quote:
İran Türkiye olmayacak' diye yürüdüler
Türkiye'de laik kesimler yıllardır 'Türkiye İran olmayacak' eylemleri yaparken, bu kez İranlı genç kızlar 'İran Türkiye olmayacak' yürüyüşü yaptı.

İran’da bir grup kız öğrenci, “güzel örtünme’’ye destek için sessiz yürüyüş yaptı. Başkent Tahran’ın Veli Asr Meydanı’nda toplanan yaklaşık iki bin orta okul ve lise öğrencisi, bazı afiş ve pankartlar taşıyarak, buradan cuma namazının kılındığı Tahran Üniversitesi’ne kadar sessizce yürüdü.

ÖRTÜLÜ KADIN SEDEFDEKİ İNCİ GİBİDİR
Tahran Talim ve Terbiye Kurumunca düzenlenen yürüyüş sırasında öğrenciler, Farsça ve İngilizce yazılı pankartlar taşıdı. Kız öğrenciler tarafından taşınan pankartlarda, “Örtü muhafazadır, kısıtlama değil’’, “Çador (kara çarşaf), en iyi örtüdür’’, “Başörtüsü ruhu temizler’’, “Örtü, namusun muhafazasıdır’’, “Örtülü kadın, sedefteki inci gibidir’’, “Allah, haya sahibi olanları ve örtünenleri sever’’ şeklinde sloganların yazıldığı gözlendi.


Smile
badboyyad
Bizim cumhuriyete falan karşı çıktığımız yok veya hut bu milleti ikiye bölmek gibi bi eğilimizde yok bu millet yıllardır başıörtülü ve başı açık insanlarla hür bi toplumdu taki 19998 yılına kadar.Zamanın hükümeti anayasada bi değişiklik yaparak bundan böyle başörtlü kişiler kamusal alanlara girmicek dendi yani milletimiz ikiye bölündü başı açıklar başıörtülüler bundan önce böyle bişiy yoktu.Bu milleti 1998 de böldüler inşallah 2008 de tekrar birleştircekler.Anlayamadığım bi konu var siz niçin çıkıpta biz islamı bu devlette görmek istemiyoruz müslümanları istemiyoruz demiyorsunuz da yok başörtülüler oraya buraya girmesin diyorsunuz onların ne suçu var.Onların hastanede tedavi görmeye, okumaya. askerdeki oğlunu ziyaret etmeye mezun olan evladını görmeye hakları niçin olmasın?Aslın da bu soruların tek bir cevabı var buda laiklik değil çünkü laiklik bunlara izin veriyor izin vermiyor diyenlere soruyorum laikliği siz mi yazdınız yoksa Fransa mı?Neyse uzattım soruların cevabını vercektim başıörtülülerin yukardaki soruların cevaplarını yapamamalarının nedeni müslüman olmaları İslama inanmalrı çıkıpta bunu erkekçe söyleyemiyorlar...
geyikkutuphanesi
Find out about different styles of Muslim http://news.bbc.co.uk/1/shared/spl/hi/pop_ups/05/europe_muslim_veils/html/1.stm

BBC'de başörtüsü nası bağlansın tartışmalarına girmiş Very Happy Very Happy Very Happy Laughing
loserk
hekimusta wrote:


kanaltürk ne kadar provakatör bir kanal olsa da linkini gönderirsen seyredecegimden emin olabilirsin ancak senin seyretmen ve üzerinde düşündükten sonra bu yazdıklarından pişman olabilecegin binlerce kaynak verebilirim.



KanalTürk - her ne kadar karalamaya çalışsan da - provokatif değildir, Türkiye'nin kör dincilerinin görmediklerini gösteren cumhuriyetçi bir kanaldır, ayrıca bunu burda tartışmak da son derece yersizdir.

Bugün tüm uyarılara rağmen dik kafalı dinci hükümet, dinci meclisten değişiklik tasarısını geçirmiş olabilir. Eğer anayasa mahkemesinden de geçerse laikliğin sonlanacağı da açıkça görülüyor. Ancak bu dincilerin göremediği şu ki; zannediyor musunuz ki bu iş burda bitecek? Zannediyor musunuz ki bu türban yanlarına kar kalacak?

Olacakları söyleyeyim sana, 80 döneminden sonra rafa kaldırılan döner bıçakları, sallamalar, satırlar maalesef ki (bunu vurguluyorum) yeniden çıkacak meydana... yeniden üniversitelerde kanlar dökülecek... Sad

bu tasarıyı meclisten geçirenler yalnızca son damlayı damlatıp bardağı taşırdılar... hareketli günlere hazırlıklı olmak lazım Sad

Quote:
Burnunun dikine yürüyenler sağı solu göremezler
loserk
badboyyad wrote:
Anlayamadığım bi konu var siz niçin çıkıpta biz islamı bu devlette görmek istemiyoruz müslümanları istemiyoruz demiyorsunuz da ...


Gerçi cevabını diğer başlıkta verdim ama buraya da yazayım:

Ben diyorum kardeşim, ben benim rejimimi yıkacak, beni ben yapan özgürlüğümü sağlayan Cumhuriyet'i sarsacak, "sadece bana has" olan inancımı siyasi bir amaç uğruna alet edecek, beni çağdaşlıktan alıp geriye götürecek "İslam benzeri" bir dini de o dine mensup olanları da görmek istemiyorum.

Bu kadar.
palavra
Quote:
TBMM'deki yüzde 80 dün, yüzde 20'nin yasakçılığından güç olan ve üniversitelerde örgütlenmiş azgın azınlığın resmen olmayan ve fakat fiilen uyguladığı "Başörtüsü yasağının anayasadaki güya dayanaklarını ortadan kaldırdı.

Bakın azgın azınlık yasakta diretince sessiz çoğunluğa ne yaptırdı?

Yasalarda olmayan ve fakat fiilen uygulanan bir yasağı yasal olarak kaldırdı.

Azgın azınlık eğer yasakta diretmeseydi, ne anayasa da ne de yasalarda böyle bir düzenlemeye gerek kalırdı, konu hoşgörü çerçevesinde çözülürdü. Böylece kimse de olayın bir "rövanş" olduğunu söyleme gereği duymazdı.

Bu süreçte ortaya çıktı ki, yasakçıların, azgın azınlığın, sürekli yasak yasak diyerek bunun için ileri sürdüğü gerekçelerinde boş olduğu ortaya çıktı.

Yasağın Avrupa Birliği ayağı çöktü. Bu zaten yalandı ve Avrupa Birliği'nin üniversitelerde başörtüsü yasağı uygulamasına geçit veren bir kararı yoktu ve hiç bir Avrupa ülkesi üniversitesinde başörtüsü yasağı diye bir yalan ve yasak yoktu. Ama rektörlerimiz hep bu tezle yasağı savunuyorlardı.Yalan her zaman çökmeye mahkumdur.

Yasağın anayasal ayağı çöktü, çünkü aslında anayasada başörtüsü yasağı diye bir yasak söz konusu değildi.

Yasal ayağı çöktü, çünkü yasalarda başörtüsü yasağı diye bir şey yoktu.

Peki o zaman TBMM neyi kaldırdı?

Komik ama TBMM resmen olmayan bir yasağı kaldırdı. Azgın azınlığın dayattığı fiili yasağı resmen kaldırdı.

Başörtüsü ya da türban, zaten serbesti. Fakat azgın azınlığın üniversitelerdeki örgütü bu yasağı fiilen uyguluyor, gerekçe olarak da Anayasa ve Avrupa Birliği kararlarını gösteriyordu.

Bu süreç hepsini çökertti. Fiili yasakçıların gerekçelerinin gerçek olmadığı yalan olduğu ortaya çıktı. Gerekçelerinde ileri sürülen Anayasa maddelerinde bir daha yasağı savunabilme ihtimallerini ortadan kaldırdı.

Çöktü, hepsi çöktü!

Bakın Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'a göre de anayasa ve yasalar türbanı yasaklamıyor.

Ona göre de yasalardan ve anayasadan kaynaklanan bir başörtüsü yasağı yok.

TBMM olmayan bir yasağı kaldırdı ama bu süreç yasakçılığı fiilen sürdürmeye çalışanların yalanlarını ortadan kaldırmaya yaraması açısından son derece verimli geçti!


Yargitayin onursal baskani Sami Selcuk bey ve Anayasa mahkemesi baskani Hasim Kilic bey mevcut yasalara gore basortusu/turban yasagi olmadigini acikladilar

Meclisimiz olmayan bir yasagi %80 cogunlukla kaldirdi, hepimize hayirli olsun
insallah bundan sonra boyle bir yasak gormeyiz

muhalefet partisi meclisten %80 le gecen bir kanunu anayasa mahkemesine goturecegini acikladi.
tek umitleri oymus.
hekimusta
M,Akif ERSOY wrote:
Medeniyet dediğin soymak ise bedeni desenize hayvanlar sizden daha medeni...
loserk
hekimusta wrote:
M,Akif ERSOY wrote:
Medeniyet dediğin soymak ise bedeni desenize hayvanlar sizden daha medeni...


eee? yani? burdan başımızı örtelim manasını mı çıkardın? kemiklerini sızlattın mehmet akifin Mad
insolent1
hekimusta wrote:


insolent1 wrote:
hekimusta,

"Tartışma, sadece kadının el ve yüzün örtmesinde söz konusu olmuştur. O da normal hallerde. Fitne ve tahrik unsuru söz konusu olursa ittifaken el ve yüzün de örtünmesi gereklidir. (Ahzap/ 59 ve Nur/30-31 ayetlerine bakılabilir)."

Günümüzde kameralar, fotoğraf makineleri, cep telefonları var. Her an kadın bir yerde kayıt altında olabilir dışarıda. Sokaklarda da kimin ne düşündüğünü ona karşı ne hisle baktığını kestiremeyeceğimiz için kadının elini ve yüzünü kapatması sonucuna varırız buradan.


evet günümüzde kameralar fotoğraf makineleri var ve hatta daha ileriye giderek senin yazmadıgın internet ve televizyon var. bu konuda kesinlikle katılıyorum. ancak bir konuya egilmek istiyorum. insanların fotoğraflarda, cep telefonunda, televizyonda, internettekapalı bayanların fotograflarından ziyade sahilde mayolu veya daha farklı örtmesi gereken yerlerini örtmeyenlerin görüntülerinden şehvetle baktıgı düşüncesindeyim. onun için öncelikle onların uygun bir şekilde örtünmeleri gerekmekte (tabi eğer müslümanlarsa Exclamation Exclamation Exclamation Exclamation ) yoksa dışarda yarı çıplak kimse varken kimsenin kapalı bir bayana bakarak ya da görüntülerini kaydederek tahrik olacagini düşünmüyorum. olsa olsa insanları tahrik etmek için kaydedebilir o da şehvetten degil insanları provake etmek için


Başkalarının şehvetle bakıp bakmadığını kendi düşüncende bitiremezsin. Belki kapalı birine göre açık biri daha az şehvet uyandırıyodur. Ama tamamen kapalı biri de başıkapalıya göre daha az şehvet uyandırıyor. Ne yapsakki tümden kapanalım gitsin. Namus için, şeref için...

Eğer başı kapalı birine o gözle bakılıyorsa onun problemidir diyorsun bu noktada. Ben de başı açık birine şehvetle bakana onun problemidir günahıdır diyorum. Burada başı açık birine sen de başını açmasaydın gibi yaklaşmak yanlıştır.

Ama sen kadınların çarşafla kapatılmasını istemediğin ya da başörtüsünün her şeye yeteceği konusunda inanmak istiyorsan inan başkalarını yok saymaya devam et, kendi çıkmazınızda çıkmazdan çıktığınızı bir an düşünerek de kendinizi kandırarak da devam edin.


geyikkutuphanesi wrote:
Quote:
İran Türkiye olmayacak' diye yürüdüler
Türkiye'de laik kesimler yıllardır 'Türkiye İran olmayacak' eylemleri yaparken, bu kez İranlı genç kızlar 'İran Türkiye olmayacak' yürüyüşü yaptı.

İran’da bir grup kız öğrenci, “güzel örtünme’’ye destek için sessiz yürüyüş yaptı. Başkent Tahran’ın Veli Asr Meydanı’nda toplanan yaklaşık iki bin orta okul ve lise öğrencisi, bazı afiş ve pankartlar taşıyarak, buradan cuma namazının kılındığı Tahran Üniversitesi’ne kadar sessizce yürüdü.

ÖRTÜLÜ KADIN SEDEFDEKİ İNCİ GİBİDİR
Tahran Talim ve Terbiye Kurumunca düzenlenen yürüyüş sırasında öğrenciler, Farsça ve İngilizce yazılı pankartlar taşıdı. Kız öğrenciler tarafından taşınan pankartlarda, “Örtü muhafazadır, kısıtlama değil’’, “Çador (kara çarşaf), en iyi örtüdür’’, “Başörtüsü ruhu temizler’’, “Örtü, namusun muhafazasıdır’’, “Örtülü kadın, sedefteki inci gibidir’’, “Allah, haya sahibi olanları ve örtünenleri sever’’ şeklinde sloganların yazıldığı gözlendi.


Smile


Birileri de işte İran'da türbana karşı çarşafın yürüyüşünü yapar.

badboyyad wrote:
Bizim cumhuriyete falan karşı çıktığımız yok veya hut bu milleti ikiye bölmek gibi bi eğilimizde yok bu millet yıllardır başıörtülü ve başı açık insanlarla hür bi toplumdu taki 19998 yılına kadar.Zamanın hükümeti anayasada bi değişiklik yaparak bundan böyle başörtlü kişiler kamusal alanlara girmicek dendi yani milletimiz ikiye bölündü başı açıklar başıörtülüler bundan önce böyle bişiy yoktu.Bu milleti 1998 de böldüler inşallah 2008 de tekrar birleştircekler.Anlayamadığım bi konu var siz niçin çıkıpta biz islamı bu devlette görmek istemiyoruz müslümanları istemiyoruz demiyorsunuz da yok başörtülüler oraya buraya girmesin diyorsunuz onların ne suçu var.Onların hastanede tedavi görmeye, okumaya. askerdeki oğlunu ziyaret etmeye mezun olan evladını görmeye hakları niçin olmasın?Aslın da bu soruların tek bir cevabı var buda laiklik değil çünkü laiklik bunlara izin veriyor izin vermiyor diyenlere soruyorum laikliği siz mi yazdınız yoksa Fransa mı?Neyse uzattım soruların cevabını vercektim başıörtülülerin yukardaki soruların cevaplarını yapamamalarının nedeni müslüman olmaları İslama inanmalrı çıkıpta bunu erkekçe söyleyemiyorlar...


İki başlığa da benzer şeyleri yazmışsın, galiba anlatılanlardan hiçbir şey anlamıyorsun. Milletin derdi müslümanlar mı, dinsizliğin gelmesi mi? Bunu nasıl düşünebilirsin bu kadar basitçe?

Tabi birilerine dinsiz demek, din düşmanı demek kolaydır. Haber sitelerinde Emin Çölaşan ve benzeri aydınların yazılarının ya da haberlerinin altına din düşmanı diye yazıyorlar. "Hürriyet'ten atıldı iyi oldu zaten din düşmanıydı".

İş yok, güç yok, ne yapsak, şu dini ortadan mı kaldırsak, laikliği savunsak.

Gerçekten çok komik.

İnsanların birbirleriyle yaşamasını garantiye alacak laik sistemi anlamayıp dinsizlik olarak yazılar yazmayın. Acaba laikliği savunan senin evde namaz kılmana niye bir şey demiyor? Peki neden İslama inanıyorlar?

Şeriat gelsin, anayasada hala devlet laiktir yazsın. İnşallah bu noktaya gitmeyiz.
hekimusta
insolent1 wrote:

Başkalarının şehvetle bakıp bakmadığını kendi düşüncende bitiremezsin. Belki kapalı birine göre açık biri daha az şehvet uyandırıyodur.


de hadi o zaman tüm kadınlar çıplak gezsin
loserk
hekimusta wrote:
insolent1 wrote:

Başkalarının şehvetle bakıp bakmadığını kendi düşüncende bitiremezsin. Belki kapalı birine göre açık biri daha az şehvet uyandırıyodur.


de hadi o zaman tüm kadınlar çıplak gezsin


yok olmaz, senin dinin bunu emretmiyo, ırz namus uğruna kapanın diyo... o yüzden açık gezenler namussuz
hekimusta
loserk wrote:
hekimusta wrote:
insolent1 wrote:

Başkalarının şehvetle bakıp bakmadığını kendi düşüncende bitiremezsin. Belki kapalı birine göre açık biri daha az şehvet uyandırıyodur.


de hadi o zaman tüm kadınlar çıplak gezsin


yok olmaz, senin dinin bunu emretmiyo, ırz namus uğruna kapanın diyo... o yüzden açık gezenler namussuz


dam üstünde saksagan .......
sen benim dinimi kulaktan dolma bilgilerle öğrenmişsin. Benim dinim, Allah emrettiği için kapanın diyor. Benim dinimi -İSLAM'ı- öğrenememişsin bari kendi dinin neyse onu iyi öğrenmeye bak Wink
BURAK_X
loserk, hekimusta, lütfen birbirinizle düzgün konuşun tatsızlık çıkmasın Sad
palavra
insallah bu son magduriyet olur.




Quote:
Üniversitelerdeki başörtüsü yasağı 411 gibi rekor bir oyla Meclis'te kaldırıldı. Değişiklik Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onayından sonra yürürlüğe girecek.



Ancak Anayasa değişikliğinin ikinci oylamasının Meclis'te yapılacağı günün öncesinde Marmara Üniversitesi'nde yine bir başörtüsü dramı yaşandı. 'Engelsiz Meslek Eğitimi Projesi' kapsamında açılan bilgisayar ve muhasebe kursunu bitirip sertifika almaya hak kazanan Kadriye Ödül'ün (23) annesi Emine Ödül başörtülü olduğu gerekçesiyle törene alınmadı. Baba Mehmet Ödül ise olayı protesto için eşiyle birlikte soğukta dışarıda bekledi.

Ticaret meslek lisesi mezunu olan yüzde 60 engelli Kadriye Ödül, Element Eğitim Teknolojileri'nin başlattığı 'Engelsiz Meslek Eğitimi Projesi' kapsamında bilgisayar ve muhasebe kursuna katılarak eğitim aldı. 6 ay internet üzerinden ders gören Ödül, sertifikaya hak kazandı. Kızının Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü'ndeki sertifika törenine katılmak isteyen anne Emine Ödül, başörtüsü yasağına takıldı. Günlük ihtiyaçlarını giderebilmek için yanında her an birinin bulunması gereken Kadriye Ödül, görevlilerce sertifika töreninin yapıldığı yere götürülürken; anne Ödül, girişteki güvenlikçilerin kaldığı odaya alındı. Uğradığı ayrımcılık sebebiyle üzüldüğünü belirten anne Ödül, "Kızım kas hastalığından dolayı vücudunu kullanamıyor. İhtiyaçlarını karşılayamıyor. Yanında bulunmam lazım; ama başörtümden dolayı içeri almadılar." şeklinde konuştu. Engelli Kadriye Ödül ise annesine yapılan haksızlığın kendisini üzdüğünü ifade ederken, şunları kaydetti: "Ailem benim mutlu günümde yanımda olmak istedi. Annemin başörtülü olduğu için programa alınmaması çok üzücü." Baba Ödül de, kızının mutluluğunu görmelerinin engellenmesinin haksızlık olduğunu kaydetti. Başörtüsü tartışmaları sürerken, kimi rektörler, 'Türbanlı öğrenciye hak ettiği notu vermeyiz' derken; bazıları da 'Yasal olarak kabul edilse bile türban kabul edilemez' demişti.


palavra
bence sayin baykal kendini bir kere daha sorguya cekmeli
oy istedigi bir zumrenin ,tabi haklarinida savunmasi lazim.

hekimusta
cumhurbaskanımız da bugün yasayı onaylarsa yasak tarih olacak. tabi eğer gerçekten cumhuriyetin oldugu ve meclisin üstünde kimsenin yetkisi olmadıgı bir ülkede yaşıyorsak
loserk
BURAK_X wrote:
loserk, hekimusta, lütfen birbirinizle düzgün konuşun tatsızlık çıkmasın Sad


yaa burak haklısın da ne yapayım ki kardeşim, adamına göre muamele... Ayrıca türbana karşıyım diye de bir tatsızlık çıkacaksa, tartışmanın ve tatsızlığın kralını çıkarırım, evlere şenlik olur... Cool

Bu resmi nette gezinirken buldum, Türkiye'nin üst kadrosu diye hitap edilen dinci kesimi... Cumhuriyet bunu sindirmeye mahkum edilemez...

loserk
Quote:
Can DÜNDAR



Quote:
Eski Tahran Büyükelçisi Korkmaz Haktanır'ın eşi Handan Haktanır'dan uyarı var:
"İran'da örtü okula sinsice girdi; 3 yılda herkes örtündü"

Önceki gece NTV'de akademisyenlerle türbanı tartışıyorduk, ki internet adresimize bir mektup düştü.
Tahran'da yaşamış, "adının açıklanmasını istemeyen" bir diplomat eşi, İran'daki örtünme konusundaki deneyimini aktarıyor, Türk kadınlarını uyanık olmaya çağırıyordu. İsmi kontrol ettik; doğruydu.
Mektup, 1991-94 yılları arasında Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği'ni yapan Korkmaz Haktanır'ın eşi Handan Haktanır'dan geliyordu.Yayında isim vermeden, mektuptan bölümler okudum.
Yayından sonra da kendisine ulaşıp mektubun tamamına bu köşede yer vermek için iznini istedim.
İşte Handan Haktanır'ın "türban uyarısı":

"Ruj süreni sopaladılar"
"Tahran'da görev yapmış bir diplomatın eşi olarak, türban konusunda düşündüklerimi bir iki cümleyle ifade etmek isterim:
Tayin yerimiz olan Tahran'a uçağımız inerken 'hicab'ımı başıma geçirdiğimde kendimi şöyle teselli ediyordum:
'Nasıl olsa burası benim ülkem değil. Birkaç yıl dişimi sıkar katlanırım. Çok şükür ki biz Atatürk kızlarıyız ve böyle şeyler bizim başımıza gelmez.'
Tahran'daki görev süremiz boyunca (gayrimüslimler de dahil olmak üzere) 'hicab'sız dolaşan tek bir kadın görmedim. Bir yabancı diplomatın eşi, şapka takarak bu yasağı delmeyi denedi, ancak devrim polisleri kendisini derhal ikaz ettiler.
Bir başkasının eşi ruj sürdüğü için karakola alındı ve ellerine sopalarla vuruldu. Bu hanım bir keresinde 'Eğer Müslümanlık buysa, Hıristiyan olduğum için çok şanslıyım' demişti.

"Süreç 3 yılda tamamlandı"
"Tayinimizin ilk günlerinde İranlı hanım dostlarım bana sürekli olarak Türk kadınlarının dikkatli olmalarını ve erkeklerin bilinçaltındaki güvensizlik duygularından ve endişelerden kaynaklanan bu uygulamanın, sinsice ve adım adım geldiğini söylüyorlardı.
Bir gün okullarına gittiklerinde kapıda 'Bundan böyle hicabsız derslere giremeyeceklerine' dair bir kâğıt bulmuşlardı.
Dedikleri kadarıyla, sürecin tamamlanması üç yıl almıştı. Ondan sonra ise çok geç olmuştu.
İtiraz edenlerin sayısı giderek azalmış, sonuçta yıllar sonra bu ortam içine doğan kızlar için 'hicab'lı olmak son derece doğal ve yerine getirilmesi gereken bir şart olarak algılanmaya başlanmıştı.
Bu uyarıları ben o zaman masal dinler gibi dinlemiştim. Evet, ben de onlar gibi giyiniyordum, ama bu benim değil onların sorunuydu. Bizim ülkemizde böyle şeyler olmazdı.

"Rüyamda korkuyordum"
Ancak, bir süre sonra vestiyerden 'hicab'ımı alıp taktığımı, ancak sokağa çıktıktan sonra fark ettiğimin ayırdına vardım. 'Hicab', benim için de artık bir refleks haline gelmişti.
Öyle ki, bazen rüyalarımda bile kendimi başı açık olarak gördüğümde korkuyla uyanıyor 'Devrim polisleri geliyor, ben ise hicabımı takmamışım' diye paniğe kapılıyordum. İşte o zaman, 'hicab'ın aslında buzdağının görünen parçası olduğunu; asıl amacın, kadının ezilmesi, kontrol altına alınması ve korku altında yaşayan, ikinci sınıf insanlar olduklarına inandırılması olduğunu anladım.
O nedenle Türk kadınlarının çok dikkatli olması ve son derece masumane bir şekilde, özgürlük adı altında gelen bazı uygulamaların, ileride çok daha baskıcı bir rejimin ayak sesleri olabileceğini asla akıllarından çıkarmamaları gerekmektedir.
En içten saygılarımla..."
hekimusta
loserk wrote:
BURAK_X wrote:
loserk, hekimusta, lütfen birbirinizle düzgün konuşun tatsızlık çıkmasın Sad


yaa burak haklısın da ne yapayım ki kardeşim, adamına göre muamele... Ayrıca türbana karşıyım diye de bir tatsızlık çıkacaksa, tartışmanın ve tatsızlığın kralını çıkarırım, evlere şenlik olur... Cool

Bu resmi nette gezinirken buldum, Türkiye'nin üst kadrosu diye hitap edilen dinci kesimi... Cumhuriyet bunu sindirmeye mahkum edilemez...

sizin derdiniz türban falan degil. akp ne derse ona karsı cıkmak sizinki. muhalefet edilecekse akıllı muhalefet edilmelidir. adamların her dedigine olmaz laikliğe karsıdır derseniz, cumhurbaskanını (hile-düzenle de olsa) seçtirmezseniz, daha sonra halk bunun cevabını size verecektir ve verdi de. o kadar cumhuriyet mitingi yapıldı Abdullah gül cumhurbaskanı olmasın diye, laiklik elden gider, türban çankayaya cıkamaz dediniz daha sonra halk kendi çıkardı onu. önce halka barısmanız halkın tokatını bir daha yersiniz Laughing Laughing Laughing Laughing Laughing Laughing
loserk
hekimusta wrote:

sizin derdiniz türban falan degil. akp ne derse ona karsı cıkmak sizinki. muhalefet edilecekse akıllı muhalefet edilmelidir. adamların her dedigine olmaz laikliğe karsıdır derseniz, cumhurbaskanını (hile-düzenle de olsa) seçtirmezseniz, daha sonra halk bunun cevabını size verecektir ve verdi de. o kadar cumhuriyet mitingi yapıldı Abdullah gül cumhurbaskanı olmasın diye, laiklik elden gider, türban çankayaya cıkamaz dediniz daha sonra halk kendi çıkardı onu. önce halka barısmanız halkın tokatını bir daha yersiniz Laughing Laughing Laughing Laughing Laughing Laughing


doğru "halk" getirdi bunları başımıza, çünkü senin "halk" diye tabir ettiğin insan topluluğu cumhuriyetini korumak namına bir gıdım onur ve gurur taşımayan, kendini bir çuval kömür ile bir karış bez parçasına satan tayyipçilerden oluşuyor maalesef Crying or Very sad benim "halk" tanımım ise daha farklı...

"yok akp halkı rüşvetle satın almadı" diyeceksen;

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8191296.asp?m=1
palavra
Basortusu gorunen bir olgu oldugu icin dikkat cekiyor galiba

ama

bu ulkede namaz kilmadigi icin baski goren biri varmi?
zekat vermedigi icin hesaba cekilen biri varmi?
varmi aramizda namaz veya zekat yuzunden baskiya maruz kalmis.

namaz da , zekat ta onem siralamasinda basortusunden onde gelen emirlerdir.

eger bunlarda baski yoksa, basortusunde kimse kimseye baski yapmaz.
insolent1
palavra wrote:
Basortusu gorunen bir olgu oldugu icin dikkat cekiyor galiba

ama

bu ulkede namaz kilmadigi icin baski goren biri varmi?
zekat vermedigi icin hesaba cekilen biri varmi?
varmi aramizda namaz veya zekat yuzunden baskiya maruz kalmis.

namaz da , zekat ta onem siralamasinda basortusunden onde gelen emirlerdir.

eger bunlarda baski yoksa, basortusunde kimse kimseye baski yapmaz.


Başörtüsü, peçe, çarşaf bunlar görünen şeylerdir. Namaz, zekat devlet işlerine karışmamaktadır tabii çalışma gün ve saatlerini düşünmezsen. Başörtüsü vs. ise devlet işlerine dinin karışmasıdır. Bu nedenle namaz veya zekatla kıyaslanmamalıdır. Ki çalışma saatlerinde bir kamu görevlisi namaz kılmaya gitmemelidir benzer olarak.

hekimusta wrote:
insolent1 wrote:

Başkalarının şehvetle bakıp bakmadığını kendi düşüncende bitiremezsin. Belki kapalı birine göre açık biri daha az şehvet uyandırıyodur.


de hadi o zaman tüm kadınlar çıplak gezsin


Bir cümleyi o an yanlış yazmışım ama demek istediğim gayet açık anlaşılıyor.

insolent1 wrote:

Başkalarının şehvetle bakıp bakmadığını kendi düşüncende bitiremezsin. Belki kapalı birine göre açık biri daha az şehvet uyandırıyodur. Ama tamamen kapalı biri de başıkapalıya göre daha az şehvet uyandırıyor. Ne yapsakki tümden kapanalım gitsin. Namus için, şeref için...


Doğrusu: Belki açık birine göre kapalı biri daha az şehvet uyandırıyodur.
Zaten bir sonraki cümleden demek istediğim anlaşılıyor.

Burada çıplaklığın savunuculuğunu yapmıyorum ve yapacak da değilim. Kimse de türban kalksın çıplak gezelim diye anlamasın.

hekimusta wrote:
loserk wrote:
hekimusta wrote:
insolent1 wrote:

Başkalarının şehvetle bakıp bakmadığını kendi düşüncende bitiremezsin. Belki kapalı birine göre açık biri daha az şehvet uyandırıyodur.


de hadi o zaman tüm kadınlar çıplak gezsin


yok olmaz, senin dinin bunu emretmiyo, ırz namus uğruna kapanın diyo... o yüzden açık gezenler namussuz


dam üstünde saksagan .......
sen benim dinimi kulaktan dolma bilgilerle öğrenmişsin. Benim dinim, Allah emrettiği için kapanın diyor. Benim dinimi -İSLAM'ı- öğrenememişsin bari kendi dinin neyse onu iyi öğrenmeye bak Wink


Ayrıca dini sahiplenmek gibi bir hakkı da nerden buluyorsunuz bilmiyorum.
selim06
bu başlığın açık durmasının sebebi farklı görüşlerin fikir alışverişi yaparak tartışmasıydı. fakat görüyorumki karşılıklı atışmalar başlamış. bu nedenle kilitlenmesi uygun görülmüştür
-CLOSE-
Related topics
Da Vinci Code
Videobewerking op PC
Sobre cuando dan el espacio
Books of Dan Brown
Gary Paulsen and Dan Gutman's books
[Literatura] - Opiniões sobre livros que vocês leram.
Ankara'da korkunç patlama
CHP'li Arıtman'dan çirkin benzetme: Sümerler'de fahişeler...
kanalturk
yassiada
chp dinleniyor!
İsrail yardım gemilerini vurdu!
Hacker'ın hacker'dan intikamı!
Guardian: "Uluslararası komplo ihtimali güçlendi"
This topic is locked: you cannot edit posts or make replies.    Frihost Forum Index -> Language Forums -> Turkish

FRIHOST HOME | FAQ | TOS | ABOUT US | CONTACT US | SITE MAP
© 2005-2011 Frihost, forums powered by phpBB.