FRIHOST • FORUMS • SEARCH • FAQ • TOS • BLOGS • COMPETITIONS
You are invited to Log in or Register a free Frihost Account!


ulker-godiva





palavra

Ulker grubu cok ciddi bir yatirima imza atmis.Dunyanin her yerinde Ulker urunlerini gormeye baslayacagiz herhalde.

Quote:
Türkiye'nin önde gelen gıda şirketlerinden Ülker, lüks çikolata üretimiyle bilinen Belçikalı Godiva'yı 850 milyon dolara satın aldı. 80 yıllık geçmişe sahip Godiva, tüm dünyada yaklaşık 450 butik ve 9300 satış noktası ile hizmet veriyor ve yıllık cirosu 500 milyon dolara yaklaşıyor.


Ülker gerçekleştirdiği operasyonla bir rekora da imza attı. 850 milyon dolarlık rakam Türk firmalarının bugüne kadar yurtdışından satın aldığı şirketler için ödenen en yüksek değer olarak kayıtlara geçti. Ülker Bisküvi-Çikolata-Kek Grubu Başkanı Ali Ülker bölgesel güç olma yolunda önemli adımlar atan Ülker'in Godiva gibi bir dünya devini bünyesine katarak dünyaya açılmadaki öncü rolünü bir kez daha sergilediğini kaydetti


http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=627800&keyfield=756C6B65722062656C63696B61
mr.emre
Quote:
SON günlerde... Nerede fikrimizi söylesek, hep aynı cevapla karşılaşıyoruz.

- Limanlar satıldı.

- Ama Ülker de Godiva’yı aldı!

- Bankalar yabancıların oldu.

- İyi de, Godiva da Ülker’in oldu!

- Az daha Erdemir bile gidiyordu.

- Godiva geldi ya!

- Ne telefon kaldı, ne Petkim.

- Godiva’yı duymadın galiba!

- Bari nehirleri satmasalar...

- Bırak bu kafayı artık, yabancıya mal satmak kötü bir şey olsa, yabancılar Godiva’yı Ülker’e satar mı?

*

Gık diyoruz...

Lafı ağzımıza tıkıyorlar.

*

E şakır şakır "yabancıya satıldığımız" yolundaki "asılsız" iddiamız, böylesine güçlü bir argümanla çürütüldüğüne göre, "ulusalcı" olmanın bir manası yok artık...

Kafayı değiştiriyorum!

*

Teklifim şu...

*

Fransız Telekom’u versinler...

Biskrem’i verelim.

İngiliz limanlarını alalım.

Çokonat’ı satalım.

İspanya, bankalarını bize satsın.

Alsın Cola Turka’yı.

Alman, Erdemir’inden vazgeçsin...

Kekstra helali hoş olsun.

Amerikalıların kolesterolü yüksektir.

Versinler doğalgaz santrallarını...

Alsınlar Kalbim Benecol’ü.

*

Ben razıyım.



http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/7932724.asp?yazarid=249&gid=61&sz=40135
palavra
"son gunler" bir hayli zorlama bir ifade olmus.

bu ulkenin bankalari uzun yillardir yabancilara satiliyor
yunan kilisesine satilan bir bankamiz oldu.
aydin dogan kendi bankasini yabancilara satti
karamehmetin bankalarina cok garip bir sekilde el konuldu
askerlerimiz (oyak) bir cok muvazzaf subay-astsubayin ozluk bilgilerinin yabancilarin eline gecme dedikodularina ragmen bankalarini sattilar.

cok stratejik olmayan kurumlarin en cok fiyati verene satilmasi gayet normaldir.
aydin dogan kendi bankasini iyi (cok iyi ) bir fiyata satarken yilmaz ozdil nerede imis???
hem aydin doganin bankasini satmasi niye beni ilgilendirsin
yabanci sahipli bir bankayla calismak istemiyorsan onlarca turk bankasi var.

godiva hemen hemen heryerde satisi olan bir cukolata sirketi
yurtdisinda gezerken yanindaki arkadasa
bak bu godiva turk mali diyebilmek(malesef baska -ozellikle buralarda - turk urunu yok)
az biraz milli gururumuzu onure edebilir diye dusunmustum.
hekimusta
eğitim şart. ağzı olak konusuyo...............
yazdıklarımızı bilsek acaba yazmaya devam eder miyiz?
düşünmedimiz için hemen herkes evet diyecek. Ama ne yapim milletimizin hali bu. kabul etmek lazım
darkeagle
Godiva yı neden daha önce hiç duymadım Confused
palavra
darkeagle wrote:
Godiva yı neden daha önce hiç duymadım Confused


turkiyedeyken bende duymamistim
hatta raflarda gorup gormedigimi bile hatirlamiyorum

ama yurtdisinda hemen hemen her luks rafta degisik godiva urunleri var.
hekimusta
darkeagle wrote:
Godiva yı neden daha önce hiç duymadım Confused

ne kadar enteresan degil mi? ben de daha onceden hç duymamıstım
cavbela
kimi zaman yabancı şirketlerin türkiyeye yatırım yapmasıyla gurur duyoruz kimi zamanda yabancı ülkelere yatırım yapmakla gurur duyuyoruz bu işte bi tezat yokmu sizce. hangisine sevinmeliyiz.
loserk
godivadan sonra uno'nun da yarısını satın almış ülker... satın alma operasyonlarının devamı gelecek mi bakalım?

"Ülker Bisküvi’nin yüzde 10 iştiraki bulunan Ülker grup şirketlerinden Fresh Cake, Unmaş Unlu Mamuller (Uno Ekmek) ve Doruk Unlu Mamuller’in yüzde 50’şer hissesini satın aldı."

Quote:
Ülker tarafından yapılan yazılı açıklamada, satın alma işleminde her iki şirketin toplam değerinin 75 milyon dolar üzerinden hesaplandığı belirtildi.

Açıklamada, “Bu alımda Uno markasının gücü, ambalajlı ekmek üretim ve dağıtım teşkilatının ve şirketin inovatif büyüme stratejisinin Ülker’in dağıtım ağı ve inovasyon anlayışı ile örtüşmesi önemli bir rol oynamıştır” denildi.

Halen ambalajlı ekmek pazarının yüzde 75’ine hakim konumda bulunan Uno 50’den fazla ilde dağıtım yapıyor.

İstanbul Dudullu’da bir fabrikası bulunan Uno, 2008 yılı sonunda Ankara’daki fabrikasını da hizmete alacak ve halen 35 bin ton üretim kapasitesini 50 bin tona çıkaracak.


http://www.ntvmsnbc.com/news/432057.asp
palavra


Dünyada Godiva'yı, içeride Uno Ekmek'i alan Ülker'de satın alma rüzgarı dinmiyor. Grup şimdi de çayda güçlenmek için Oba ve Doğa'yı satın almaya hazırlanıyor.
Allah yuru kulum deyince kimse tutamiyor.
bir zamanlar ticari rakipleri yesil sermaye diye kokunu kazimak icin bir hayli ugrasip, olmadik iftiralar atmislardi.Simdi onlar silindi gitti,ulker buyumeye devam ediyor.



Quote:
SABAH- Son olarak dünyada global çikolata markası Godiva'yı bünyesine katan içeride de Uno Ekmek'i satın alan Ülken yeniden çayda iddialı olmaya hazırlanıyor. Ülker, çay pazarındaki payı henüz küçük, ancak marka bilinirliği fazla olan Oba Çay'ın büyük bölümünü satın aldı. Oba ile yetinmeyen grup Doktor Feryal Menemenli'nin 1989 yılında kurduğu Doğa Bitkisel Ürünler'i bünyesine katarak çaydaki iddiasını güçlendirdi. 2005 yılında Kopuz Şirketler Grubu'na ait Tadım Çayın yüzde 50'sini satın alan ancak şirketi 2007 sonunda yeniden Kopuz Grubu'na satan Ülker, çay pazarından vazgeçmedi, sadece stratejisini 'piyasada bilinen bir markayı satın almak' üzerine kurdu.
İMZA AŞAMASINA GELDİ
Türkiye alkolsüz içecekler pazarının lideri çay, 2005 yılından itibaren gıda devlerinin tutkusu oldu. Yıllarca Çay- Kur'un tekelinde olan çay sektörünün 1987 yılından itibaren özel sektöre açılmasının ardından 2000'li yıllarda başlayan rekabet, büyük grupların da bu alana girmesiyle arttı. Toplam büyüklüğü 600 milyon doları bulan sektöre 2005 yılında Sabancı Grubu Deren markasıyla girdi, ancak Sabancı GıdaSa'yı satınca çaydan da çıkmış oldu. O tarihlerde 'deneme' amacıyla Kopuz Şirketler Grubu'ndan aldığı şirketle Natura markasını piyasaya süren Ülker, "Çayla bir yıldır hobi olarak uğraşıyoruz. Ancak bu iş kahveye benzemiyor, çok zor bir pazar" diye açıklama yapmıştı. Ancak ilerleyen sürede Ülker bu markayla çayda istediği pazar payını yakalayamadı. Çay piyasasında konuşulan bu iki gelişmede taraflar imza aşamasına gelirken, sektör artık her iki satın almaya da bitmiş gözüyle bakıyor.
darkeagle
palavra wrote:


Dünyada Godiva'yı, içeride Uno Ekmek'i alan Ülker'de satın alma rüzgarı dinmiyor. Grup şimdi de çayda güçlenmek için Oba ve Doğa'yı satın almaya hazırlanıyor.
Allah yuru kulum deyince kimse tutamiyor.
bir zamanlar ticari rakipleri yesil sermaye diye kokunu kazimak icin bir hayli ugrasip, olmadik iftiralar atmislardi.Simdi onlar silindi gitti,ulker buyumeye devam ediyor.



Quote:
SABAH- Son olarak dünyada global çikolata markası Godiva'yı bünyesine katan içeride de Uno Ekmek'i satın alan Ülken yeniden çayda iddialı olmaya hazırlanıyor. Ülker, çay pazarındaki payı henüz küçük, ancak marka bilinirliği fazla olan Oba Çay'ın büyük bölümünü satın aldı. Oba ile yetinmeyen grup Doktor Feryal Menemenli'nin 1989 yılında kurduğu Doğa Bitkisel Ürünler'i bünyesine katarak çaydaki iddiasını güçlendirdi. 2005 yılında Kopuz Şirketler Grubu'na ait Tadım Çayın yüzde 50'sini satın alan ancak şirketi 2007 sonunda yeniden Kopuz Grubu'na satan Ülker, çay pazarından vazgeçmedi, sadece stratejisini 'piyasada bilinen bir markayı satın almak' üzerine kurdu.
İMZA AŞAMASINA GELDİ
Türkiye alkolsüz içecekler pazarının lideri çay, 2005 yılından itibaren gıda devlerinin tutkusu oldu. Yıllarca Çay- Kur'un tekelinde olan çay sektörünün 1987 yılından itibaren özel sektöre açılmasının ardından 2000'li yıllarda başlayan rekabet, büyük grupların da bu alana girmesiyle arttı. Toplam büyüklüğü 600 milyon doları bulan sektöre 2005 yılında Sabancı Grubu Deren markasıyla girdi, ancak Sabancı GıdaSa'yı satınca çaydan da çıkmış oldu. O tarihlerde 'deneme' amacıyla Kopuz Şirketler Grubu'ndan aldığı şirketle Natura markasını piyasaya süren Ülker, "Çayla bir yıldır hobi olarak uğraşıyoruz. Ancak bu iş kahveye benzemiyor, çok zor bir pazar" diye açıklama yapmıştı. Ancak ilerleyen sürede Ülker bu markayla çayda istediği pazar payını yakalayamadı. Çay piyasasında konuşulan bu iki gelişmede taraflar imza aşamasına gelirken, sektör artık her iki satın almaya da bitmiş gözüyle bakıyor.


Bu kadar büyüyorsa yeşil sermaye değildir de nedir?
palavra
cavbela wrote:
kimi zaman yabancı şirketlerin türkiyeye yatırım yapmasıyla gurur duyoruz kimi zamanda yabancı ülkelere yatırım yapmakla gurur duyuyoruz bu işte bi tezat yokmu sizce. hangisine sevinmeliyiz.


evet gorunuste biraz tezat varmis gibi

--guclu ulkeler,guclu ekonomiler baska ulkelerde de yatirim yapar.Urettiginiz mali satmak icin buna biraz mecbursunuzdur.Japon otomobil sanayi butun dunyada yatirim yaparak kendine pazar olusturur.

---yabanci yatirimcilar guvenilir gordukleri ulkelerde yatirim yapar. Kimse parasini riske atmak istemez.Gerci riskin buyuk oldugu yerde genelde karda buyuktur.

-OZAL doneminde bu konu ile alakali bir hatira vardir.

Limanlardan birini ziyaret eden bir milletvekili; bazi gemilere princ yuklenip ihrac edildigini bazi gemilerden de princ indirildigini ithal edildigini gorup meseleyi soru onergesi olarak meclise tasimis.

--ulkenin prince ihtiyaci varsa niye satiyoruz,yok ihtiyacimiz yoksa niye satin aliyoruz diye.

Ozal da basbakan olarak cevaben

-biz satarken de kar ediyoruz alirkende kar ediyoruz (princ fiyatinin dusuk oldugu yerlerden princ alip,yuksek oldugu yerlere princ satiyoruz.)
bu ticarettir demis.
palavra
hizli buyumekle yesil Question sermaye olmak pek dogru orantili degil gibi.
yesil Question olan bir cok holding -avrupadaki gurbetcilerimizin kurduklari holdingler- biraz da 28 subat baskilarinin etkisiyle birbiri ardina iflas ettiler, onbinlerce gurbetci iscinin alin terleri heba olup gitti.

ama son yillarin (son 30 yilin) en hizli buyuyen sirketlerinden biri Dogan Holding
her el attigi alandan milyar dolarlik karlarla buyumesini surduruyor.

bence hukumetin paranin rengine bakmadan butun durust yatirimcilarin onunu acmasi iyi olur.
Liceneus
hekimusta wrote:
darkeagle wrote:
Godiva yı neden daha önce hiç duymadım Confused

ne kadar enteresan degil mi? ben de daha onceden hç duymamıstım


Kakaolu ürün hastası olarak ben de duymadım. Lakin...

Almaktan ziyade satmamak daha önemli bana göre. Satmak sözkonusu olunca da ha bir karış, ha yarısı hiç farketmez. Ülke toprağını yabancıya satmak memleketi satmak demek değil midir? Bazılarınız "değildir" diyebilir, onlara da şu olayı anımsatmak isterim: Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında güneyli rumlar, kuzeyden toprak satın almak istediler, satmadık. Çözüm olarak İngiliz ve Yunan vatandaşları satın alma yoluna gittiler, sattık. Bunlar da rumlara sattı. Ateşkes imzalanmasını müteakip -ki AB süreci de bunu gayet hızlandırdı - güneyli rumlar evlerinde yaşamak istediklerini, tapularının kendilerinde olduğunu iddia ettiler ki bunda da hakılydılar, tapu gibi "tapuları" vardı. Elimiz-kolumuz bağlandı. Adamlar mülkiyet sahibi ve istedikleri zaman oturur, istedikleri zaman evlerini yıkıp yeniden yapabilirler, kimse de karışamaz. Velhasıl, Türkiye'nin durumu da bundan pek farklı olmayacak. Devlet tekelinde olması gereken şeyler var ve devlet bunları gayet kapitalist bir şekilde "kâr etmiyor" gerekçesiyle satıyor. Toprakların yabancılara satışı için kanun çıkartıyor, yakında isteyen ülkemizde at oynatmaya başlayacak. Bizler de nasıl ki bunu yapan hükümete "dur" demediysek, bunlara da göz yumacağız. Sonuç mu? Çocuklarımız bizlere küfredecek. 3000 şirket satıp, binlerce dönüm arazi ve gayrımenkul satıp, 1 firma almayı çok görenleri alkışlıyorum (gülümseyerek tabii ki)
palavra
-bildigim kadariyla kibrista, kuzeyden toprak ve ev sahibi olan rumlar yuzyillardir var.O topraklar onlara sonradan ve baskalari vasitasiyla satilmis degil
babalarindan miras kalmis.

--yabancilara bir seyler satan sadece hukumet degil.Bir cok kisi karli oldugunu gorunce bu satislari gerceklestirdi.Askerlerimiz de dahil.

--normal bir turk vatandasi bile istedigi zaman ve keyfine gore evini yikip yeniden yapamaz
bunlari duzenleyen onlarce belediye kanunlari var.

--devletin TEKEL inde olmasi gereken seyler zaten devletin tekelinde
hem de fazlasiyla.

--yabancilarda turkiyeden bir seyler satin almak icin ayilip bayilmiyorlar.Turkiye yabanciya ev,arsa ,sirket satislarin da listede son siralarda.

--dunya capinda satis yapabilen bir sirketimizin olmamasi kimin sucu acaba?
70 yildir turkiyemizin hemen hemen butun DEV kuruluslari devletin elindeydi.Onlarla dunya capinda bir basari yakaladikmi?
bizim yarimiz kadar olan guney korenin 5-6 tane dunyada her koye-her koseye mal satabilen dev sirketleri var
ya bizim.
Liceneus
Kıbrıstaki miras durumunu kabul ediyorum, ama söylediğim şeyler sana yanlış geldiyse bir araştır, satış şekilleri konusudna adamlar ne gibi kumpaslar hazırlıyor, öğrenmekte fayda var.

Çok yakın bir arkadaşımın babası doğuda çok büyük topraklara sahip, hatta ismini bildiğimiz pek çok ilçenin toprakları onların. Yabancı firmalar fabrika kuracakları gerekçesiyle toprakları satın almak istiyor, ama bu mübarek insan, yabancıların teklif ettiği paranın yarısını veren Türk vatandaşlarına bu toprakları satmayı tercih ediyor, kültür ve milliyetçilik meselesi. Kaldı ki askerin yabancıya toprak sattığını duymadım, görmedim. Zaten sorun yabancıya birşey satmak değil, ülke toprağı satmak.

Quote:
DDK, yabancılara taşınmaz satışında sağlıklı envanter tutulamadığı uyarısında bulundu
Gerçek satış bilinmiyor

Yabancılara taşınmaz satışında yasayla belirlenmiş üst sınırın aşıldığına dikkat çekilen DDK raporunda, Türkiye'den taşınmaz alan yabancıların ağırlıklı olarak ulusal geliri Türkiye'nin 5-6 katı olan AB ülkelerinin vatandaşları olduğuna işaret edildi. Bunun taşınmaz edinimini kolaylaştırdığını vurgulayan DDK, AB'ye yeni katılan geliri düşük ülkelerin bu konuda önlem aldığına dikkat çekti.

ANKARA - Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu (DDK), AKP hükümeti döneminde çıkarılan yasalarla yabancılara taşınmaz satışının hız kazandığı, ancak sağlıklı envanter tutulamadığı için gerçek miktarın ''bilinemediği'' uyarısında bulundu. DDK raporunda, yabancı tüzelkişilere taşınmaz satışında ''karşılıklılık ilkesi'' aranmasının ciddi sıkıntılar doğuracağı belirtilirken ''taşınmaz edinimlerinde yüzölçümü bakımından yasayla belirlenmiş olan üst sınırın (ilin yüzölçümünün yüzde 5'i) aşıldığına" işaret edildi.
Cumhurbaşkanlığı DDK, AKP hükümeti döneminde çıkarılan yasalarla yabancılara taşınmaz satışının kolaylaştırılması üzerine konuyu mercek altına aldı. Türkiye'deki yabancı ve gerçek kişiler ile cemaat vakıflarının sahibi olduğu taşınmazların ayrıntılı olarak incelendiği raporda çarpıcı saptama ve değerlendirmelere yer verildi.
Yabancılara ait taşınmazların nitelik ve niceliğinin belirlenmesi için kesin ve güvenilir kaynak olmadığına işaret edilen raporda, bu konuda belirleyici olması gereken Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne de doğru ve düzenli bilgi akışı olmadığı, sağlıklı bir izleme yapılamadığı, yabancıların Türkiye'de sahip oldukları taşınmazların ve sınırlı ayni hakların durumunun tam olarak bilinmediği vurgulandı.
'Yeni üyeler sınırlama getirdi'

Türkiye'den taşınmaz alan yabancıların ağırlıklı olarak ulusal gelir düzeyi Türkiye'nin 5-6 kat olan AB ülkelerinin yurttaşları olduğuna işaret edilen raporda, bunun da taşınmaz edinimini kolaylaştırdığı vurgulandı. Türkiye'de kolaylıkla satış yapıldığı ve hiçbir önlem alınmadığı kaydedilen raporda AB'ye yeni katılan gelir düzeyi düşük bazı ülkelerin ise önlem aldığına dikkat çekildi. Raporda buna örnek olarak Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Slovakya, Güney Kıbrıs, Polonya'da yabancılara taşınmaz satışına sınırlama getiren uygulamalar gösterildi.
Raporda, Suriyeliler dışındaki yabancı uyrukluların ağırlıklı olarak Ege, Akdeniz, Marmara bölgelerinde yoğunlaştığına işaret edildi.
İsrail ilgisi arttı

Raporda 31 Aralık 2004 itibarıyla İsrail uyruklulara ait taşınmazların yüzölçümünün 78 bin 868 metrekare olduğu ve bunların yüzde 87.5'inin ise 2000-2004 yılları arasında edinildiğine işaret edildi. Rapora göre İsrailliler taşınmaz satın alma rekorunu ise yüzde 39.1 ile AKP'nin yabancılara taşınmaz satışını kolaylaştıran ilk yasayı çıkardığı 2003 yılında kırdı.
Cumhurbaşkanlığı DDK'nin raporunda, gerçek satış bedelleri her zaman tapuya yansıtılmadığı için kesin rakamlar bilinmemekle birlikte 19.7.2003 - 31.12.2004 döneminde satış yoluyla edinilmiş taşınmazların tapuya kayıtlı toplam bedelinin 170 milyon 322 bin 307 dolar, aynı dönemde yurtdışında kurulmuş yabancı şirketler tarafından edinilen taşınmazların tapuya kayıtlı toplam bedelinin ise 12 milyon 340 bin 474 dolar olduğu ifade edildi.


Toprak satışı sadece bir hükümete ait bir politika olamaz, çünkü yıllardır yapılan birşey, ama yukarıdaki yazıyı dikkatli okursak olayın vehameti ortaya çıkıyor.

Devlet tekelinde olması gereken şeyler konusunda "fazlasıyla var" diyorsun, ben de "çoğu kapitalizm gereği özel sektöre satıldı" diyorum. Hatta 657 bile 657-4c olarak kullanılmaya başlandı, bu çok vahim bir durum.

Yabancılar Türkiye'den toprak almaya bayılıyor, güneyde sadece yabancılara satış yapan ve o yabancı ülkelerden gelmiş emlakçılar var. Hatta sadece konut değil, toprak da satışı yapıyorlar, bu topraklara inşaat yapan firmalar da gene kendi ülke firmalarının Türkiye ofisleri.

Dünya çapında satış yapan, isim yapmış firmalarımız var. Mal veya hizmet farketmez satıyoruz. Büyük elektronik firmalarını söylememe gerek yok, bunun dışında kurulalı 1 yıl olmuş olan solicetech firması bile ingiltereye yazılım satıyor. Türkiye, Doğu ve Batı Avrupa, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine inşaat danışmanlığı yapan bir firmada çalışıyorum. Araştırırsan pek çok firma görürsün. Ama senin kafana takılan güney kore gibi, çin gibi dünya pazarına hükmedememekse, coca cola gibi mc donalds gibi dünya markası olamamaksa bunun suçunu bu markalara pirim veren bizlerde (kendimi ve ailemi bu durumdan tenzih ediyorum) aramakta fayda var. Kendi markanı destekle, gelişsin ve dünya pazarına girsin. Bildiğim bir dünya markası var Türkiye'den çıkmış olan; zilciyan, o da adından da anlaşılacağı gibi Türk değil, Türkiye'den dünyaya yayılmış bir marka...
Related topics
CHUCK NORRISvalentines dayTüketiciler Birliği, TÜBİTAK a inceletti; gazozda alkol varsexiest song you've ever heard?
Reply to topic    Frihost Forum Index -> Language Forums -> Turkish

FRIHOST HOME | FAQ | TOS | ABOUT US | CONTACT US | SITE MAP
© 2005-2011 Frihost, forums powered by phpBB.