FRIHOST • FORUMS • SEARCH • FAQ • TOS • BLOGS • COMPETITIONS
You are invited to Log in or Register a free Frihost Account!


cankaya sofralari





palavra
cumhurbaskanimiz eski bir cankaya adetini yeniden canlandiriyor.Konusunda uzman bir cok insanla duzenli araliklarla yemekli toplantilar duzenlenecegi duyuruldu.Ulkeyi yoneten insanlarin uzmanlarin gorusune bu derece duyarli olmalari guzel bir sey..
--vaktinde bir gazeteci ulkenin gelecegi ile ilgili cok ciddi kararlar alma konumundaki ust-duzey bir burokrata almak uzere olduklari kararlar icin uzmanlarin goruslerine muracat edip etmediklerini sordugunda;bahis mevzu olan ust-duzey burokratin

"uzman goruslerinin kendi kararliliklarina zarar verecegini dusundukleri icin almadiklarini "
soylediginde bir hayli sasirdigini yazmisti.

Quote:
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, geçen hafta Prof. Dr. Halil İnalcık ve Prof. Dr. Talat Halman'ı Köşk'te ağırladı. İki bilim adamıyla yemek yiyen Gül, memleket meselelerinden tarihe, edebiyattan sanata birçok konuyu sıcak bir atmosferde konuşma imkanı buldu.



Alınan bilgilere göre Gül, söz konusu programı 15 günde bir tekrarlayacak, aydınlarla bir araya gelip görüş alışverişinde bulunacak. İnalcık ve Halman'ın ardından Köşk'e iki önemli edebiyatçı çıkacak; Hilmi Yavuz ve Rasim Özdenören.
2008'in ilk günlerinde masa bu kez Huber Köşkü'nde kurulacak; konukları ise
Selim İleri, Doğan Hızlan ve Elif Şafak olacak.
Gül'ün programı, Atatürk'ün efsanevi Çankaya sofrasının yeniden canlandırılması olarak görülüyor. Bugüne kadar birçok kitaba konu olan ve adına 'Devlet Sofrası' da denen davetler, ilginç detaylarıyla da gündeme geliyor.


hekimusta
Gerçekten Cumhurbaskanımızı yürekten tebrik ediyorum. En güzel olanı yapmış. İyi ki böyle bir cumhurbaskanımız var.
palavra
Quote:
Sabah taamından sonra pencerenin önüne oturup çatıdan sarkan buz salkımlarını seyreder iken aklıma düştü, “şööyle güzel bir nohut yahnisi yapayımdır kendime” diyerek yekinip, değmiş mi değmemiş mi deyu nohut ayıklayaraktan kendimce bir şarkı terennüm etmekte iken kapu çalındı.
Oturduğum yerden dış kapunun mandalına bağlı ipi çekip kimin geldiğine baktım: Bizim Konduracı Faruk’un kalfası Erkan imiş.

-Ustam selâm söyledi, öğleye bir şey yemesin; nemâzı müteakip dükkânda size yemek ikramında bulunacak, deyuben savuştu gitti.

Hoppala idi! Faruk gerçi erbâb-ı sahavettendir, cömerttir; Allah bereket versin çok ikrâmını görmüşüzdür fekat bugüne değin şu tarzda bir yemek dâvetinde bulunmamış idi. “Vardır bunda bir iş; dur bakalım ne çıkacak ardından” diye nohudu ıslatıp Evliya Çelebimizin 8. cildi açtım.

Bir âlemdir bu bizim Evliyâ Çelebimiz; Allah gani gani rahmet etsin; ne tatlı, ne güzel şeyler kaleme alıp ne mübârek ve muhalled bir eser bırakmıştır. Tavsiyye ederim aziz kaarîlerim. Vâkıa hazret demir leblebidir, öyle kolayca içine düşülüveren seyahatnâmelerden değildir fekat bir defa tutturuldukta tadına doyum olmaz. Gâhi roman, gâhi efsâne, gâhi tarih, gâhi muhtelif ilim vâdilerinden derlenmiş kıymetli tetebbûlar...

Uzatmayalım ey gaaziler; öğle nemazını edâdan sonra yarım bardak sulu sirke şurbedüb Konduracı Faruk bey bilâderimin dükkânına vâsıl oldum. Selâm, aleykümselâm faslından sonra,

-Nedir bu yemek dâvâsı yahu Faruk usta; hangi dağda kurt öldü ki sofranıza bir kaşık daha koymak aklınıza düşmüştür, şeklinde biraz takılınca, “aşkolsun Recai Bey” diye sitem etti, “işiten de sizin latîfe yaptığınızı bilmez, ciddi zanneder; birkaç kap yemeğin hukûkumuzda lâfı mı olur a efendim?”

-Eyy, nedir işin aslı öyleyse, diye sual edince Faruk Usta gülümsedi,

-A Recai Beyciğim; mâlumunuzdur, yeni Cumhurreisi intihâb olunduktan sonra bir âdet başlattı; memleketin âlim, şair, müverrih, mütekaid siyâsetçi ve kalburüstü muharrirlerinden ba’zılarını köşküne dâvet ederek öğle yemeğine alıkoyayor. Kazatalardan okuyoruz ki, dâvete icâbet edenler pek mahzûz pek memnun olayorlar imiş...

-Ee, bana na yahu Faruk usta bunlardan, sadede gel hele...

-Zaten saded üzerindeyim Recai Bey; davetli listesini tedkik ettim. Zât-ı âlinizin ismine tesâdüf etmeyince, “bu ne böyük bir iskandaldir; ilm ü irfân dünyâmızın en acı, en bahtı kara bir günüdür ki Recâi Bey hâtıra gelmemiştir” deyû hayıflandım; Eyi etmiş miyim?

-Eyi etmemişsin Faruk usta; ee, sonra?

-Sonrası işte böyle Recai Bey; gerçi bu fakiyrin sofrası Reisicumhurunki ile mukayese olunmaz fekat ben de sizi öğle yemeğine dâvet edeyim, birazıcık da sohbet ederiz dedimdi. Soframız dükkânın arka tarafında hazır; buyrun geçelim!

Memnun olmam mı? Hem nasıl! Sofraya gelince “kuş südü eksik” cinsinden değil elbette; eksik olmasın Faruk usta furuna toprak güveç yollamış; içinde mevsim sebzeleri, eser miktarda birkaç tike et. Yanında taze kırılmış somun, hâlis yoğurt, yumrukla kırılmış birkaç kuru soğan; bu kadar.

Esâsen pek de iştiham yok idi fekat, Faruk’un şu civanmerdliği ve ince fikirliliği beni bizzat kendimi öyle hislendirdi ki, lâf arasında, “Faruk usta” dedim, “Şüphesiz devlet reisinin sofrasında bulunmak da bir şeref vesilesidir; fekat emin ol ki, samimiyet ve lezzet bâbında şu toprak tencere içindeki yemeğe galebe edecek hiçbir sofra tahayyül edemem; sağol, varol. Allah evini ve sofranı bereketlendirsin!”

...

Heey oradakiler; kaçınızın Konduracı Faruk gibi bir ahbâbı vardır şu dâr ü dünyâda?
Sayı: 26



http://kitapzamani.zaman.com.tr/?bl=19&hn=1093
palavra
her kesime acik bir sofra
yoneticilerin bu sekilde degisik kesimden insanalari en azindan dinlemesi sevindirici



Quote:
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Sofrası'nın dördüncüsünde sanatçılar Orhan Gencebay, Neşet Ertaş, Ahmet Özhan, Zara, Mazhar Alanson ve Rengim Gökmen'i ağırladı. Köşk çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Neşet Ertaş, “Gayet güzeldi. Espirili, sözlü, sohbetli.. Müzisyenin olduğu yerde herşey güzel olur biliyorsunuz” dedi. Yemekte kendisine bir türkü de söylettiklerini belirten Ertaş, “Zahidem türküsü müydü?” sorusuna “Zahide'yi bilmeden önce kendini bilmen lazım. Önce insan kendini tanıyacak ki, ondan sonra Zahide'nin kimliğini bilecek, kıymetini anlayacak” yanıtını
verirken, “divane gönlüm” adlı türküyü söylediğini kaydetti. Ertaş, yemekte Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ile ilgili bir öneride bulunduğunu açıklarken, “Reis-i Cumhurumuzdan şunu rica ettim. 'Dünya üzerinde bir opera var. O da bizim bozlaklarımıza benziyor' dedim. 'Bizim de operamızın içinde bozlağımız söylensin, Türkçe olsun bu, herkesin anlayacağı dilde olsun dedim. 'Bunu orkestranıza söyleyin' dedim. Kabul ettiler. Haberiniz olsun. Bu senfoni orkestrasının içinde bozlak söylenecek, onun da sözünü aldım.” diye konuştu.


Zor bir dönem yaşıyoruz

Sofrada sanatçıların telif haklarıyla ilgili sorunları gündeme getirdiklerini ifade eden Orhan Gencebay, “Telif haklarımız ile ilgili bir yasamız yürürlükte, ama daha da alacağımız yollar var. Yola çıkılmış durumda sanatçıların örgütleri, meslek birlikleri tarafından. Tabii ki bunu Cumhurbaşkanımıza da anlattık ve telif haklarının önemini vurguladık” diye konuştu. Yemekte siyasetin konuşulmadığını belirten Gencebay, “Ülkemizin içinden geçtiği zor bir dönemi yaşıyoruz. Ama ben inanıyorum ki tüm bunları atlatacağız ve daha iyi olacağız“ dedi.

28.05.2008
mr.emre
Sezen Aksu ve Sertab Erener'i tebrik ederim.
sefilim
afiyet olsun

karın tokluğuna çalışanları da unutmamak lazım
Related topics
Atatürk'ümüz için DEV ArşivLAST EFFORT - ShortFilm
Reply to topic    Frihost Forum Index -> Language Forums -> Turkish

FRIHOST HOME | FAQ | TOS | ABOUT US | CONTACT US | SITE MAP
© 2005-2011 Frihost, forums powered by phpBB.