FRIHOST • FORUMS • SEARCH • FAQ • TOS • BLOGS • COMPETITIONS
You are invited to Log in or Register a free Frihost Account!


Ankara'da korkunç patlama





mr.emre
Başkent Ankara’nın Ulus semtinde nedeni henüz belirlenemeyen şiddetli bir patlama meydana geldi. Olayda ilk belirlemelere 1'i Pakistan uyruklu 5 kişi öldü yaklaşık 60 kişi de yaralandı.
BURAK_X
Evet, bende tv'de izledim. Ama orada 4 ölü demişti galiba. Neyse her kanal ve gazetede farklı bir rakam göreceğiz/duyacağız galiba
cihan
Dünyanın neresinde olursa olsun, amaçlarını terör eylemleriyle gerçekleştirmeyi düşününleri ve gerçekleştirenleri şiddetle kınıyorum.

Murat, 23 Mayıs 2007
__________________
kitaksi
ölenlerin yakınlarına allah sabır versın... nasıl yapabılırler boyle bı seyı anlamıorum... kınıyorum
Garga
Bunu yapanlar insan olamaz...
palavra
Garga wrote:
Bunu yapanlar insan olamaz...

sadece yapanlar degil,senaryosunu yazanlarda insan olamaz.
mr.emre
palavra wrote:
Garga wrote:
Bunu yapanlar insan olamaz...

sadece yapanlar degil,senaryosunu yazanlarda insan olamaz.


senaryo derken sanırım Hudson'da ki toplantıyı kastediyosun.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6736589.asp?gid=180
palavra
Quote:
Washington'da, Hudson Enstitüsü adlı düşünce kuruluşunda tartışılan senaryonun büyük haber olması ve sert tepki çekmesi, memleketin ahvalinden ötürü.
Düşünün bir...
TBMM, Çankaya kararını normal süreç içinde alabilseydi...
Güle oynaya sandığa giden bir ülke olsaydık, seçimlerin ertelenebileceği kuşkusunu hiç ama hiç taşımasaydık...
Suikastlar olmasaydı, olduğunda aydınlansaydı, er geç aydınlanacağına güvenebilseydik...
Şiddetin tırman(dırıl)ması, milliyetçiliğin köpür(tül)mesi, K. Irak'a harekat söyleminin canlı tutulma şekli, sanki hep aynı projenin parçasıymış kuşkusu doğurmasaydı hiçbirimizde...
'Darbe olur mu olmaz mı, olursa nasıl olur, yoksa çoktan oldu mu' diye düşünmek abesle iştigal olsaydı...
O zaman, kime neydi, Hudson Enstitüsü'nün Türkiye konusunda hangi uçuk senaryoyu konuştuğundan?
Ancak durum öyle mi? Bu senaryo uçuk mu?
Hudson'dan Zeyno Baran, Anayasa Mahkemesi Başkanı'na suikast, Beyoğlu'nda katliam ve K. Irak'a 50 bin kişilik kara operasyonu içeren senaryoyu, bir tür 'savaş oyunu' oynamaya davet ettiği kişilere anlatırken, "Akla yakın bir senaryo oluşturduk" diyor.
Mesele de bu değil mi?
'Akla yakın' demek belki yanlış ama, bu senaryonun, Türkiye'deki adeta projelendirilmiş 'çılgınlığa yakın' olması değil mi, çoğumuzu ürperten? Senaryonun gerçeğe, masadaki oyunun sokaktaki oyuna yakınlığı kanımızı dondurmuyor mu?
* * *
Bu senaryodan yola çıkıp TSK'nın K. Irak'a girmesinin olası sonuçlarının tartışıldığı toplantının ilgi çekmesinin başka nedenleri de var.
Toplantıya, Genelkurmay bünyesindeki Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi'nin (SAREM) Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri ile Türkiye'nin Washington'daki Savunma Ataşesi Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu dahil askeri yetkililer katılmış.
Ayrıca, ABD dışişleri ve savunma bakanlığı görevlileri, Türkiye ve K. Irak konusunda uzman ABD'li analizciler ve Kürdistan Bölgesel Hükümeti'nin (KBH) Washington Temsilcisi Kubad Talabani'nin de orada olduğunu biliyoruz.
Toplantıyı Baran ile birlikte ABD'li emekli korgeneral William E. Odom yönetmiş.
ABD'li katılımcılar, toplantıya gelirken, hem üzerinde konuşacakları senaryonun ayrıntılarını, hem de bu senaryoyu SAREM'den üst rütbeli subayların katılımıyla konuşacaklarını biliyorlarmış.
Hudson'ın, SAREM yöneticilerine ve Washington'daki savunma ataşeliğimize 'sürpriz parti' düzenlemediğini, Türk askeri yetkililerinin, toplantıya, tartışacakları senaryonun ayrıntılarını bilerek geldiğini varsayabiliriz.
Ayrıca, savunma ateşeliğimizin, daha önce burada, Genelkurmay yetkililerinin katıldığı toplantıların davetli listesi ve formatından baştan haberdar olmakla kalmayıp, bunların belirlenmesine müdahil olduğunu da biliyorum.
Askeri yetkililerin aynı titizliği bu kez de gösterdiklerini ve 13 Haziran'da, Hudson'a kiminle, neyi konuşacaklarını bilerek gittiklerini tahmin ediyorum.
Acaba yanılıyor muyum?
Bazı yazarlar, 'Nasıl olur da generallerimiz bu toplantıya katılır? Genelkurmay'ın izni var mıydı?' diye soruyor.
Bense, daha çok, generallerimizin bu konuları Kubad Talabani ile konuşmasıyla ilgiliyim. Iraklı Kürt liderlerle Ankara arasında diyalogdan yanayım ve aklıma takılan, 'Nasıl konuşurlar?' değil, 'Acaba Genelkurmay tutum mu değiştirdi?' sorusu.
Öyle ya, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, şubatta Washington'da, Iraklı Kürt liderleri PKK'yı desteklemekle suçlamış, "Hasmane konuşuyorlar, görüşmek mümkün değil" demiş, asker olarak diyaloğa girmeyeceklerini söylemişti.
Bu anlayış değişti mi?
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani Çankaya'dan ambargoluyken, oğlu Kubad Talabani, Türk generalleriyle, olası sınır ötesi harekatı konuştu ve hemen ardından Irak'a gitti. Acaba Bağdat'a ve KBH Başkanı Mesud Barzani'ye ne mesaj götürdü?
Ve Hudson'daki toplantının ABD'li katılımcılarından duyduğum, 'Türk askerleri, bizi test edip mesaj verdi' izlenimine ilişkin başka bir soru:
Acaba söz konusu senaryo, basınımızda otomatik kabul gördüğü gibi, Amerikan bakışıyla mı hazırlandı? Yoksa, 'K. Irak harekatı, siyasi suikast ve sokak terörüyle kaçınılmaz kılınırsa ABD ne yapar' sorusuna yanıt arayan, aslında Türkler miydi?
* * *
Tabii, Hudson toplantısının iki ayrı katılımcısının, bize, benzer cümlelerle aktardığı bilgiler de sorgulanmalı.
Toplantıdaki bir analizcinin, PKK liderlerinin yakalanıp Türkiye'ye verilmesinin bu aşamada 'yanlış' olacağını, zira 'AKP'ye destek sayılacağını' söylediği bilgisi doğru mu? Öne sürüldüğü gibi, toplantıdaki bir yetkili, bu sözleri onaylar tarzda konuştu mu? O sırada, Türk generalleri ne tepki verdi?
Kapalı toplantının gerçekleri, herhalde ancak yıllar sonra, katılımcılar kendi adlarıyla, açık açık olup biteni anlattıklarında netleşecek.
Belki, bu tür ayıp argümanlar ile karanlık senaryoların, ülkemizde yaşananlarla herhangi bir yakınlığının kalmayacağı bir gelecekte.

ycongar@erols.com


http://www.milliyet.com.tr/2007/06/18/yazar/congar.html
bu toplantinin icerigiyle ilgili cok fazla acayiplik var.Toplantiyi duzenleyende daha kisa bir sure once,cok ust duzey bir askeri yetkiliye dayanarak turkiyede bir askeri darbe olacagini soylemisti.
mr.emre
palavra wrote:

http://www.milliyet.com.tr/2007/06/18/yazar/congar.html
bu toplantinin icerigiyle ilgili cok fazla acayiplik var.Toplantiyi duzenleyende daha kisa bir sure once,cok ust duzey bir askeri yetkiliye dayanarak turkiyede bir askeri darbe olacagini soylemisti.


verdiğin linkteki yazının tarihi 18 haziran. benim verdiğim haber ise 19 haziran. bu yüzden okumadım bile. darbe, suikast, patlama vs. hepsi balon. ama balon olmasa bile normal. adamların işi senaryolar üzerine strateji üretmek. bu böyle olursa nasıl olur gibi...
selim06
ya arkadaşlar niye bu kadar sorun yaptık bunu anlayamdım.Sanki bu senaryoların çok daha kötülerini kurmuyor muyuz biz?Yani az çok bu işle ilgilenen herkesin kafasında 1 darbe senaryosu ya da Kuzey Irak'a girme senaryosu vardır.Mesala kendi aramızda bile konuşurken diyoruz ki; yok İran nükleer bomba geliştirse İsrail üzerinde bunu kullansa Türkiye ne yapar?Amerika İran'a girse Türkiye şöyle yapar böyle yapar diyoruz.. Tamam adamların yaptığı hoş bir şey değil;bizim değerlerimiz üzerinden senaryo üretiyorlar ama zaten meslekleri bu.
palavra
Quote:
Hudson Institute adlı Amerikan düşünce kuruluşunda (think tank) 13 Haziran'da yapılan Türkiye toplantısı, kamuoyunda geniş ilgi uyandırdı.

Toplantı konusunda, gerek Hudson Institute'un belgelerine dayanan, gerekse toplantıya katılmış birden fazla kaynaktan aldığım bilgileri, daha önceki haberlerimde yansıttım. Bu bilgileri kısaca hatırlatmakta yarar var:

1. Gündem: "Hudson Institute Türkiye Çalıştayı" başlıklı toplantının davetiyesi, gündemi şöyle tanımlıyor: "Bir dizi olayın Türkiye'yi, K. Irak'ta PKK'ya karşı operasyon yapmaya yöneltmesini içeren akla yakın bir senaryo geliştirdik. Bu kapalı, off the record toplantıya katılanlar, bu krizi müteakip olayları oynayacaklar."

Katılımcılar, toplantıda, söz konusu senaryodan yola çıkılarak, Türkiye'nin K. Irak'a olası müdahalesinin tartışıldığını belirtiyorlar.

Hudson çıkışlı senaryoda, bir dizi bombalama ve suikast eylemi, hedef seçilen yer ve kişilerin adları kullanılarak anlatılıyor. 'Anayasa Mahkemesi (eski) Başkanı Tülay Tuğcu'nun öldürülmesi' de metinde yer alıyor.

2. Katılım: Hudson'ın davetiyesi, "Katılımcılar, ABD hükümetinden yetkilileri, think-tank camiası mensuplarını ve Türk Genelkurmayı'nın think tank'i SAREM'den üst rütbeli subayları kapsayacak" diyor.

Toplantıya katılacağını teyit edenler, Hudson'ın bu teyit üzerine gönderdiği senaryo metnini görmüş ve 'SAREM'den üst rütbeli subayların' da katılacağından haberli olarak, Hudson'a gitmişler.

Toplantıdaki Türk heyetinde, SAREM Başkanı Tuğgeneral Süha Tanyeri, Türkiye'nin Washington'daki Silahlı Kuvvetler Ataşesi Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu dahil dört asker ve bir sivil var. Heyetin toplantıya sabah 11.00'e doğru vardığı; toplantının yemek öncesinde, sırasında ve sonrasındaki bölümlerine katıldığı belirtiliyor.

Toplantıda, ABD Dışişleri ve Pentagon yetkilileri ve ABD'li uzmanların yanı sıra Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti (KBH) Washington Temsilcisi Kubad Talabani de var.

Türk askeri yetkilileri, toplantıda hem söz alarak herkese hitaben hem de diğer katılımcılarla bire bir sohbetler halinde görüş açıklamışlar.

3. İfadeler: Toplantıda 'ABD, PKK'ya karşı ne yapabilir?' konusu tartışılırken, bir analizcinin, 'ABD'nin PKK liderlerini bu aşamada, seçimler öncesinde vermemesi lazım. Bu, AKP'ye yardım eder' ifadesini kullandığı, birden fazla katılımcı tarafından, tereddütsüz ifadelerle tarafıma aktarıldı. Bir yetkilinin de, bu sözleri onaylar şekilde konuştuğu yine birden fazla kaynak tarafından belirtildi.

Bu yöndeki sözlerin toplantıda sarf edildiği, daha önceki haber ve yorumlarımda, bir 'iddia' olarak yer aldı. Milliyet, Hudson'daki toplantının, gazetecilik kuralları ve etiği açısından hiçbir tereddüt bırakmayacak şekilde sayfalara yansımasında büyük titizlik gösterdi.

Genelkurmay Başkanlığı'nın 20 Haziran tarihli açıklamasında, bu haberlerin "yalanı yalanla örtme ve hedef saptırarak kurumları karalama amacı taşımakta" olduğu ifadesi var. Bu ifadeyi, çok haksız ve talihsiz buluyorum.

Toplantının katılımcılarının er geç bu konuda, adlarıyla açıklama yapacağına ve gerçeğin tümüyle aydınlanacağına inanıyorum.

Yasemin Çongar


yasemin congarin cevabi.ben sahsen onu gayet ilkeli buluyorum.kendisi amerikada gorev yapan muhabirler arasinda sayginligini ve kabiliyetini cesitli defalar kanitlamis gayet saygin bir gazetecidir.

senorya amerikalilarin acisindan gayet normal her zaman yaptiklari gibi butun ihtimalleri dusunup kendileri icin en iyisini yapmaya calisiyorlar.

Vaktinde bulent ecevitin de amerikalilar tarafindan kurmaca bir televizyon programi vasitasiyla nasil teste tabi tutuldugunu anlattigi orjinal bir hatirasi da vardi.yillar once yine milliyet gazetesinde hatira seklinde cikmisti.


problem bizim adimiza senoryaya katkida bulundugu iddia edilenlerin sergiledigi anlasilmaz tutum.
palavra
Quote:
Ecevit'i sınamışlardı
Gerçi Amerikalılar “Biz sizinkileri değil, sizinkiler bizi sınadı” iddiasındalar, ama olsun, Hudson türü kurumlarda yapılan senaryolu tartışmaların 'sınama' amaçlı olduğu tescil edildi ya, bu da bir kazanım. Evet, Amerikalılar sazanları senaryolu tartışma yöntemiyle sınarlar…

Bildiğim en ünlü 'sınama' olayı Bülent Ecevit'in başından geçti. CIA'deki kişisel dosyası herhalde roman kalınlığındadır Ecevit'in, buna rağmen sınanmasını olağanüstü ilginç bulurum. Rahmetlinin kendisi de başından geçeni ilginç bulmuştu zaten…

Yıl 1983… 12 Eylül askerî darbesi Ecevit'i de siyasetten etmişti. 1983, kısmen demokrasi kanallarının açıldığı yıldır. Birçok uluslararası kuruluş Ecevit'i dâvet etmiş, askerler de pasaport almasına izin vermişlerdir. İngiltere'de bir televizyon programına katılır…

En iyisi Bülent Ecevit'in kendi anlatımına başvurmak:

“12 Eylül askeri müdahale döneminde, yurtdışına çıkma yasağım kaldırıldıktan kısa bir süre sonra, İngiliz 'Grenada' televizyonundan, ilginç bir televizyon programına katılmam için bir çağrı aldım. İngiliz 'Grenada' televizyonu ile Amerikan 'CBS' televizyonunun ortaklaşa düzenledikleri ve yayımladıkları bu programda dünya gerçeklerini andıran, fakat hayal ürünü (varsayımsal durumlar), önceden, geniş bir uzman kadronun katılımıyla, ayrıntılı birer senaryo olarak hazırlanıyordu. Televizyon programına katılanlar da, aralarında tartışa tartışa, senaryoları geliştirip bazı çözümlere ulaşıyorlardı. Benim katıldığım tartışma senaryolarından biri, hayali bir ada devletiyle ilgiliydi.

“Varsayımsal senaryoya göre, bu ada devleti zâlim bir diktatör tarafından yönetilmekteydi. ABD ve İngiltere, kendi çıkarlarına sadakatle hizmet ettiği için, bu diktatörü destekliyorlardı. Fakat ada devletinin halkından yükselen muhalefet ve tepki o kadar ileri ölçülere varmıştı ki, ABD ve İngiltere, sonunda, diktatörün devrilmesine razı olmuş ve bunun için gerekenleri yapmışlardı.

“Yine senaryoya göre, bu diktatörün yerine, Amerikan ve İngiliz tertibiyle bir başka lider getirilmişti. Fakat o lider de, bir süre sonra, fazlasıyla Moskova yanlısı bir tutum izlemeye başlamıştı. Onun için, ABD ve İngiltere, ondan da kurtulmaya karar vermiş ve gereğini yapmışlardı. Fakat yerine kim geçecekti? İşte senaryonun bundan sonrasını geliştirme işlevi, programa katılan tartışmacılara bırakılıyordu.

“Tartışmaya katılanlar arasında, ABD ve İngiltere'nin bazı öndegelen devlet adamları ve komutanları yer alıyordu. O arada, General (Alexander) Haig, eski CIA başkanlarından biri ve o sırada FBI başkanı olan şimdiki CIA başkanı (William) Webster de bulunuyordu. Almanya'dan da bir kaç öndegelen politikacı vardı. Bu üç ülkeden gelenler dışında, ayrıca bir eski İtalyan devlet adamı ile Türkiye'den ben vardım.

“Hayali ada devletine yeni bir lider aramasına sıra geldiğinde, tartışmanın yöneticisi Amerikalı profesör, tartışmacılara bir kopya verdi: 'Ada devletinde, şimdilik bir köşeye çekilmiş, fakat halk arasında saygınlığı olan bir sosyal demokrat lider var, onun iktidara gelmesini düşünmez misiniz?' dedi.

"Amerikalı ve İngiliz tartışmacılar bu çözüme hemen sarıldılar. Fakat köşesine çekilmiş o sosyal demokrat politikacı nasıl devletin başına gelecekti?

"Amerikalılar dediler ki: 'Onun kolayı var... Eski diktatör bizim adamımız olduğuna göre, bu ada devletinin silâhlı kuvvetlerinde de bizim hatırımızı kırmayacak yakın dostlarımız var demektir. Onlara söyleriz, sosyal demokrat politikacıyı iktidara getirmenin bir yolunu bulurlar.'

“İngilizler de, Almanlar da bu çözümü hemen benimsediler. Ben, o zamana kadar, tartışmaya hiç katılmamıştım. Bazıları yıllarca dünyanın kaderini etkilemiş Amerikalı ve İngiliz politikacıların, devlet adamlarının, komutanların, bir yabancı ülkeyle, bir yabancı ülkenin içişleriyle ilgili sorunlara nasıl yaklaştıklarını kendi ağızlarından dinlemek, son derece ilginç ve şaşırtıcı idi. Hele son önerilen çözüm şaşkınlığımı büsbütün arttırmıştı.

“Tartışmayı yöneten Amerikalı profesör birdenbire bana döndü ve '-Mister Ecevit, diyelim ki o sosyal demokrat lider sizsiniz!.. Amerikalıların önerdiği çözümü kabul eder misiniz?', diye sordu.”

Ne dersiniz? Sizin de ağzınız açık kaldı mı?

Ecevit sınanmasını 1991 yılında Milliyet gazetesinde yazdı. Artık siyasetten umudunu kaybetmiş bir liderdi; 1999 seçimleri öncesinde Abdullah Öcalan'ın Amerika tarafından Türkiye'ye teslim edilerek önünün açılacağını bilmiyordu. Sınanma öyküsünü o sayede öğrendik…

Acaba Amerikalılar, “Öcalan Türkiye'ye teslim edilirse bunun etkisi ne olur?” sorusuna cevap aramak için de bir sınama toplantısı yapmışlar mıdır?




benzer sekilde ecevitin basindan gecen bir senaryo hatirasi.
mr.emre
palavra wrote:

problem bizim adimiza senoryaya katkida bulundugu iddia edilenlerin sergiledigi anlasilmaz tutum.


Türk Silahlı Kuvvetleri'ni kastediyorsun. Düşmanlarımızın ekmeğine yağ sürüyorsun.
Related topics
İstanbul Forumu
Camileri gezemedim diyenler buyrun....
Atatürk'ümüz için DEV Arşiv
Müzik listesi
sayisal tv ne zaman baslayacak bilen var mi?
yeni bm baskani-kibris
tck 301. madde
Edebiyatcilar Cankayada
rektor oglu
hukuk herkese lazim olur.
Yoksa Var mı?
N97'nin taklidi Ankara'da ele geçirildi
Ankara'da okullar 1 hafta tatil oldu
Afyon'da Büyük Patlama
Reply to topic    Frihost Forum Index -> Language Forums -> Turkish

FRIHOST HOME | FAQ | TOS | ABOUT US | CONTACT US | SITE MAP
© 2005-2011 Frihost, forums powered by phpBB.