| Quote: |
Şu üç kelimeyi peş peşe ilk defa Prof. Süleyman Seyfi Öğün'den duydum:
Anlatmak, anlamak ve anlaşmak. Diyalogsuzluklara, gerilimlere ve kutuplaşmalara karşı bütün bir toplum olarak ihtiyaç duyduğumuz anahtar kelimeler bunlar.
Önce anlatmak önemli. Yani kendinizi ifade etmede, ele aldığınız meselede, bir problemin çözümü için söze başladığınızda kullandığınız üslûp nedir?
Muhatabınızı bir defa adam yerine koyuyor musunuz? Ona değer veriyor musunuz? Onun bulunduğu konuma saygı duyuyor musunuz? Yoksa tek doğru bildiğiniz kendi fikirlerinizi, asla eleştiri kabul etmediğiniz düşüncelerinizi ısrarla ve inatla karşı tarafa "anlatma"ya mı çalışıyorsunuz? Muhatabınızı "öteki" kabul ediyor, kendinizden aşağı buluyor, kendinizi elmastan, inci boncuktan, ötekilerin ağaç kabuğundan, tırnaktan yaratıldığını mı düşünüyorsunuz? Eğer böyle ise kendinizi nasıl anlatacaksınız? Bu üslûpla anlatırsanız nasıl anlaşacaksınız? Anlaşamazsanız bir arada nasıl yaşayacaksınız?
|
bir turlu kurtulamadigimiz bir cok derdimizi cozecek sihirli uc kelime
anlatmak,anlamak,anlasmak
Ne kadarını yapıyoruz ki!!! 
sonuna kadar katılıyorum fakat.bu üsttekileri yapmayan bi adam doğrusunun anlatılmasına, kilitlenip kalmasına karşı tarafa haklısın demek zorunda kalmasına rağmen bile bile hala aynı şeyleri söylüyosa o adamın bahsettiği şey "fikir özgürlüğü" değil bölücülüktür.bunlarıda diğerlerinden ayırmak lasım.
Eğer biz bu üç kelimeyi her gün kalkınca bir tefa tekrar etsek akşam neler değişir biliyor musunuz?Bence herşey!!!
| Garga wrote: |
| Eğer biz bu üç kelimeyi her gün kalkınca bir tefa tekrar etsek akşam neler değişir biliyor musunuz?Bence herşey!!! |
bu birbirimizle olan sahsi iliskilerimizde de cok faydali olur.
aile icinde birbirine saygili birbirini dinleyen fertlerden
devlet icinde birbirine saygili birbirini anlayan vatandaslara dogru bir didis olur.
Evet.Her zaman insanların diyaloğundan yeni birşeyler başarmayı çalışmaktır ki başarı ancak o şekilde olur.
İnsan kendini ifade edip derdini aktarınca rahatlar.
İletişim
İletişim öyle bir olgudur ki, gerçekleşmesinin 2 koşulu vardır. Bunlar "anlatmak" ve "anlamaktır". Bu iki koşul gerçekleştiğinde, kişiler arasında ya bir "anlaşma" ya da "anlaşamama" çıkar.
Murat, 09 Mayıs 2007
_________________