FRIHOST • FORUMS • SEARCH • FAQ • TOS • BLOGS • COMPETITIONS
You are invited to Log in or Register a free Frihost Account!


gazeteci transferleri





palavra
Arkadaslar
bilirsiniz gazetelerin tek gelir kaynagi reklamlardir.
ve bu gelirde oyle cok fazla bir sey de degildir.
Turkiyemizde bir gazete cogu zaman kendi kendini anca amorti eder
buna ragmen bazi gazeteciler milyonluk ucretlerle trasfer oldular-oluyorlar.Bunlardan meshur biri vaktinde 3 milyon dolar transfer ucreti aldigini acikladi.

3.000.000$/1000$=3000 kisinin alabilecegi guzel bir maas.
(1000$ maas alan cok az kisi vardir herhalde)
ayda 1000$ maas aliyorsaniz 3000 ay calismaniz lazim bu ucret icin.
oda 300 yildan biraz az yapiyor.
simdiden calismaya baslarsaniz kiyametten once biriktirirsiniz bu parayi Laughing
medya patronlari kar etmeyen gazeteler-tvler icin bu kadar ucreti nicin veriyor.
cevabi cok basit is takipciligi ve santaj icin.
patronun girdigi ihalelerde kendisine ayricalik yapilmasi icin.
tabi arada ihalelerde giden de bizim paramiz.
Tuncay Özkan, servetinin kaynağı konusunda Maliye kıskacına alınınca Show TV'ye transfer olurken 3 milyon dolar transfer parası ve 64 bin dolar maaş aldığını itiraf etti. Oysa Özkan daha önce verdiği röportajda, bunu reddetmişti. Bu flaş itiraf üzerine Umur talu çok sert bir yazı kaleme aldı.
Quote:

Umur Talu/Sabah
İçim döküldü!

Rahmetli büyük dedem gazeteciydi, yazardı. Rahmetli dedem de öyle. Cumhuriyet devrinin ilk matbuat umum müdürlükleri, Çankaya'da daha sonra Latife Hanım'a kızıp (orada bile boyun eğmeyip) bıraktığı görevi ile hep sürdürdüğü öğretmenlik de cabası.
Rahmetli babam da gazeteciydi, radyoda da maç anlatırdı. Rahmetli halam da gazeteciydi. TRT'ciler özellikle hatırlar.
Bu insanlar, Osmanlı'da ilk gazeteler çıktığından beri, Namık Kemal sürgüne giderken gazetesini büyük dedeme emanet ettiğinden beri, Serveti Fünun doğduğundan beri...
Hep matbuatla, gazeteyle, yazıyla haşir neşirdi; genimiz, kanımız çekti herhalde.


Büyük dedem varlıklı imiş.
Dedem öyle bir ortamda büyümüş. Kardeşlerinin ölümünü de orada görmüş.
Ben, Bağlarbaşı'nda kiralık bir dairede doğdum.
Ben orada doğmadan hemen önce dedem otel odasında kalırmış; öyle ölmüştü.
Dedeler yoktu; onlardan kalan bir şey de yoktu.
Bana gelene kadar, bu insanlar, yazı, gazetecilik hayatlarında bir şey kazanmamış, tam tersine, belki biraz da umursamayarak, savurarak, var olanı da kaybetmişlerdi.
Ne ki, bilenler biliyor, hiç boyun eğmemişlerdi. Osmanlı'da da, Cumhuriyet'te de. Tek partide de, çok partide de.
İsimleri ve onurları ile meslekleri, bir de her kuşak talebelik, muallimlik yaptıkları mektepte öğrencilik bize miras kalmıştı, nasip olmuştu.
Gazeteci babam öldüğünde 6 yaşımdaydım; çalıştığı yılların çoğu sigortada görünmediği için, zar zor bir dul ve yetim maaşı bağlanmıştı.
"Dul" unki kiraya gidiyor, "yetim" inki ise şükür yetiyordu.
Neyse ki, babamın ölmeden son rüyası, "Basınköy gazeteci kooperatifi" bitiyordu.
Babam ona, o babama yetişemediyse de daire(miz) bize çok büyük, sobalı odası sımsıcak gelmişti.
Annem memuriyete döndü; leyli meccaniydim filan.
Basınköy'de çoluk çocuk tanıdığım, kimi artık aramızda olmayan, kimi yaşlanan, kimi ise çocukken şimdi büyük gazeteci olan meslektaşların hiçbirinde büyük bir servet görmedim.
Durumu daha iyileşenler oluyordu elbette. Bir kısmı taşınıyordu o zaman.
Bizim de daha iyileşmişti. Yıllar geçmişti.

Meslekte 30'uncu yılıma yaklaşıyorum.
Lise çağından beri çalışırım; Kuşadası'nda kuyumcu, şucu bucu yanında; 18'imdeki ilk sigortalı işim kiralık oto şirketinde şoförlük, üniversitedeyken sendikacılık, belediyecilik, Anadolu'nun dört yanı vesaire; 30 seneyi geçmiş zaten.
İyi bir liseden, iyi bir üniversiteden diploma. Nasıl deniyor; "iki yabancı dil"!
Muhabirlik, 25'imde servis şefliği, 29'umda yazı işleri müdürlüğü, 35'imde genel yayın yönetmenliği ve onu bıraktıktan sonra yıllardır Dipsiz Kuyu. 6, 7 yıl üniversitede dersler.
Günaydın, Güneş, Cumhuriyet, Milliyet, Söz, Hürriyet, yine Milliyet, Star, Sabah.Ve çok şükür, işsiz kaldığım da oldu ama, bu meslek bana Türkiye koşulları üstünde ücret ve imkan sağladı. Manevi hazzı müthişti zaten; maddi açıdan da fazlasıyla şükrettim.
Çok şükür ki hiç ezilmedim; kendimi ezdirmedim, umarım kimseyi de açıkça ezmemişimdir.
Ama, ne bir şey başıyken, ne bir yerden bir yere giderken "64 bin dolar aylık 'ücret', 3 milyon dolar transfer" gördüm.
Ne kendim gördüm, ne bir başkasına verildiği yerde yönetici oldum.
Bunlar çok anormal rakamlardı. Çok çok anormal. Çok çok mal.

Ve bu paralarla normal şeylerin olması, normal gazetecilik yapılması imkansızdı.
Medyaya patron olarak adım attıklarında, çok değerli gazetecilerle "iş arkadaşı" olan sermayedarların bir kısmı da, bu kadarını bilmezdi bir zamanlar.
Sonra;
Baktılar ki, bu tür adamlar da "bir nevi sermaye" dir; bastırdılar parayı, buldular karayı.
Medya kuruluşu satın alırken; sarı gazeteci yapıp patron boyası, fırçası olarak kullanmak üzere "adam da aldılar".
Ekmekler biraz böyle bozuldu.
Yazı işleri, yani mutfaklar da. Tabii size çıkan yemekler de. Bu paralar hiçbir yazının, hiçbir gazetecilik faaliyeti ve becerisinin, hiçbir medya yöneticiliğinin karşılığı olamaz. Bunlar karşılıksız, bunlar kalp, bunlar kalpsiz paralardır!
Tetikçilik, fedailik, yardakçılık, iş takipçiliği, yalakalık, aracılık, altta kalanı ezmecilik, paravanlık, iktidarlarla, iş dünyasıyla, reklamcıyla ense tokat yahut tekme tokat pozisyonlar için verilen paralardır.Patronların bu tür adamlar marifetiyle, çalışanları, gazeteciliği, demokrasiyi; hatta kendilerini, piyasacıklarını, rejimciklerini de zehirlemesidir.
"Emeğe saygı" duyacaksanız; hakiki emekçiler, az vasıflısı, çok vasıflısı, ama namuslusu yeterince vardır hepinizin oralarda!
cavbela
artık halk için gazetecilik diye bir anlsyış kalmadı. medyada gördüğümüz ulan bu adam nede güzel konuşuyor dediğimiz adamlar bir bakıyoruzki bu lazfalarıyla belli çevreleri etrafına çekmeye çalışıyor. bunun yanında ben öyle gazeteciler tanıyorum ki halk gazeteciliği adına: haber yaparken geçimini sağlayabilmek amacıyla extra bir işte de çalışıyor.
mr.emre
Kedi vs. Ciğer

anladın sen onu
palavra
mr.emre wrote:
Kedi vs. Ciğer

anladın sen onu


kedi-ciger teoremi her seye uygulanmaz

soruyu soylede sorabiliriz
-ben o adamin yerinde olup o parayi almak istermiydim

cevap1= hayir ben sadece para icin yanlis olduguna inadigim bir isi kesinlikle yapmam

cevap2=su anda elemanin durumu hic parlak degil buyuk ihtimallle "hey gidi iyi eski gunler" deyip hayiflaniyordur.
maliye ile karsi karsiya kalmak hic bir kisiye ve sirkete iyi gelmez .
anladin sen onu Cool
palavra
Quote:
Ne başbakan, ne de cumhurbaşkanı... Türkiye'de genel yayın yönetmeni olmak varmış... Bu maaş dudak uçuklattı...


Ne başbakan, ne cumhurbaşkanı... Türkiye'de bir gazeteye genel yayın yönetmeni olmak varmış...

Neden mi? Başbakan Erdoğan'ın 2006 yılındaki ortalama maaşı 7 bin 690 YTL, Cumhurbaşkanı Sezer'in maaşı ise 14 bin 150 YTL'ydi...

Peki bir genel yayın yönetmeni ne kadar alıyordur dersiniz? Tahmin edin... 20 bin YTL mi, 50 bin YTL mi?

Bu rakamları düşündüyseniz...
Bilemediniz...

110 BİN YTL'LİK KOLTUK

Bir genel yayın yönetmeninin maaşı tamı tamına 110 bin YTL... Var mı bu parayı alan derseniz...

İşte örnek!

Sabah'ın Genel Yayın Yönetmenliği'nden istifa eden Fatih Altaylı...

Altaylı'nın istifasının ardından ortaya çıkan sözleşmesindeki bu rakamı görenlerin dudakları uçukladı. Çünkü Altaylı, genel yayın yönetmenliği için her ay tamı tamına 110 bin YTL (110 milyar lira) alıyordu.

Her ay küçük bir servet... Ya da her ay orta halli semtte bir daire... Her ay hesaba yatan bu para ile neler alınacağını varın siz hesap edin...

YILDA 1 MİLYON 320 BİN YTL

Biraz daha hayal gücünüzü kullanıp yıllık kazançtan da hesap yapabilirsiniz... Her yıl 1 milyon 320 bin YTL... Neler yapılır dersiniz... Yakında bir gazete de Fatih Altaylı açabilir mi? Olur mu olur...


eskiden anne-babalar cocuklarinin pasa olmasini istermis
sonra bu futbolcuya dondu
yeni nesil herhalde gazeteci olmak isteyecek.
cihan
Basın ve Demokrasi

Basın, demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarındandır. Çünkü halkın yaılan işlere ilişkin yegane bilgi kaynağıdır basın. Basın bir anlamda, halk için hem en kolay ulaşabileceği bir bilgi kaynağı hem de yönetime karşı bir denetim aracıdır. Bu nedenle basının özgür olması çok önemlidir. Bu nedenle basın mensuplarının topluma karşı sorumlulukları büyüktür. Basın suçu işleyenlerin cezaları ağır olmalıdır diye düşünüyorum.

Murat, 24 Mayıs 2007
__________________
palavra
cihan wrote:
Basın ve Demokrasi

Basın, demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarındandır. Çünkü halkın yaılan işlere ilişkin yegane bilgi kaynağıdır basın. Basın bir anlamda, halk için hem en kolay ulaşabileceği bir bilgi kaynağı hem de yönetime karşı bir denetim aracıdır. Bu nedenle basının özgür olması çok önemlidir. Bu nedenle basın mensuplarının topluma karşı sorumlulukları büyüktür. Basın suçu işleyenlerin cezaları ağır olmalıdır diye düşünüyorum.

Murat, 24 Mayıs 2007
__________________


cok guzel bir tarif olmus,saglikli bir demokrasinin olmazsa olmaz unsurlarindan biri basindir
butun sosyal bilim kitaplarinda dorduncu kuvvet olarak gecer
gerci bizde enaniyet in ve bencilligin basini dondurdugu bir kisim basin mensubu hayir biz birinci kuvvetiz derler

bunlardan biri yillar once zamanin basbakanina gozdagi vermek icin
asker bizi okuyarak darbe yapar demisti.

basin bu kadar onemli oldugu icin avrupa ulkelerinde ve abd de basin cok net ve ciddi kanunlarla korunmakta ve denetlenmektedir.
bu yuzden de oralarda basinin ve basin mensuplarinin bir sayginligi,tercih hakki , kendine guveni vardir.patronlarin -buyuk olcude- gazetelerin ve televizyonlarin yayin akisina mudahele etmesi dusunulemez bile.

bizde patron ne derse o olur.gazeteci patronun cikarlarini korumak icin egitilmis bir fino gibi ,yerine gore bir kurt gibi davranir.
haber degeri olan bir cok sey , vakti gelince santaj malzemesi olarak kullanilmak icin bir kosede bekletilir.

gazeteciler icin cok fazla bir alternatifte olmadigi icin (bir buyuk basin grubu ve uc bes kucuk basin grubumuz var ) patronun sozunden cikamaz.
geyikkutuphanesi
demagoji yapıyolar Laughing
ne kelime ama... Hiç bişe bilmiyosan bunu söyle
Related topics
Kitaplarımızı paylaşalım mı?
Atatürk'ümüz için DEV Arşiv
Basına Güveniyor Musunuz?
Öğrencilerin sınav Sorularına Cevapları KOMİK
Ermeni yalanlariyla savasan pakistanli em.general
Hrant dink öldürüldü
SÖZDE ermeni soykırımı ile ilgili
Ertugrul Ozkok un korkusu
Tarihteki esrarengiz olaylar...
29 Nisan 2007 Cumhuriyet Mitingi
Dünya, "Mumia'ya Özgürlük" için alanlarda
Şener...
İlk 20'deki tek Türk takımı
cankaya sofralari
Reply to topic    Frihost Forum Index -> Language Forums -> Turkish

FRIHOST HOME | FAQ | TOS | ABOUT US | CONTACT US | SITE MAP
© 2005-2011 Frihost, forums powered by phpBB.