| Quote: |
| GİRİŞ
Influenza virüsleri klasik olarak grip etkenleridir. Influenza virüsünün A, B, C olmak üzere 3 değişik antijenik tipleri mevcuttur. A tipi en önemli ve en sık rastlanan Influenza virüsüdür. Influenza A insanlarda,kuşlarda, domuzlarda, atlarda, deniz ayılarında, balinalarda ve başka hayvanlarda enfeksiyona neden olurken genellikle vahşi kuşlarda enfeksiyona neden olmaz.B ve C antijenik tip influenza virüsleri ise sadece insanlarda enfeksiyona yol açarlar. Kuşları enfekte eden A tipi influenza virüslerine avian influenza virüsleri denmektedir. Tüm kuş türleri enfeksiyona duyarlıdır. Ancak evcil kümes hayvanlarında hızlı yayılan salgınlara neden olmaktadır. Vahşi kuşlar enfeksiyon etkenini bağırsak sisteminde taşımalarına rağmen genellikle hastalık belirtisi göstermezler. Hastalığın kıtalar arasında yayılmasında rol oynamaktadırlar. Avian influenza, halk arasında tavuk vebası veya kuş gribi olarak da bilinir. Hastalık kuşlarda iki farklı formda görülür. Orta şiddette hastalığa neden olan formunda yumurta üretiminde azalma ve tüylerde kabarma ve dökülme görülürken, yüksek derecede patojenite (hastalandırıcılık etkisi) gösteren formunda ise hasta hayvanlar arasında son derece hızlı bir yayılım görülmektedir. Ölüm oranı %100 civarındadır. Bu tip hastalık ilk olarak 1878 yılında İtalya'da tanımlanmıştır. Hastalandırıcılık etkisine göre değişmekle birlikte, yüzey proteinlerindeki faklılıklar nedeniyle kanatlı hayvan türlerinden izole edilen bir çok serotip bulunmaktadır. Influenza A virüslerinde bilinen 16 farklı Hemaglutinin (HA) ve 9 farklı Neurominidase (NA) tipinin varlığı söz konusudur. HA ve NA proteinlerin bir çok farklı kombinasyonlarda bir araya gelmesiyle bu serotipler oluşmaktadır. Bilinen bütün yüksek patojenite özelliğine sahip salgınların influenza A virüsünün H5 ve H7 tiplerinden kaynaklandığı bildirilmektedir. Bu alt gruplardan hepsi kuşlarda bulunurken insanlarda sadece üç tip HA (H1,H2,H3) ve iki tip NA (N1,N2) proteinlerini ihtiva eden virüslerle enfeksiyon oluşmaktadır. Ancak virüsün yapısal değişiklikler sonucu diğer serotiplerinde insanda enfeksiyon yapmaya uyumlu hale gelebilmesi mümkündür. Bunu kanıtlayan ilk bulgular 1997 yılında bazı salgınların insanlar arasında da görülmesiyle elde edilmiştir. 1997 de Hongkong'da 18 H5N1 vakası görülmüş altısı ölmüştür. 1999 yılında H9N2 iki hastada görülmüş ancak ölüm olmamıştır. 2003 yılında Hollanda'da tavuk çiftliği çalışanlarında 80 H7N7 vakası görülmüş, bir vaka ölmüştür. BULAŞMA YOLLARI VE GÖRÜLME SIKLIĞI a. Kuşlarda Hasta kuşlarda; virüs tükürükte, burun akıntısında ve dışkıda bulunur. Virüsün en çok bulaşma şekli dışkının doğrudan veya besinlerin kirlenmiş haliyle ağızdan alınması (fekal-oral) ile olmaktadır.Virüsün hava yolu ile taşınması bir kaç kilometre ile sınırlıdır.Ayrıca hastalık böcekler, kan emici sinekler ve kemiriciler vasıtasıyla enfekte hayvanlardan duyarlı olan hayvanlara mekanik olaraktan da bulaşabilir. Tavuktan yumurta yoluyla civcive geçiş şeklindeki bulaşma hakkında kesin kanıt bulunmamakla birlikte, hasta hayvanlardan elde edilen yumurtaların kabuklarında etkenin varlığı gösterilmiştir. Kuluçka süresi birkaç saat ile 2-3 gün arasında değişebilmektedir. Virüse ve kuş tipine göre değişen şiddette hastalık belirtileri ortaya çıkar. Özellikle H5 ve H7 türleri geniş yayılımlı hastalığa neden olabilir ve tavuk, hindi gibi evcil kuşlarda son derece ölümcüldür. Son yapılan araştırmalar, virüsün esasen düşük derecede hastalık yapıcı etkiye sahip olduğu, ancak kanatlı popülasyonu arasındaki kısa süreli dolaşımı ile genetik değişime uğrayarak yüksek derecede hastalandırıcılık etkisi kazandığı yönünde şekillenmektedir. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) 1983-1984 salgınında H5N2 virüsü başlangıçta düşük bir ölüm hızına sahipken, altı ayda yüksek bir patojenite kazanarak yaklaşık % 90'larda seyreden bir ölüm hızına ulaşmıştır. Bu salgında, kontrol için ABD'de yaklaşık 65 milyon dolar değerindeki 17 milyon kanatlı hayvan itlaf edilmiştir. İtalya'daki 1999-2001 H7N1 influenza A alt tip epidemisinde de başlangıçta düşük patojenite gösteren virüs, 9 ay içinde genetik değişime uğrayarak yüksek patojenite kazanmıştır. Bu salgında yine 13 milyon kanatlı hayvanın bir kısmı ölmüş, bir kısmı da itlaf edilmiştir. Asya kıtasında 8 ülkede (Kamboçya, Çin, Endonezya, Japonya, Laos, Güney Kore, Tayland ve Vietnam) 2003 yılı sonu ile 2004 yılı başlarında H5N1 influenza A epidemisi görülmüş, 100 milyondan fazla kanatlı hayvan salgının kontrol edilebilmesi için itlaf edilmiştir. Mart 2004'de salgının kontrol altına alındığı bildirilmesine rağmen Haziran 2004'de halen H5N1 enfeksiyonu nedeniyle ölümlerin görüldüğünü bildiren ülkeler olmuştur. Ağustos 2005 tarihinde Rusya ve Kazakistan'da Ekim 2005 Romanya ve Türkiye'de hastalığın görülmesi H5N1 nedenli salgının halen devam ettiğini göstermektedir. b. İnsanlarda Kuş Gribi virüslerinin kuşlar ve domuzlar dışındaki türlerde hastalık yapmadığı düşünülürdü. Influenza virüsleri çok kolay genetik değişikliğe uğrayabilmekte, bu sayede de daha önce insanda enfeksiyona neden olmayan türler insanları hasta ederek kolaylıkla insanlar arasında yayılabilmektedir. Az da olsa influenza A (H5N1)' nın insandan insana bulaştığı salgınlar 1997' de Hong Kong' da ve 2003' te Hollanda' da görülmüştür.Vietnam'ın kuzeyinde 2004 yılı Ocak ayında şiddetli solunum yolu enfeksiyonu ile seyreden bazı vakalar görülmüş ve yapılan laboratuvar incelemelerinde etkenin avian influenza A H5N1 olduğu belirlenmiştir.Fakat bu ikincil vakalar bir bulaşma zincirine ya da geniş salgınlara yol açmamıştır. Bu deneyim Kuş Gribi virüslerinin sınırlı bile olsa insandan insana bulaştığını göstermiştir.Avian influenza virüsünün, mutasyonla insanlara yönelik olarak da patojenite kazanabileceği ve salgınlara yol açabileceği ifade edilen bilgiler arasındadır. Hastalığın insanlara bulaşması, enfekte hayvanlara veya enfekte hayvanların dışkı, burun salgıları vb. materyalleri ilebulaşmışyüzeylere temas sonucu yada bu materyallerden havaya karışan virüslerin solunması ile olabileceği belirtilmektedir. Kuş Gribi insanda görüldüğünde tipik grip (Influenza) benzeri semptomlar gösterir (ateş, öksürük, boğaz ağrısı ve kas ağrısı). Göz enfeksiyonları, zatürre, akut solunum yetmezliği gibi şiddetli ve hayatı tehdit eden kötü gelişmeler de görülebilir. Avian influenzanın alt tiplerinden H5N1, hızlı bir şekilde genetik değişime uğraması ve diğer türler için enfekte edici nitelik kazanması nedeniyle daha ciddi görülmektedir. H5N1 yüksek patojeniteli salgınların kaynağıdır. Aralık 2003 ortalarında Kore'de ve diğer Asya ülkelerinde özellikle halk sağlığını tehdit eden etken olmuştur. H5N1 alt tipi 1997 yılında insanları direkt enfekte etmiş ve 2004 yılı Ocak Ayı'nda tekrar ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle H5N1 alt tipi insanlar için daha büyük bir tehdit unsuru olarak görülmektedir. Bu yılın başlarında ABD' de görülen salgının etkeni avian influenza A'nın H5N2 serotipi olarak belirlenmiş, ancak, bunun Asya'da görülen serotiple bir bağlantısının olmadığı bildirilmiştir. Tüm influenza virüsleri genetik değişime uğrayabilir. Avian Influenza A virüsünün de genetiğinde değişme ihtimali bulunmaktadır. Bu değişim gerçekleşirse insanlarda enfeksiyon yapabilir ve insandan insana kolaylıkla yayılabilir. İnsanlarda bu virüse karşı bağışıklık olmadığı düşünülürse bir pandeminin (kıtalar arası salgın) görülme olasılığı vardır. |
selim06=kusura bakma alıntıya çevirdim.
